Anadolu Halkına Saygı Duyulur Mu?

Türk halkı demedim Anadolu halkı dedim. Çünkü bu aziz millet iyice Anadolulu olmaya başladı.

Bir millete saygı duymak için o milletin bir takım insani değerleri olması lazım. Bizim değerlerimizi oluşturan yazısız kurallarımız vardı. Buna töre denirdi. Daha sonra töre; yasa ve ahlak olmak üzere ikiye bölündü, kimi yazıldı, kimi yazısız olarak yaptırım gücünü devam ettirdi.

Bugün geldiğimiz noktada ise ne yasa ne de ahlak işler durumda. Taciz, tecavüz, istismar, hırsızlık, yolsuzluk almış başını gitmiş. Yasanın yaptırımı olmayan suçlar zamanla ahlaki yönden “dışlama unsuru” olmaktan çıkmış. Bugün, yasaların gevşekliği yüzünden ahlakımızdan da olduk.

Biz Alp tipi insanız. Bu “Alplık” eskiden güç, dayanıklılık ve irade olarak kendini kanıtlamayı gerektirirdi. İyi bir Alp olmak için iyi, ahlaklı, töreye hürmet eden ve gerektiğinde canından vazgeçebilen iyi bir çeri olmak gerekirdi.

Daha sonra buna “bilgelik” de eklendi. İyi bir Alp aynı zamanda bilge biri de olmalıydı. Bunda “velilik” anlayışı etkili olmuştur. Türkler her zaman bilgiye ve bilgeye değer vermiştir, sözlerini dinlemişlerdir. Yusuf Has Hacib’in Tavgaç Buğra Han’a çıkıp öğütler vermesi ve buna mukabil pek çok hediyeye, makama ve övgüye layık  görülmesi, Dede Korkut’un Oğuz beylerinin karşısına geçip “Hanım hey!” diye seslenerek öğütlerini aktarması, Tonyukuk’un Bilge Kağan’ın dini seçimine bile karışması, Şeyh Edebali’nin Osman Gazi kadar önemli olması buna kanıttır.

İşte bu millet saygı duyulan bir milletti. Bilgeye ve bilgiye değer veren toplum değer görmesine sebep olacak insani değerleri kişiliğinin bir parçası haline getirmişti.

Geldiğimiz noktada ise bu milletin takip ettiği, sözüne riayet ettiği kimseler Rasim Ozan, Nagehan Alçı, Nihat Doğan, Yiğit Bulut gibilerden oluşmaktadır. Bu milletin içerisinden çıkarttığı rektörler üniversite okuyanların ne kadar zararlı olduğunu vurgulamakta, siyasetçiler ise hiç bir değer yargısı gütmeden tamamen kendi çıkarlarına yönelik hareket etmekteler.

İşte böyle bir topluma saygı duyulmaz. Böyle bir toplum sadece hastadır ve iyileştirilmesi gerekir. Ahlaki değerlerini tekrar edinmesi, Dünya Savaşı dönemindeki gibi fedakar olabilmesi, milli meselelere öncelik verebilmesi, bilgeyi ve bilgiyi değerli kılabilmesi için gece uyumadan gündüz oturmadan çalışmalıyız ki çocuklarımıza şerefli bir toplum bırakabilelim.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone