93

YusufDuzgoren

Başbuğ Timur’dan önce Büyük Selçuklu İmparatoluğuyla, Timur’dan sonra ise  Osmanlı İmparatorluğuyla çağdaşı soydaşları arasında ve dünya devletleri arasında en şanlı zamanlarını yaşayan Batı Türkleri’nin en son kurduğu devlet Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Diğerlerine göre bir kaç özelliği vardı halen daha içinde yaşadığımız bu kutlu devletin. Yokluk içerisinde, dünyanın en büyük devletlerini dize getirdikten sonra, umudu, hevesi, beli kırılmış bir milletin son çabasıyla, son bir gayretiyle kurulmuştu. Türk milletinin asırlara, birlikte yaşadığı gayritürklere, içerisinde bulunduğu coğrafyaya rağmen karakterini kaybetmediğinin, özünden taviz vermediğinin bir ispatıydı bu devlet.

Asil milletimiz büyük başbuğlar yetiştirebilecek mayaya, yokluk içerisinde dünyayı dize getirebilecek karaktere, söz konusu vatan olduğunda geri kalan her şeyi teferruat addedebilecek bilince sahip olduğunu çağlar ötesindeki atalarına ve geleceğin fertlerine haykırarak bu yeni Türk devletini müthiş bir şevk ve ihtişamla ilan etti.

Sıfırı tüketmiş vaziyetteyken bile “Osmanlı bizim atamızdır” diyerek onun borcunu sahiplendi. Liderine inandı. Ergenekon cehenneminden bize çıkışı gösteren Börteçine’ye inandığı gibi liderinin peşinden gitti. 600 yıl dini hükümlerle yönetilen millete lideri “artık layik bir toplumuz ona göre” dedi ve millet daha bunun ne olduğunu bilmeden başbuğuna itaat etti.

Kocatepe’den bir Bozkurt gibi düşmana atılan bu lidere saygı ve sevgi o kadar büyüktü ki, lider milletine “Türk milleti çalışkandır” dedi ve Türk milleti çalışkan oldu, olmayan teknolojiyle kendi uçağını yaptı birde bunu dünyaya sattı.

Lider “Türk milleti zekidir” dedi ve Türk milleti dünyada parmakla gösterilen bilimadamları yetiştirdi, Hitler’den kaçan bilimadamlarına kucak açtı ve bilgisini daha da geliştirdi.

“Varlığımdaki yegane üstünlük Türk olarak doğmamdır” diyen büyük komutan, Türk milletine hizmet için aynı ataları gibi “gece uyumadı, gündüz oturmadı”.

O, tarih boyunca 120’den fazla olan Türk siyasi teşekküllerinden belki en şereflisini kurdu ve bize emanet etti. Bunu kurarken Türk gençliği zekidir, kendi kendini yönetebilir, ilmin fennin ışığında kendine layık yöneticileri seçebilir dedi ve yönetim şeklini demokrasi yaptı. Belki bu onun tek hatasıydı. Türk gençliği onun zamanındaki gibi kalmayacaktı. Bir kısmı Rusya özentisi olarak gayri-milli icraatler peşinde koştu. Bir kısmı başbuğun “aman ha” dediği şeyhlerin, şarlatanların eteğini öptü. Bir kısmı ise kişisel rantları uğruna dalkavuk oldu. Gençlik atasının güvenini boşa çıkardı ve yanıldığını göstererek onun kemiklerini sızlattı.

Halbuki o İstanbul fatihiydi, İstanbul’u ikinci kez kafirlerden temizlemişti, atalarımızın makus giden talihine Sakarya’da dur diyerek gerilemeye karşı taarruza geçmişti, Türk’e okumayı yazmayı öğreterek örnek bir öğretmen olmuştu. Türk gençliği ise onun emanetine sahip çıkamadı.

Bizler atalarına sadık, son başbuğumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan giden, kahpe çağın genç Türkçüleri olarak başbuğumuzun güvenini boşa çıkaran güruha rağmen onun adına onun emanetini ihya edeceğiz.

Tanrı Atatürk’ün ruhunu şad etsin. Batı Türklerinin son devletinin 93. kuruluş bayramı kutlu olsun!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone