30 Ağustos’un Sebebi

KemalOnalir

Fertlerin bir araya getirdiği toplulukların tamamı ‘millet’ olarak sıfatlanmaz. Milletin olabilmiş toplumların, dili, mazisi, kültürü ortaktır. İşte bu birikim her millete bir diğerinden farklı özellikler bahşeder.

Yahudiler milattan önceki ilk sürgünlerinden bu zamana kadar kaçarak yaşamışlardır. Korku ve sindirilme duygusu onlar için yaşam biçimi haline gelmiştir. Yahudi’nin tapusu olmaz. Yılda milyon dolarlar kazandığı dükkânı kiradır. Evleri, köşkleri, lüks araçları, yatları olmaz. Altın biriktirirler. Çünkü her an kaçmak zorunda kalabileceklerini düşünürler.

İngilizler tarih boyunca işgal edilmemiş olmanın küstahlığına sahiptirler. Bir kısım yamyamlara ve Hindistan’ın açlarına zorla öğrettikleri dilleri ile dünyayı yönettiklerini düşünürler.

Farslar dünyanın köprüsüne oturmuş insanlardır. İster Asya’dan Avrupa’ya ister tersi istikamete gidin İran topraklarından geçmek zorundasınızdır. Eski çağlardan bahsediyorum. Hâsılı bu gelip geçenler o kadar çok olmuştur ki Farslar ikiyüzlülüğü öğrenmişlerdir. İstediğiniz kadar adil bir yönetim sergileyin onların gözünde işgalcisinizdir. Fakat işgalci gibi davranmaz, sizinle iş birliği yapar hatta veziriniz olurlar.

Bize gelince, ilk devletimizi kuran kişi Mete’dir. Tunguzlar ve Çin’e tabii olan babasını öldürüp yönetimi ele almıştır. Türk Kara Kuvvetlerinin kurucusudur. Yani milattan önce 209 yılında kurulan ordumuzun ilk faaliyeti darbedir. Sonraki yıllarda bütün Türk boylarını bir araya getirmiş ve ömrünü bu birliği korumaya, Türklüğün baş düşmanı olan Çin’i kontrol altında tutmaya adamıştır.

Mete’den sonra torunları aynı iradeyi gösterememiş ve Çin yeniden güçlenmiştir. Çiçi Yabgu bu durumu kabul etmemiş tekrar mücadeleye başlamıştır. Batı’ya doğru göçen Türkler Atilla önderliğinde Avrupa Hun hanedanını kurmuş, kadim ve kutsal Roma İmparatorluğunun yıkılma sürecini başlatmışlardır.

Göktürk hanedanı Mete’nin Hun İmparatorluğunun gücünü tekrar diriltmiştir. Fakat bir süre sonra eski sorunlar tekrar baş göstermiş, Türkler 50 yıl Çin esaretinde yaşamıştır. İşte bu karanlık çağı bitiren Kürşad olmuştur. 40 askeriyle Çin sarayını basmış, kendi canını Türklüğün istiklali için sebil etmiştir. Bu özveri sonrası ikinci defa Göktürk Hakanları Türkleri yönetmeye başladılar.

Gel zaman git zaman Selçuk Beğ hanedanı ortaya çıktı. Selçuk Beğ’in torunu, dizinin dibinde büyüttüğü Alparslan, Sultanlar Sultanı Alparslan geldi. Türkistan hâkimiyeti için diğer Türk hanedanlarıyla çekişmekten yılmıştı. Türklere yeni bir vatan bulmak gerekiyordu. Amcası Çağrı Beğ’in yıllar önce gittiği ve çok sevdiği Anadolu’yu istedi. 26 Ağustos 1071 Cuma günü 100.000 kişilik Doğu Roma ordusunu aldı karşısına. 40 bin Türk vardı yanında. Mezopotamya’nın haşeratı mağarasından yeni efendisinin kim olacağını izliyordu. Romen Diogenes düşman ordusunun kumandanıydı. Savaştan sonra ayaklarının altına serdiler, dizleri üstüne çökerttiler. O kahraman kumandanlarına yıllar sonra Cengiz’in oğullarına vereceği emri verdi; ‘Anadolu bizimdir. Gidin istediğiniz yere oturun’

Aradan yıllar, Anadolu’dan Moğollar geçti. Kargaşa, anarşi, terör her yanı kapladı. Ertuğrul Gazi oğlu Osman Gazi bir karara vardı. ‘Hâkimiyetim altında olan beldelerde kendi hutbemi okutup, sikkemi vurduracağım’ dedi. Etrafındaki adamlar bu büyük ülküye inanacak kadar yürekli olmasa gerek cevaben; ‘Selçuk hanedanı baştadır. Bu beldelerde onlarındır’ dediler. Osman Gazi; ‘Ben Kayı boyundanım. Kayı’dan Han çıkarsa başkasına Han’lık düşmez. Üstelik bu beldelere herkesten evvel dedem Süleyman Şah gelmiştir.’ Kararlılığı ortadaydı, Anadolu’nun en küçük beyliğini kurdu. Fakat o beylik Osman Gazi ölüm döşeğindeyken Orhan Gazi’ye Bursa’yı gösterip fethini isteyen inanç sayesinde 600 sene sürecek bir devlet, imparatorluk oldu.

Fakat hiçbir saadetin ebediyete dek sürmeyeceği gerçeği tecelli etti. Aziz ve güzel İstanbul işgale uğradı. Çarpışarak geçemedikleri Çanakkale’yi masa oyunuyla geçip gelen düşman donanması Haliç’e demir attı. Arkasından İzmir, Hatay, Maraş, Adana, Antalya, Afyon ve Kütahya işgal edildi. Hiç kimsenin umudu yokken çakır gözlü bir kurt; ‘Geldikleri gibi giderler’ dedi. Kumandan olduğu halde ordusu yoktu. Silah alacak para, askere yedirecek ekmek, hayvanlara verilecek arpa yoktu. Fakat o bu halden bir hürriyet çıkarttı.

İşte her millet gibi Türk milleti de birikimini sağlamıştır. Türk’ün yüzyıllar içinde kazandığı huy, bağımsızlıktır. Tanrıkut Mete’den Gazi Paşa’ya kadar uzanan süreçte bugün büyük kahramanlar olarak andığımız şahısların ortak özelliği bu bağımsızlık sevdamıza hizmet etmiş olmalarıdır.

30 Ağustos’un sebebi Türk milletinin hamurundaki bağımsızlık aşkı, Mete’nin mücadelesi, Kürşad’ın feragati, Alparslan’ın cesareti, Osman Gazi’nin özgüvenidir. 30 Ağustos Türk milletinin binlerce yıllık mirasıdır.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone