Ahlak Meselesi

KemalOnalir

Ahlak insan ilişkilerinin artması ve temel ihtiyaçlarını karşılayan insanoğlunun felsefe ile uğraşmaya başladığı günlerden beri üzerinde tartışılan bir konu. Ahlak Felsefesi başlığı başlı başına bir anabilim dalıdır. Soruları, cevapları ve görüşleri kendine hastır. İnsanlığın akıl ve mantığa dayalı olarak kurduğu her fikrin temelinde ahlak vardır. İlahi yahut gayri ilahi her din ve öğretinin temeli yine ahlaktır.

Toplumları bir arada, huzur ve sükûnet içinde yaşatabilecek unsur yine ahlaktır. Ben burada bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek istiyorum. Ahlak denildiği zaman insanların aklında cinsel kavramlar geliyor. Bu durum da ahlakla ilgilidir fakat konu tek boyutlu değildir. Türk Dil Kurumu, ahlak kelimesini; ‘Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri’ şeklinde açıklıyor. Bu yine yetersiz bir açıklama.

Ahlak konusundan önce ‘hukuk’ konusuna değinmek gerekiyor. Kişiler, milletler ve devletler arasında en geçerli yaptırım aracı ‘hukuktur’. Kişiler arasında; ‘kardeşlik, andalık, komşuluk, akrabalık’ hukuku vardır. Bu seviye korunursa temel manada toplumun sıkıntıları çözülebilir. Milletler arasında, ‘Dostluk ve karşılıklı sevgi’ hukuku vardır. Pakistan halkı ile Türk milleti, İngilizler ile Amerikalılar, Fransızlar ve Flamanlar arasındaki hukuk buna örnektir. Devletler arasında, ‘ittifak’ hukuku vardır. Çıkarlar üzerine hukuk inşa edilmez. Çıkar ilişkileri konumuzun dışında kalıyor.

Hukuk ve Ahlak dünyanın temel taşlarından ikisidir. Bunlar karşılıklı olarak uygulanması gereken şeylerdir. Size düşmanlık eden birisine sırf komşunuz diye hoş görüyle bakmak ahmaklıktır. Hem sizin hem komşunuzun bu hukuka itaat etmesi gerekir. Aynı şekilde akraba ve kardeşlik hukuku ancak iki tarafın tabiiyeti ile geçerli olabilir. Milletler ve onları yöneten devletler aynı şekilde ahmak yerine düşmemek için karşı tarafın durumunu iyi tahlil etmelidir. Misal ülkemizdeki örgütleri yöneten bir şahsı elinde bulundurduğu halde teslim etmeyen bir ülke hukuka riayet etmemektedir. O halde bağlarımızı gözden geçirmemiz gerekir.

Ahlak konusuna gelince; yalnızca cinsi sapıklıklar yapan kişi ahlaksız değildir. Terazisi şaşan bakkal, hormonu fazla kullanan çiftçi, malzemeden çalan mimar, yetkisini kullanmayan savcı da ahlaksızdır.

Konusuyla alakalı güncel yayınları takip etmeyen akademisyen, üniversitesi içinde teröristlerin barınmasına müsaade eden rektör, ihaleye fesat karıştıran dekan ahlaksızdır.

Ordusu dağıtılırken izleyen, memleket savaş halindeyken açılışları kaçırmayan general ahlaksızdır. Tecavüzcüleri kollayan bakan, ‘Pişman mısın?’ diye sorup ‘Değilim’ diye cevap aldığı halde elindeki teröristi salan Başsavcı ahlaksızdır.

Bu örnekleri sayfalarca yazabilirsiniz. Burada anlatmak istediğim; öncelikle, konuları tek taraflı değil çok boyutlu ele almayı denemeniz. İkincisi; ahlak toplumun her alanında var olan bir kaidedir. Bu mefhumu kaybedersek sadece bir cihetimizi değil bütün yapımızı kaybederiz.

Bir kadının namusuna tecavüz edenle, başka bir kadının kıt parasıyla evlatlarına aldığı 1 kilo undan çalan bakkal arasında bir fark yoktur. Bu konuda fark görmek; 30 yaşındaki kadının tecavüze uğramasına ses çıkartmayıp 15 yaşındakinin yaşadıklarına üzülmeye benzer.

Kötülüğün büyüğü küçüğü olmaz. Tarih, ahlaklı toplumların yükselip, her alanda ahlak mefhumunu kaybedenlerin çöktüğünü gösteriyor.

Bir toplum tasavvur edin, bir tek cinayet ya da tecavüz hadisesi yaşanmasın fakat hırsızlık normal bir olay olsun.. Bu toplum sağlam mıdır? Elbette ki değildir. Sağlam toplum her iki illetin de yaşanmadığı toplumdur.

Biz bugün Atsız’dan öğrendiğimiz gibi; ‘Ahlak, millet yapısının temelidir. O olmadan hiçbir şey olmaz’ diyorsak bu konuyu iyi bilmeliyiz. Bir taciz olayı karşısında vereceğimiz tepki ile derslerini eski bilgilerle veren Profesöre karşı duruşumuz aynı olmalı.

Ahlak ve Hukuk yani karşılıklı hak ver sorumluluklara uyma bilincini güçlendirmeliyiz. Güçlü devletin yolu güçlü milletten geçer. En güçlü millet en ahlaklı millettir. Ahlak, bir millete Atom Bombası yaptırır, Mars’ta koloni kurdurur. Eğer ahlakı halen tek boyutlu algılıyorsanız bu son cümle size saçma gelecektir. Fakat yazıyı anlayanlar için maksat hasıl olmuştur.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone