Adil Türk Kızı Aysun Kayacı

YusufDuzgoren

“Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür”. Yani eşit imkanlara, hak ve özgürlüklere sahiptir. Anlaşılması kolay olsun diye manzarayı biraz küçültelim.

Dede yadigarı bir çiftliğiniz var. Bu çiftliği dedeniz zamanında gece gündüz demeden çalışarak, ter dökerek, yeri geldiğinde sakatlanarak almış ve ölmüş. Dedeniz o kadar gönlü bol insanmış ki, lütfetmiş ve çiftliğin eski sahiplerinin bile o koca arazide yaşamalarına izin vermiş. Sizle birlikte bir sürü insanın yaşadığı bu çiftliği de size bırakmış.

Aradan zaman geçiyor ve siz şöyle bir kural koyuyorsunuz: “Benim çoluk çocuğum, akrabalarım dahil, hiç kimsenin bu çiftlikte bir üstünlüğü yoktur. Burada yaşayan herkes birbiriyle aynı haklara sahiptir. Herkes çalıştığı ölçüde buradan pay alacak. Çiftliğin yönetimininde de eşitlik anlayışını esas kıldım. Artık herkes kendi yöneticisini kendisi seçecek. Herkes eşit oy hakkına sahip olacak ve belirli dönemlerde çiftlik yönetimini seçmek için seçimler yapılacak. Bunun için dileyen herkes aday olabilir.”

Dedeniz kanıyla, teriyle aldığı bu topraklarda doğru düzgün refah içerisinde yaşayamadan size miras bırakmış ve sizde bunu gidip başkalarıyla paylaşıyorsunuz. Sonra o kişiler aralarında birlik yapıyor ve bu toprakları sahiplenmeye kalkıyor. Aralarında en iyi yalan söyleyebilenler diğerlerini etkileyip çiftlik yönetiminde söz sahibi oluyor. Siz en ufak kural ihlali yaptığınızda sizi cezalandırabiliyor ama kendini destekleyen ailelere aynı yaptırımları uygulamıyor. Hatta bazı aileler kullandıkları elektriğin, suyun bile parasını ödemiyor, yönetim ise onlardan doğan bu zararın faturasını size kesiyor. Sizde halinizden şikayet etmeden “ne güzel demokrasi yahu” diyerek çoluk çocuğunuza işkence çektiriyorsunuz. Eşitsiniz ya işte, dedenizin uğruna canını verdiği bu çiftlikte başkalarının hatta dedenize kasteden ailelerin bile borusu zaman zaman sizden fazla ötüyor.

İşte eşitlik anlayışının Türkiye’nin asıl sahibi Türk milletine yaptığı budur. Bu durumun akılla, mantıkla, adaletle bir ilgisi yoktur.

Vicdana ve akla göre yorumlayacak olursak eşitlikte adaletsizlik vardır. Doğru bir düzen için adaleti hakim kılmak esastır.

Dün sövdüğümüz demokrasideki eşitliği adalet terazisiyle bir tartalım.

Günümüz dünyasındaki benim bildiğim tüm demokrasilerde herkes yönetimde bir oy ile söz sahibidir. Peki, ülkemizi ele alalım. Bu memleketin sahibi, dedeleri vatanın dört bir yanında düşmanla savaşarak şehit olmuş, vergisini veren işinde gücünde vatansever bir Türk vatandaşı da yönetime bir oyla katılıyor, Anadolu’nun köyünde siyaset bilmez, ekonomiden anlamaz gariban bir köylü vatandaş da bir oyla katılıyor, siyasetin kitabını yazmış, bilmemne üniversitesinde siyasal bilgiler profesörü bilim adamı da bir oyla katılıyor, devlet düşmanı, Türk lafına dahi garezi olan, terör örgütüne destek veren bir hırtta bir oyla yönetime katılıyor.

Evet ülkemizde var olan düzen bu. Peki, adalet bunun neresinde? Bu davranış biçimi, yönetim şekli ne kadar doğru? Demokrasi ilk çıktığı yıllarda Atina’da bile 20 yaş üstü “Yunan” erkeklerin oy kullandığı bir sistem varken biz niye iyi kötü çirkin demeden herkesi kucaklama derdindeyiz?

Ah Aysun Kayacı ah. Bu millet seni anlayamadı…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone