1 Mayıs

Yarın 1 Mayıs. Üniversite solcusu Mervesu’lar, Deniz Gezmiş’in arkadaşı olduğunu iddia eden aylardır duş almamış kart komünistler, Mercedes ile dolaşan sendika başkanları, Dostoyevski okuyarak “ilerici, aydın, halkların kardeşi” olduğunu sanan Kürtler kısacası işçi olmayan herkes güdülenmiş bir şekilde Taksim’e gitmeye çalışacaklar.

60 yıldır aynı olan Sovyet ezberi, işçilikle alakası olmayan “Yaşasın” ile başlayıp “Kahrolsun” ile biten kokuşmuş sloganlarını kart sesli bir hatunun önderliğinde bağıracaklar. İçlerinde Berkin’in ağabeyleri olan DHKP-C’li teröristler, KCK’dan paçayı kurtarmış Kürtler, babasının okusun diye gönderdiği üç kuruş parayı boyaya, pankarta harcayan hayatının sadece üniversite döneminde sosyalist takılacak olan zibidiler, ibneler, lezbiyenler, travestiler,… yani yeryüzünün “öteki postası” olan itelenmiş, örselenmiş, adam olamamış tüm iğrenç yaratıkları yarın bağıra bağıra komünizmi getirebileceklerine inanarak yürüyecekler.

Benim polislere naçizane bir önerim var. Ellemeyin bunları. Bırakınız yürüsünler, bırakınız bağırsınlar. 167 parçaya bölünmüş bu komünist gruplar emin olun daha Taksim’e varamadan flamalarını birbirlerine saplamaya kalkacaklardır. Bunlar kolektivizmi savunsalar da kolektif olarak tuvalete bile gidemezler. Her yıl yaşadığınız o hengame tamamen sizlerin yüzünden. Bunlar senkronize slogan bile atamayacak durumdayken siz dikiliyorsunuz karşılarına ve o saatten sonra DHKP-C, ÖDP, ÖSP, HDP, TKP, KP, PKK, KVK, KYK, DİP, İP, EHP, ESP, HKP,…….. kalmıyor. Hepsi birden 70 yıldır sizi Mussolini’ye çalışan gizli bir birlik olarak görüp “Faşizme karşı omuz omuza.” diye böğürüyorlar. Halbuki ellemeseniz onlar zaten birbirlerini yiyip bitirecekler.

Üstelik dövüyorsunuz daha çok azıyorlar. Siz olayı çözememişsiniz galiba. Bunlar dayak yedikçe ezildiğini sanan, ezildikçe daha feci komünist olduğuna inanan, bununla birlikte yediği dayak oranında rütbe atlayan, “Faşistler saldırdı yoldaş” demekten kıvanç duyan bir kitle. Bu adamlara rütbe atlatmayın, bunları döverek onurlandırmayın.

“Sen işçi haklarından ne anlarsın, pis faşist.” diye içinden geçiren sevgi pıtırcıklarına sadece şunu söylemek istiyorum. Türkçülerin lideri, bizim her daim gerek resmi gerek gayri resmi liderimiz sıva ustalığı yaparak hayatını idame ettiriyor.

Bizim aslan gibi işçi liderimiz var. Sizin hangi partinizin genel başkanı, hangi sendikanızın başkanı işçi de işçinin hakkını hukukunu savunduğunuzu iddia ediyorsunuz?

“1 Mayıs’ın sizin için hiç mi önemi yok kardeşim?” diye soranlara ise vereceğim cevap şudur: 1 Mayıs bizim için tabi ki çok önemli. Çünkü 3 Mayıs’a iki gün kalıyor.

Neyse, yarın çekirdeklerimizle birlikte ekran başında yerlerimizi alacağız. “Mana”nız bol olsun.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone