Altın Bilezik

KemalOnalir

İnsanların sahip olduğu maharetler için ‘Altın Bilezik’ denir. Eskiden aileler tatil zamanı çocuklarını ustaların yanına çırak olarak verir. Meslek öğrenmelerini sağlarlardı. Şimdilerde terk edilmiş olan bu geleneğin önemi neydi? Bugün de bunu inceleyelim.

Tanrı kendini bildirmek amacıyla insanlar içinden elçiler seçmiştir. Bu elçilerin her biri, birer meslek sahibidir. Hz. İdris terzi, Hz. Nuh marangoz ve gemici, Hz. Salih ve Hz. Musa çoban, Hz. Davud demirci, Hz. İsa avcı ve Hz. Muhammed çoban ve tüccardı. Vasıfsız insanın peygamber olamayacağı, aklın çerçevesinde kabul edilecek gerçektir.

Hoca Ahmet Yesevi hazretleri dergâhını kurduktan sonra kendisine talebe almaya başladı. Bu talebelerine İslamiyet’i, güzelliği, ahlakı, adamlığı/hanımlığı öğretti. Talebe seçiminde belli başlı kıstasları olan Hoca Yesevi’nin, ilk ve en önemli şartı, meslek sahibi olmaktı.

Onun dergâhında, itin kopuğun, boş gezenin boş kalfalarının, vasıfsızların, serserilerin işi yoktu. Bu vasıflı insanlar İslamiyet’i öğrendikten sonra, Müslümanlar ile Gayri Müslimlerin bir arada yaşadıkları yerlere gidip, tekke kurmuşlar. Mesleklerini icra edip rızklarını kazanmışlar, doğru düzgün, namuslu yaşayarak İslam’ı sevdirmişlerdir.

Osmanlı Sultanlarından, Çelebi Mehmet; yay ustası, Fatih bahçıvan, Yavuz ve Kanuni kuyumcu, Genç Osman sarraç, II. Abdülhamid ise marangozdur. Bunlar belli başlılarıdır. Her Sultan’ın bir mesleği vardı.

Bu durum; ‘Hanedan yıkılırsa karınlarını doyuracak meslekleri olsun’ anlamında değildir. Kanuni’nin yaptığı mücevherler pazarlarda satılmış, elde edilen gelir, sadaka olarak fakir fukaraya dağıtılmıştır. Sultan Hamid’in Yıldız Sarayı’ndaki atölyesinde yaptığı mobilyalar, Osmanlı devlet binalarını hatta bir kısmı, Cumhuriyet döneminin makamlarını süslemiştir.

Cumhuriyet devrinin ilk siyasetçileri meslek sahibi kimselerdi. O zamanlar milletvekilliği bir meslek değildi ve bugün kazandırdığı kadar kârlı bir iş değildi.

Sözün özüne gelirsek, meslek sahibi olmak bir kişinin özgüvenini artırır, hayatına çeşitlilik katar, toplum içindeki saygınlığını artırır.

Gençler;

Bir iş yerinde çalışmak, küçültücü bir şey değildir. Eziklik göstergesi, fakirlik emaresi olamaz. Meslek sahibi olmak yukarıda bahsettiğim gibi hayatınızı değiştirir. Başlangıçta hobi olarak başlayabileceğiniz bir meslek, ilerleyen yıllarda zalime el açtırmaz, başınız dik yaşamanızı sağlar.

Aileler;

Çocuklarınızı tek bir hedefe odaklı, doğuştan memur zihniyetli, sadece tek bir iş becerebilecek kimseler olarak yetiştirmeyin. ‘Devlete kapağı at, sonra rahat edersin’ mantığının aptalca olduğunun farkına varın. Memleketin hukuk tarihine bakın, o mantıkla işe girenlerin nasıl ortada kaldıklarını göreceksiniz.

Evlatlarınızı her ihtimale karşı hazırlıklı olacak biçimde yetiştirmeniz gerekiyor. Atom mühendisi de olsa, bu memlekette başına ne geleceği belli değildir. Elbette herkes çocuğunu en iyi yerde görmeyi diler. Fakat bu durum vasıfsız çocuk yetiştirmenin bahanesi değildir.

Çocuğunuzun, matematik, fizik, kimya gibi derslerinin yanında, hakkâk, ressam, müzisyen veya güreşçi olması kötü bir şey değildir. Diğer derslerini geriletmez, ilerletir. Bunun farkına vararak, gerekli eğitimi almasına ön ayak olmak gerekir.

**

Vasıflı insan; sabah işe gidip, akşam gelen değildir. Tek hedefi olan insan, idealist olamaz. Çocukları birden fazla hedefi olan, kendini geliştirme isteğine sahip, araştıran, çalışan, çalışmaktan gocunmayan insanlar olarak yetiştirmeye çalışın. Çok daha kendinden emin, güvenli ve her alanda başarılı olacağını göreceksiniz.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone