3. Sayı

slide_fullwidth

3. Sayı-  Ümitlerimiz Kırık Değildir.

Değerli Türkçüler;

Ötüken’in yeni sayısını takdirlerinize sunmanın gururunu yaşıyoruz.
Atsız Beğ’in son mücadele cephesini devraldığımızı ve en uzun soluklu Türkçü yayını devam ettirmek gibi zorlu bir işin altına girdiğimizin şuuruyla, elimizinden gelenin fazlasını yapmak azmiyle yolumuza devam ediyoruz. Türkiye’mizin, artık mide bulandıracak bir rezilliğe ulaşmış gündelik siyasi oyunlarından, kişilik erdemlerinden kopuk menfaatçi yorumlarından, küçük bir anlığına da olsa uzaklaşarak, Yüce Türk Milleti’nin ve Türk Dünyasının dertleriyle, meseleleriyle meşgul olmanızı sağlayabiliyorsak, hedeflerimizin büyük bir tanesine ulaşmışız demektir.
Değerli okurlar;
Ötüken, ucuz siyasetin, seviyesiz gündemleri yerine, Türk Dünyasının meselelerini, Türk Dünyasının temsilcilerinin ağzından duyurmayı ve anlatmayı, ilk sayısından itibaren ilke edinmiş bir Türkçü yayındır. Türkiye genelinde, her geçen gün bir yenisi açılan temsilcilik yerleşkelerimiz, Türkçü gençliğin çığ gibi büyüyen desteği ve her yeni sayıda biraz daha artan baskı sayımız, yaptığımız işten haklı bir gurur duymamızın ve azmimizin artmamızın en büyük kaynağıdır. Diğer bir neden de Türklüğün düşmanlarının gözüne batmış olmamız, gocuntuya benzer bir rahatsızlık vermiş olmamızdır. Türk düşmanlarını rahatsız etmeye devam ettiğimiz sürece, doğru yolda olduğumuzu bilecek, yolumuza daha da güçlü bir imanla devam edeceğiz.
Değerli Türkçüler;
Türk milliyetçilerinin sürekli büyüyen desteği ve Türk düşmanlarının sürekli büyüyen kini, alışık olduğumuz ve beklediğimiz tepkilerdi. Bütün bu normal gelişmelerin yanında, yine alışık olduğumuz fakat yine de hayret ettiğimiz bir düşmanca tavrı daha tespit etmiş olduk: Milliyetçi geçinenlerin haksız gocuntusu…
Ötüken’in çıkacağını duyurduğumuz anda başlayan karşı propaganda, iftira kampanyası, dedikodu furyası, yerini – bildiğiniz gibi- engel olma çalışmalarına terk etmişti. Atsız Beğ’in oğullarının da alet edildiği, kuduzca bir engelleme faaliyetiyle de uğraşmak zorunda bırakıldık. Karşı tavırların, azmimizi körüklemekten başka işe yaramadığını halâ anlamamış, küçük beyinleri bir türlü idrâk edememiş olanlar, bu girişimleriden de avuçlarını yalayarak pişman oldular. Ötüken’in ve Türkçü mücadelenin, bu türlü ayak oyunlarıyla engellenemeyeceğini anlamış olacaklar ki eski ve eskimiş yöntemlerine geri döndüler. Alternatif üretmek, ayrılık yaratmak, ikilik çıkartmak suretiyle Türkçülüğün bir ve bütün bir cephe olmasına engel teşkil etmek için yeni girişimler olduğunun bilincindeyiz. Ötüken’in kapağından sloganlar taklit edilerek, Ötüken yazarları rahatsız edilerek ya da Türk dünyasından yazarlarımızdan yazılar alınarak, Ötüken’in yayın ya da propaganda usulü taklit edilerek, olsa olsa taklit bir Ötüken çıkartılabilir. Mümkün olmayan şey ise, Türkçü olmayan bazı siyaset dansözlerinin Türkçüleri taklit etmesidir. Ahlâk yönünden eksik, soy bakımından kusurlu, kişilik bakımından arızalı, namus yönünden lekeli kimselerin, Türkçülük bakımından görecekleri muamele düşmanlık bile değil; olsa olsa acıma ve küçük görme olacaktır.
Değerli Türkçüler;
Yolumuza en büyük iman ve inançla devam etmekte, Atsız Beğ’in Türkçülüğün manifestosu sayılacak müthiş eserinde işaret ettiği ilkeler ışığında yürümekte ve son Türkçü de mücadeleye katılana kadar yerini tutmaktan vaz geçmeyeceğiz. Atsız Beğ’in o müthiş manifestosundan, Veda adlı makalesinden şu cümlelere dikkatinizi çekiyor ve sizi Ötüken’in yeni sayısıyla başbaşa bırakıyoruz:
“Ümitlerimiz kırık değildir. Uğrunda çalışanlar, ızdırap çekenler, ölenler bulundukça Türkçülük mutlaka muzaffer olacaktır. Yabancı hakimiyetler altında kırılan, sürülen milyonlarca ırkdaşımızın bulunması bize vazifemizin büyüklüğünü ve şerefini hatırlatsın. Zevk ve sefa içinde yaşamak, içkiyle dünyayı hoş görerek zevk kadınlarıyla mest olmak, şehvet içinde kendinden geçmek de vardır. İstiyen onu, istiyen berikini tercih eder. Hayat ve ölüm… Bunların ikisi de güzeldir. Fakat esas ve ebedi olan ölümdür. Öteki bir rüya kadar geçici ve aldatıcıdır. Büyük ve esrarlı kainatın sinesinde yatmak… İşte bizim nasibimiz budur. Bu nasibimizi almadan önceki kısa rüya aleminde kendimizi ölüm kadar ebedi bir fikre vermek ve o fikir uğrunda harcamak gibi yüksek bir ülküye kaptırmaktan şerefli ne olabilir? Bu ölüm bizi gayemize, Tanrı Dağında bekliyen ecdat ruhlarına ve bizzat Tanrıya kavuşturacak şanlı ve güzel bir ölümdür. Bu ölümün güzelliği ile içki ve şehvet içindeki hayatın çirkinliğini düşünmek hakikatı anlamaya da yardım edecektir…
Türkçüler!
Sıkı saflar halinde birleşerek ve başka her düşünceyi geride bırakarak, ateş yağmuru altında döküle döküle, fakat bir an durmadan Moskofa karşı Köprüköy taarruzunu yapan Türk alayı gibi ülküye doğru ilerleyiniz. Bu ilerleme sırasında düşenlere bakmak için bile bir an kaybetmeyiniz.
Tanrı Türkü Korusun!”

1509179_588694947878453_744232016_n

 

İÇERİK:

  1. Hayırlı Demokrasiler – Caner KARA
  2. Üç Büyük Türkçü – Taner ÜNAL
  3. Ordu Devletin mi Hükümetin mi Gücüdür? – Heydər Oğuz
  4. Oğuz Türk’ünün Azerîleştirilmesi – Alparslan Çehreganlı
  5. Gagauzlar: Dün, Bugün, Yarın – Yrd. Doç. Güllü Karanfil
  6. Kimlik Meselesine Medeniyet Ölçeğinde Bir Yaklaşım – Yrd. Doç. Alptekin Yavaş
  7. Yurtdışı ve Orta Asya’da Karahanlı Türkçesi Üzerine Çalışmalar – Yusufhan Güzelsoy
  8. Azerbaycan Türkiye (ŞİİR) – Ozan Elmir Abbasoğlu
  9. Türkçecilik Yönüyle Bir Türkçü: Ömer Seyfettin – Burak Kıyıcıoğlu
  10. Hamza Sadi Özbek – Emre Kizir
  11. Solidarist Korporatizm – Emir Yetiş
  12. İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yeni Bir Dönem mi? – Zafer Özbek
  13. Ahıska Marşı (ŞİİR) Mircevat Ahıskalı
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone

Yoruma kapalı.