3 Mesele

Meclisin ve dolayısıyla Türkiye’nin gündemi halen aynı. Günlerdir televizyondan ve medyadan olan biteni takip ediyoruz. Gerçekten önemli olan, detaylarının bilinmesi gereken şeyleri, teveccüh gösterip okuyan insanlara aktarmak istiyoruz. Fakat izlediğimiz ahvalden, asıl konuya geçiş yapmak bir türlü kısmet olmuyor.

Aslında bu durum ve yaşananlar yapılmak istenilen değişikliklerin mahiyetini anlamanın farklı bir yolu. Sonuçta ağzında düdük, elinde direksiyonla bir aşağı bir yukarı koşan birisinden, hiçbir mahalle sakini ortalama bir insanın davranışlarını beklemez. Bu hareketleri yapan kişi ‘meczuptur’ yaptığı hareketlerde onun için normaldir. Lafın tamamı aptala anlatılır sözü hükmünce bu bahsi kapatıyorum.

Dün gece yine ortalık panayır yeri gibiydi. Meclis başkanının ısrarla boşaltmaya çalıştığı o alan yine boşalmadı, oy kullanma sırasında türlü rezillikler yaşanmaya devam etti. Gelecek günlerin büyük rezilliklere gebe olduğunun habercisi olan bir iki olay da yaşandı.

Meclis’de çıkan kavgada AKP’li Fatih Çelik’in burnu kırıldı. Akşamına ameliyat etmişler. Bundan daha ayıp olanı ise birbirinin tadına bakan vekillerimiz var.

Ben evimde kedi besliyorum. Sokaktan aldım, daha 3 aylık. Hareket eden her şeye saldırıyor. Her şeyi ısırıyor, deli gibi koşturup duruyor. Meclis TV’yi izlerken onunla ilgilendiğim zamanları anımsıyorum. Bizim vekillerde hareket görünce saldırıyor, yumrukluyor hatta ısırıyor. Hepsini anladım da meclis kürsüsünü kırmayı nasıl becerdiler halen anlayabilmiş değilim. Benim kedi bunlar eftal, en azından kırıp dökme huyu yok.

İşte bu adamlar anayasa yapmaya, memleketin rejimini değiştirmeye çalışıyorlar. Biz de merakla takip ediyoruz. Bunların yapacağı yasayı, değiştireceği rejimi hesap edin.

***

Bir Bülent Arınç vardı. Meclis kürsüsüne vura vura, ‘Kürtçe tabela verdik, konuşma hakkı verdik, gerekirse anadilde yani Kürtçe eğitim hakkı da vereceğiz’ diyerek dün kırdıkları kürsüyü dövüyordu. Devletin en önemli sırlarını barındıran Kozmik Oda’nın kapılarını Fetullahçılara ardına kadar açıyordu. Çözüm sürecinin en önemli savunucuydu.

Hani şu her söylediği manşet olan, Başbakandan sonra muhalefet liderlerinden bile önce ana haberlerde söyledikleri aktarılan Bülent Arınç.

Sahi, nerede şimdi?

Bir de Efkan Ala vardı. Kutadgu Bilig diyemeyen, 500’ü hariç tim MİT elemanlarının FETÖ’cü çıktığını itiraf eden. 81 ile emniyet müdüründen 74’ünün FETÖ mensubu olduğunu açıklayan. Peygamberin hata yaptığını ama kendilerinin hata yapmadığını iddia eden. 15 Temmuzdan sonra alelacele istifa eden.

Sahi, nerede şimdi?

Bir de Bülent Arınç’ın İ. Melih Gökçek ile alakalı bir ihbarı vardı. Ankara’da birçok araziyi FETÖ’ye tahsis etmiş. Biz değil Bülent Arınç söyledi. Bu memlekette sözü kanun olan adamdı.

Sahi, ne oldu bu iş? Soruşturma açacak savcı çıkmadı mı?

***

Bir muhalefet partisi lideri, vatan hainin birisinin sağlık sorunlarını diline doladı. Sırrı kendisine anlatmış, çok üzülmüş, bir kolaylık yapmak lazım diyor. Evinde yatsın, tutuksuz yargılansın diyor. Herkes tepki gösteriyor.

Yahu kardeşim, açın gözünüzü. Bu adam Tahir Elçi’ye başsağlığı dilemiş adam. O Tahir Elçi’nin yeğeni Fırat Çakıroğlu’nun katilinin avukatı. Halen ettiği her lafı gündem yapıyorsunuz. Biz bıktık siz bıkmadınız. Öküz altında buzağı, siyasetçi ağzında doğru arıyorsunuz.

Tekrar ediyorum, şapkayı önünüze koyun düşünün. Bu devran böyle sürmez, kendinize gelin.

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone