Anlık Tepkiler

KemalOnalir

Millet olarak son zamanlarda yakalandığımız hastalıkların bir diğeri anlık tepkiler veriyor olmamız. Bir olay karşısında saman alevi gibi yanıp sönüyoruz. Yanan saman dışında değişen bir şey olmuyor. Benzer bir olay yaşanınca tekrar gaza geliyor, sonra tekrar unutuyoruz.

Bunun yanında sıkıntı çıkaran husus gözümüzün önünde yapılanırken ses çıkarmıyor, sıkıntı çıkarınca tepki veriyoruz. 5 katlı bir binadan atlarsanız, ayağınız kırılır veya ölürsünüz. Olay ve sonuç gayet açıktır. Fakat biz önce atlıyor sonra bağırıyoruz.

Çocuk olmadığımız halde, çocuk ve soba örneğindeki gibi tepkiler veriyoruz. Önce ateşe dokunuyor sonra sıcak diyoruz. Bu hareketi çocuk yaparsa sorun yoktur, tecrübe etmiştir. 40 yaşındaki adam yaparsa aptaldır.

HDP denen bir şer yuvası var. Memleketin türlü yerlerine ofisler açıyor, en olmadık yerlerde miting düzenliyor. Bina açılırken kimse ses etmiyor ama bir olay çıkınca ilk saldırılan yer bunların binaları oluyor.

Bu durum; milletin, başına gelen belaların sorumlusu olarak HDP’yi gördüğünü gösterir. Yani yukarıdaki örneğe göre HDP sobadır fakat yakana kadar kimse ses çıkartmamaktadır. 40 yaşındaki adamlar bunu bildiği halde yanmayı beklemektedir.

Doğu, Güneydoğu ve metropollerde etnik terör sorunu vardır. Bu sorun her gün kolluk kuvvetlerimizin mensuplarını ve sivil vatandaşlarımızı hedef alan faaliyetler yürütmektedir. Fakat toplumun tepkisi 30 şehit ve üzerindeki olaylarda ortaya çıkmaktadır.

Etnik terör karşısında verilen tepkiler kısa süreli ve geçici olmaktan öteye gitmemektedir. Yani tepki bir saatlik bir yürüyüş ve ardından evlere gitmekten fazlası olmuyor. Bu hareketi takip eden günler sıradan günler gibi yaşanıyor.

Sosyal medya kullanımının artması bu durumu etkileyen en önemli etken olarak görülüyor. İnsanlar bir paylaşımla üzerlerindeki vebali attıklarını düşünüp hayatlarına devam ediyorlar.

En basitinden elektrik faturalarındaki kayıp kaçak bedeli için bile başvuruda bulunmuyor, paylaşımlarıyla tepki gösteriyorlar.

Sonuca gelirsek bu şekilde sorunlar çözülmez. Sürekliliği olmayan anlık tepkiler tozları ve pisliği halının altına süpürmek gibidir. Pislik ortalıkta görünmeyebilir ama oradadır.

Tepkiler kararlı, planlı ve elle tutulur olmalıdır. Olayın patlak vermesine müsaade edilmemeli, sorun çıkartacak bir yapının önü en baştan kesilmelidir. Toplumsal ilişkiler kuvvetlendirilmeli, bütün milleti alakadar eden mevzularda ortak duruş sergilemekten çekinilmemelidir.

Bu konuyu ilk yazımda belirtmiştim. ‘Demokrasi Nöbeti’ başlığıyla yapılan etkinlikler ülkenin meselelerine yönelim konusunda birlikte hareket etmenin getirilerini açıkça göstermiştir. Aynı duruşu en büyüğünden en küçük sorununa kadar göstermek icap eder.

Bu duruşun önündeki en büyük engel siyaset, dolayısıyla demokrasidir.

Siyasi partiler devletin politikasını yürütmekle mükelleftir. Bunun dışında ayırıcı, bölücü, hizipleyici bir rolleri olmamalıdır.

Demokrasinin bilinçsizce ve şuursuzca uygulandığı ülkelerde siyasetin ve siyasi partilerin kamplaştırıcı bir unsur olduğu açıktır. O halde milletin siyasi partiler dışında fikir beyan edebileceği, ülke meselelerini partisinden bağımsız şekilde değerlendirebileceği mecralar lazımdır.

Partiler üstü olacak olan bu mecralarda toplumun tepkisi, millet lehine yönlendirilecek ve devlete bazı noktalarda yol gösterecek bir yapı oluşabilecektir.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone