AKP’nin Türkçülük Çabası

YusufhanGuzelsoy

Her giysi her insanın üzerine yakışmıyor. Bu da çoğu kez insanın olması gerektiği yerde olması gerektiği gibi giyinmemesinden kaynaklanıyor. Bir devlet memurunun işe şortla gittiğini düşünün. Bir futbolcunun takım elbiseyle antrenman yaptığını düşünün. Bu durumlar ne kadar garipse, insanlar bunları nasıl yadırgıyorsa, aynı şekilde AKP’nin bu dönem giymeye çalıştığı Türkçülük giysisi de öyle garip, öyle yadırganasıdır.

Bir kere, Türkçüler binlerce yıl öncesini bile unutmaz; Mete’nin tahta geçişini kutlar, 1040 yılında devletin kuruluşunu kutlar, Navarin’de yakılan donanmayı hala üzülerek anar, intikamını almayı düşler. Dolayısıyla Türkçüler maziyi unutmadıkları gibi dünü de unutmaz. “Milliyetçiliği ayaklar altına aldık!” diyenlerin “Dombra” dinleyerek ortalıkta gezmesi gülünç bir durumdur. Gülünçtür; çünkü bu insanlar dünlerini unutmuş, ama Türkçüler unutmamıştır. Dönekliğin vahim bir karakter eksikliği olduğunu biliyoruz.

Bir yandan kendisine ait kanallarda Nagehan Alçı gibileri konuştururken diğer yandan hem FETÖ ile mücadele etmek hem de Türkçülük yapmaya çalışmak da vahim bir hatadır. Nagehan Alçı ve Rasim Ozan Kütahyalı, cemaatin bayraktarıydı. Bu ikili sürekli olarak da Türkçülüğe saldırır.

“Türkiye Türklerin değildir.” diyen Hristiyan okullarında yetişmiş Nagehan’ı konuşturmak nasıl bir Türkçülük anlayışıdır? AKP düştüğü bu gülünç durumun farkında değil midir?

Olmuyor, gülünç sonuçlar ortaya çıkıyor işte…

Sabah gazetesi bir haber yayımlıyor, haberde, şehit Ömer Halis Demir’in kolundaki Köktürkçe “Türük” yazısı bile “Allah bizimledir” olarak aktarılıyor. “Türük” yazısını okumak için Köktürkçe bilmeye gerek olmadığı gibi, Türkçü olmak kafidir. Türk adından rahatsız olarak Türkçülük yapmaya çalışmak ancak AKP’nin işi olabilirdi. Daha düne kadar Türkçülerin kalpak giyiyor olmasını fındık beyniyle alaya almaya çalışan yandaş yazarlar, bugün börkle geziyor.

Gerçek şu ki AKP güvenilmezdir. Her dönem başka birinin ipiyle bir kuyuya inmektedir. Bunda siyasi rant etkili olmuştur. AKP’nin kazandığı daha ikinci seçimlerde, Recep Tayyip Erdoğan her hafta “En iyi sosyalist biziz!”, “En iyi Türkçü biziz!”, “En İslamcı biziz!” gibi açıklamalar yapıyordu. Moğolistan’a gidip kımız içiyor, olumlu Atatürk mesajları veriyordu.

Ne oldu? Tam o sıralarda AKP’nin barış süreci adını taşıyan gaflet politikası başladı. Cemaat politikasının bedeli darbe girişiminde (ve daha pek çok şeyde), barış sürecinin bedeli de yalnızca Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde değil, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de de ödendi. Demokrasi politikalarının bedeli de hem mecliste ödenecek hem de sahadaki Lusine Sahakyan gibi ajanların faaliyetlerini kolaylaştırdığı için azınlık sorunu artacaktır. Hani nerede Türkçülük?

Türkçüler şehide “kelle”, Apo’ya “sayın” der mi?

Türkçüler milliyetçiliği ayaklar altına aldığını iddia eder mi?

Türkçüler “Ben PKK’nın mehteranıyım!” diyen bir köpeği sahneye çıkarıp elini sıkar mı?

Türkçüler dış politikada Amerikan itidir diye Barzani’yi tercih edip Türkmenleri dışlar mı?

Türkçüler için bozkurt faşizmin simgesi olabilir mi?

Türkçüler Atatürk’e yapılan hakaretlere ve TSK’ya yapılan saldırılara sessiz kalabilir mi?

Türkçüler iç ve dış odakların oynadığı azınlık oyunlarına sessiz kalabilir mi?

Türkçüler Türk milletini 30-40 parçaya böler mi?

Hususi ricamızdır:

Türkçüler her devrin adamı değildir. AKP’nin Türkçülük yapma çabası başarısızdır ve öyle olmaya da mahkumdur. Haliyle biz Türkçüler, AKP’nin Türkçülük yapmaya çalışmasını fırsat bilerek rant elde etmeye çalışmayız. Başı sıkışınca Türkçü olmaya çalışanın başının sağ kalmasıyla ilgili bir derdimiz de yoktur. Kim ki bu millete en ufak bir fenalık yapmışsa, kim ki bu millete yanlış politikalarının bedelini ödetmişse, kendisinin iki katı fenalık görmesini, iki katı bedel ödemesini isteriz. Başka bir şey istemiyoruz.

Köktürklerin ikinci kez kurulacağı süreçte, bilhassa Tonyukuk Türkçü politika uygulamış ve buna göre önlemler almıştı. Türkiye de kurulacağı zaman kurucu kadro Türkçü idi. Milletin yalnız Türklük değil aynı zamanda Türkçülük duyguları da uyanmıştı. Bugünkü Sevr zihniyetinin Türklüğe saldırıları karşısında insanların Türkçülük yapma ihtiyacı hissetmesi tam olarak bundandır.

Bu ihtiyacı hissedenlere de bir uyarımız var:

Türkçülük kimseye cennette köşk veya huri vadetmez. Türkçüler için Kerkük zindanlarında yatmak daha büyük bir hayaldir. Türkçüler kimsenin çocuğuna memuriyet vaadinde de bulunmaz. Devlet hizmetine vasıfsızları getirmez. Türklük ve İslamiyet üzerinden ticaret yapmadığı gibi yapılmasına da müsaade etmez.

Çileye talipseniz buyurun gelin. Çileğe talipseniz bu zindanda çilek yetişmez, cennet bahçesi vadedenlere gidin.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone