Arap Savurganlığının Türkiye Uyarlamaları

Amerika Merkez Bankası (FED) doları fütursuzca basarken ve faizlerini 0-0,25 civarında tutarken bizim gibi gelişmekte olan ülkeler yüksek faiz oranlarından dolayı yatırımcıların ilgi odağı haline gelmişti.

Bu durum ekonomimizi rahatlatmış, dolar rezervlerimizi bir hayli arttırmıştı. Muhterem hükümetimiz de bunu sanki kendi başarısıymış gibi yansıtmış, seçim propagandalarında halka caka satmıştır. Ülkeye gelen sıcak parayı yandaş müteahhitler aracılığıyla komple inşaata gömmüş, Yıldız, Beylerbeyi, Dolmabahçe gibi saraylar kullanılmaya kullanılmaya çürümeye bırakılmışken Ankara’ya fakir seçmenlerinin gözüne soka soka saray yaptırmıştır.

Saray olmasaydı ne olurdu? Yurtdışında bile alay konusu olan sarayımızı yaptırdık da elimize ne geçti? Yüzlerce çalışanı olan, 2 milyar liraya yakın para harcanan, her ay on binlerce TL’lik elektrik ve doğalgaz yakan bu saray görmemişliğin, aç gözlülüğün, israfın, doyumsuzluğun bir nişanesi olarak tarihimize geçti.

Dünyayı yöneten Beyaz Saray ise bizimkinin yanında oldukça mütevazi, hatta pek çok yeri tamire muhtaç olup eski ve çok fazla güvenlikli olmayan, 5100 m2’lik bir alana kurulmuş bir saraydır. Bizim sarayımız ise 200,000 m2’lik “kaçak” bir alana kuruldu.

İngiltere kraliyet ailesinin dönem dönem ikamet ettiği Ortaçağ’dan kalma saraylar ise lüksten uzak, mimarisinden kaynaklı göz zevkinden başka ekstra konforu olmayan yerlerdir.

Sadelik asalettendir. Devlet başkanlığı sistemini ABD gibi belli bir kültüre veya İngiltere gibi soylu bir aileye dayalı olarak oluşturmazsan, milletin kaderine hükmeden koltuğu yol geçen hanına çevirirsen olacağı budur.

Dailymail’in 18 Temmuz’da internet sitesinde yayınladığı habere göre Emine Erdoğan lüks alışveriş gezileri ve antika toplayıcısı olarak tanımlanmış, kendisine alışverişkolik denmiş, Brüksel’de bir alışveriş mağazasını kapattırdığı için kaosa neden olmuş, Varşova’da beğendiği antikalara 37 bin Euro (135 bin TL civarında) para ödemiş.

Müslümanız ya, hani dinimizde kul hakkı, israf, gösteriş ciddi günahlardan sayılıyor ya… Birileri dalkavukluk edeceğine ilgili şahıslara bunu hatırlatsın.

Neyse, FED’in açtığı dolar musluğunu kana kana inşaata, gemiciğe, lükse, saraya, uçağa yatıran hükümetimiz, FED’in musluğu kısması ve faizleri hafif yükseltip doları merkezde toplama hamlesi karşısında apışıp kalmış durumda. Zamanında teknolojiye, sıkıntılı zamanlarda ihracat yapıp ülkeye döviz sokabileceğimiz yatırımlara kaynak ayırmayan, “Bulut sistemini anlamaya çalışmayacaksınız, yoksa kafayı çizersiniz.” diyen devlet erkanımız vatandaşın cüzdanının köşesindeki bir dolarların, zor gün için saklanılan 20 dolarların peşine düşmeye başlamış.

Birde dalga geçer gibi 5 tane uçağı, 1 tane helikopteri olan VIP uçak filomuza 78 milyon dolarlık yeni bir uçak daha almışlar. Daha 2014 yılında yaptırılan ve 410 milyon TL’ye mal olan özel uçağın koltuklarındaki naylonlar sökülmemişken, yeni uçağın ne gereği var? Bir yandan vatandaşın yastık altına göz dikeceksin, diğer yandan “yok zamanda” 78 milyon dolara yatak odalı, jakuzili özel uçak alacaksın. Görmemişliğin bu kadarı…

Yandaş medya deseniz Titanik batarken müzik çalan orkestra gibi. Bizimkilerde o kanallara baktıkça her şeyi güllük gülistanlık sanıyorlar.

Kişi başına gelirin 10 bin doları geçmediği ülkede sen böylesine lüks içinde yaşayadur, kişi başına gelirin 50 bin dolardan fazla olduğu Finlandiya’nın devlet başkanı da Türk Hava Yolları’nın tarifeli seferine atlasın Türkiye’ye resmi ziyarette bulunmaya gelsin. Onlardan daha iyiyiz ya binin anasını satayım gümüş kaplama tuvaletleri olan uçaklara.

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan binlerce insanla dolu toprağın altı. Bu israfı, kazığı, savurganlığı, yalanları, fitneleri ne tarih affeder, ne Tanrı affeder…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone