3 Mayıs Türkçüler Günü

Şahıslar gelir, gider. Yabancı kaynaklı pek çok fikir parlar ve söner. Teknolojik bir gelişme bir devri kapatır, diğerini açar. İnsanlar, toplumlar değişir; kimisi yok olmaya yüz tutar. Geçmişte gördüğümüz, bugün görmekte olduğumuz ve gelecekte göreceğimiz ne varsa hepsi geçicidir. Biri hariç: Türklük. Ebedi Başkomutan’ın ifade ettiği gibi, “Taş kırılır, tunç erir ama Türklük ebedidir”.

Türklük var oldukça mutlaka var olacak yegane düşünce de Türkçülüktür. İster 10 milyon kişi olsun, ister tek bir kişi, Türkçülük de her devirde mutlaka yaşayacaktır. Bu nedenledir ki taviz vermeye de ihtiyacı yoktur. Bir kere millet davasını savunan düşünce taviz vermeyi şerefsizlik saymalıdır. Kırım’dan mı vazgeçilecektir? Kerkük mü unutulacaktır? ABD’nin eli çok güçlü, teröre mi taviz verilecektir? Hocalı soykırımını anmak Ermeni dostlarınızı rencide mi edecektir? Bütün bunlar Türkçü olmayanların gündelik dertleridir. Türkçüleri alakadar etmez.

Türk’üm demekten bile çekinen, “Aman efendim, Türkçü demeyelim, bölünürüz, milliyetçi diyelim” kaygısıyla hareket edenleri biz neden Türkçü sayalım? Bir kimse Türkçülüğü bölücülük sayıp hem de Türkçü olabilir mi? Olamaz. Dünyada üzerinde böyle bir anlayış olduğunu sanmıyorum: Komünistim deyip bölücülük yapmayalım ama asıl Komünist benim… Liberalizm öcüdür, kötüdür ama gerçek Liberal benim… İslamcılık yanlıştır ama gerçek İslamcı benim… Vesaire…

Türkçü olmadığı halde Türkçülüğün tanımını yapmaya kalkan tuhaf tipleri, bilgeliğini yalnız kendi bilen uluları (!) yazmıyorum bile.

Siyaset ancak böyle tuhaf düşünceler meydana getirebilir. Onun içinde yalan vardır, hile vardır, aldatma vardır, oyunu kurallarına göre oynamak için her türlü tavizi vermek, şahıs ve grup odaklı düşünmek vardır. Taviz vermek, kendinden vermektir. Kendinden vererek ancak tükenirsin. Şimdi düşünün: Türkçünün taviz verme hakkı var mıdır? Asla!

Türkçü taviz verirse, bütün bir milletin geçmişi, bugünü ve geleceği ondan hesap sorar.

Türkçülerle alay edenler vardır. Bir bakarsınız, biri filanca siyasi partinin klimalı serin odasında, önünde kahvesi ve bilmem kaç bin liralık takım elbisesiyle içten değilse de dıştan parlamakta, Türkçülere “Kafede çay için” gibi ifadelerle budalaca seslenir. Bir başkası vardır, Türkçülerin düzenlediği kurultayları siyasi kaygılarla mizah malzemesi haline getirir. Masasının sağ yanında bir peçetelik, sol yanında sivilceler için krem, bilgisayarında bir photoshop programı ve çirkeflik, yalnız çirkeflik… Dahası, hiçbir mücadeleye katılmayıp “Teşkilatlar birleşene kadar ben yokum” diyen romantiklerimiz vardır. Zannederim onlar da büyük mücadeleler altında birleşip kendilerini başbuğ ilan etmemizi beklemektedir. Ne var ki biz Türkçüler mehdi, mesih beklemiyoruz.

En kötüsü de Türkçülerin emeğiyle okuyup veya iyi bir okul kazanıp sonra onları unutan, hatta tepeden bakanlardır. İlk fırsatta Türkçülere saldırır, onları eleştirir, güya aydınlığa ererler. Ya kendileri artık çok iyi bir Türkçü olmuştur ya da artık iyi Ermeniler, güzel Araplar, şirin Kürtler vardır: “Ya kardeşim Türkçüler de ellerinden gelse Ermenistan’a atom bombası atacak”. Böylesini Dede Korkut’un ifadesiyle Tanrı kargamıştır, biz dahi kargarız. Böylece gün yüzü göremezler.

Makam, mevki elde edince en büyük sınavınız başlar. Ya oturduğunuz deri koltuklar sizi de kaplayacak ve kibirli bir adam haline getirerek milleti, devleti ve bütün dünyayı kendiniz için yaratılmış sanacaksınız ya da kendinizden taviz vermeyip gönüllere yerleşmeye başlayacaksınız. Asıl makam, asıl mevki, esir Türk yurtlarındaki güzel çocukları gönüllerindedir. Dünya tek bir nefes kadardır, ölüm bir gün herkesi gelip bulacaktır. Beden toprağa karışıp çürümeye başladığında unutulup unutulmayacağınızı makamınızın mevkisi belirler. Bilge Kağan gibi, Baybars gibi, Timur gibi, Fatih gibi, Mustafa Kemal gibi, Atsız gibi gönüllerde yaşarsanız ölümsüz olursunuz.

Türkçülükten taviz vermeden hizmet edenler, bulundukları makama dönüşmezler, bulundukları makam onlara dönüşüverir. Tonyukuk bir vezir değildir, vezirlik makamında olanlara Tonyukuk gibi ol, temennisinde bulunuruz. O makamın kendisidir Tonyukuk.

3 Mayıs Türkçüler Günü kutlu olsun.

Tanrı Türk’ü korusun!