Abdülhamit Han mı, Enver Paşa mı?

Cuma akşamı “Tarihin Arka Odası”nın TRT çakması olan “Tarih Sahnesi” adlı bir program yayına başladı.

Konuklar İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cezmi Eraslan ve Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil idi. Konu ise Sultan II. Abdülhamit…

Ahmet Şimşirgil çok beğendiğim “Kayı” serisinin yazarıdır. Osmanlı tarihini genel hatlarıyla, akademik dilden uzak, popüler yani herkesin zevkle okuyup anlayabileceği bir tarzda yazdı. Bence çok faydalı bir iş yaptı. Ancak Abdülhamit Han ile ilgili saçmalıkları şahsen beni Yakın Çağ tarihinden iğrendirdi.

Şunu bir türlü anlayamıyoruz. Tarihçi değil tarihin kendisi bir yargıçtır. Tarihçi olayları ve kişileri belgelerin ışığında, taraf tutmadan, (ilmi yettiğince) biraz da kendi yorumunu ekleyerek değerlendirir.

Tarihi olayları ve kişileri Kadir Mısıroğlu seviyesinde tartışmak, birbirine muhalif olmuş şahısları takım tutarcasına değerlendirmek bir türlü vazgeçemediğimiz bir huyumuz oldu.

Kişi ihanet etmediği sürece (Damat Ferit Paşa gibi) onu yerden yere vurmak kimsenin haddine değildir. Sonuçta, tüm bu karakterler bizim tarihimizin birer parçasıdır. Hatalarını ört bas etmek veya başarılarını abartmak kendimizi kandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Sultan II. Abdülhamit Han da vatanperver bir Sultan’dı, devleti kurtarmak için elinden geleni yaptı; Enver Paşa da vatanperver bir komutandı ve vatanı kurtarmak için elinden geleni yaptı, hatta bu uğurda şehit oldu.

Abdülhamit Han devleti ayakta tutmak için 33 yıl boyunca hiç bir padişahın kaybetmediği toprakları kaybetti; Enver Paşa vatanı kurtarmak için milyonlarca insanımızın ölmesine ve koca bir imparatorluğun Sevr’i kabul etmek zorunda kalmasına sebep oldu. (Allah’tan Atatürk ve arkadaşları vardı)

Ancak, Abdülhamit Han yerine Fatih Sultan Mehmet Han olsaydı da yapacak bir şey yoktu, ipin ucu çoktan kaçmıştı; Enver Paşa ihtilal yapmasaydı da devlet savaşa girecekti ve değişen bir şey olmayacaktı.

Enkazın altında kim kaldıysa birilerinin gözünde hep o suçlu oldu. Hepsinin hataları vardı. Mühim olan, bize yakışan bizim değerimiz olmuş bu tarihi karakterleri sürekli suçlayıp durmak değil onların hatalarından ve başarılarından dersler alıp geleceğimizi ona göre şekillendirmek olmalı.

Hep derim, geçmiş tarih ilminin geleceği şekillendirmek için kullandığı bir laboratuvardır. Dolayısıyla tarih geçmişin değil geleceğin ilmidir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone