Holiganizm!

KemalOnalir

Mevcut durumda Türk milletinin başına bela olmuş 4 musibet sayıyorum. Bu belalar Anadolu Türkleri için geçerli olup, şahsi gözlemimdir.

Bunların ilk üçü; Ahlaksızlık,  Partizanlık ve Mezhepçiliktir. Bunların dışında bir de Holiganizm dediğimiz bir durum var. Eskiden İstanbul takımları arasında daha çok görülen bu hadise günümüzde bütün yurda yayılmış durumdadır.

Geçen yıl Mayıs ayında aramızdan ayrılan Halil İçen kardeşimizi, Galatasaray ile Beşiktaş arasında oynanan bir maçın gecesinde kaybetmiştik. Failleri sarhoş holiganlardı. Henüz okulunun 2. sınıfında, sırf baktı diye canını aldılar.

Futbol bütün dünyada en çok izlenen spordur. Bu sporun veya şovun, Türkiye ayağında dönen paraları Turan İlhan, Ötüken dergisinde yazmıştır. Dünya ölçeğinde ise harcanan paraların haddi hesabı pek mümkün değildir.

Dünyadan ziyade ülkemize bakalım.

Ekonomik boyutundan ziyade sosyal boyutuyla inceleyeceğiz. Her şehrin, büyük şehirlerin küçük mahallelerinin takımları var. Bu takımlara da taraftar olan insanlar mevcut. Fakat ‘vur’ denilince ‘öldüren’ millet olduğumuz için bunun bile ayarını tutturamıyoruz.

İki komşu mahallenin taraftarları bile kanlı bıçaklı kavga halinde. ‘Sebep ne?’ diye sorulunca da ‘Semt derbisi’ diyorlar. Komşu illerin takımları aynı durumda. Birbirleriyle maç yapılacak olsa kavga gürültüden şehre girilemiyor.

Adına Holigan denilen, beyninin bir kısmı çalışmayan bir zevat var. Bunların hayatı iki renkten oluşuyor ve tek sohbet konunuz bu iki rengin temsil ettiği takımın durumu oluyor. Beyninin çalışan kısmında bu takımdan ziyade pek bir şey bulamıyorsunuz.

Bunlar bir futbol kulübü için kavga etmekten, boğazı çatlayana kadar bağırmaktan, parasını, enerjisini ve zamanını harcamaktan zevk alıyorlar. ‘Peki, sana ne faydası oluyor?’ diye sorarsanız ‘Çok seviyorum’ mazeretinden başka cevap alamıyorsunuz.

Karşı tribünden maçı izleyen, soyu, dili, dini bir olan adama ağıza alınmayacak küfürler etmekten çekinmiyorlar. Bu adamları dışarıda denk getirince, dövmekten, gasp etmekten hatta öldürmekten aynı derecede çekinmiyorlar.

İki grubun birbirine saldırmasının tek nedeni farklı renk atkılar takıyor olmaları oluyor o kadar. Ortada elle tutulur, gözle görülür başka hiçbir sebep yok.

Adına ‘deplasman otobüsü’ dedikleri bir başka rezillik daha var. Bu otobüslerde esrar, alkol başta olmak üzere daha türlü rezillikler yaşanıyor. İnsanlık fıtratına ters şekillerde seyahat ediliyor. Ve bütün bunların adına ise ‘Sevda’ deniliyor.

Birileri çıkıp bunları eleştirdiği zaman da ‘Siz anlayamazsınız’ şeklinde bilgiçlik taslanıyor.

Bu durumlar bir süredir basketbol maçlarına da taşınmaya başlandı. Bu beyin tutulmasının önüne geçilmesi gerekiyor. Her derdin devası olan ve adına ‘Milli Bilinç’ dediğimiz bir ilacın bu illetin tedavisi olacağını düşünüyorum.

İçinde vatan hainliği olmayan hiçbir gerekçe iki Türk’ün birbirine sövmesine, birbirini öldürmesine veya dövmesine bahane olamaz. Bunu hiç kimse unutmasın.

Şunu da aklınızın bir yerine not edin; parasını, sağlığını, enerjisini, zamanını harcayan sizlersiniz fakat 10 gol yediği maçtan sonra bile barlarda gezen sizin oyuncunuz.

Futbol seyirlik bir şovdur. 1,5 saat oturup izlemek bile zaman israfıdır. İlla izleyecekseniz, bari yukarıda yazdığın durumları göz önünde bulundurup izleyin. Bu memleketin bir futbol arması uğruna kaybedecek hiçbir şeyi yoktur. Hele ki gençleri hiç yoktur.

Futbola ve onun holiganlarına verdiğimiz kurbanlardan olan Halil İçen’i saygı ve rahmetle yâd ediyorum. Holiganlık seviyesinde taraftarlık yapan Türkçüler, Halil İçen’i unutmasınlar.

Sevdanın en büyüğüne değen tek şey Türklük’tür. Onun da derdi çoktur.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone