Aşırı Demokratik Türkiye

Hep yazıyorum. Türkiye’de demokrasi o kadar ilerledi ki uzaklaşıp gözden kayboldu. Onu ilerleten, daha doğrusu mancınığa koyup fırlatan da Tayyip Bey’in bizzat kendisi idi. Cemaat tarafından aldatıldığını henüz anlamadığı günlerde,

-Demokrasi amaç değil araçtır, amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız, diyordu.

En başından beri savunup arkasında durduğu birkaç düşüncesi, söylemi varsa onlardan biri de bu oldu. Sayın Cumhurbaşkanı hangi amacına ulaştı acaba? Yeni anayasaya bakılırsa, demokrasiye bağlılığı “resmen” sona ermiş oluyor.

Bu arada şehitlerimize “kelle”, Apo’ya “sayın” dediği hatırlatıldıkça da “Ben değiştim.” diyordu. Ancak 2011’de demokrasi hakkında aynı görüşü tekrarlamış, memleket Apo’ya “sayın” diyenlerden geçilmez olmuştur.

Demokrasi hakkındaki görüşümüz bellidir. Sistemde yanlış varsa, o yanlış hakkında yaptığımız eleştiriler, ortaya koyduğumuz tavır da bellidir. Ancak sistemi tamir ederken ortaya konan yanlış çözümlere veya yanlış hekimlere karşı tavrımız da bellidir. Çözüm sürecinden, FETÖ’den vb birçok konudan kendini aklayamamış bir partiye devlet teslim edilemez.

16 Nisan’da bir referandum yapıldı. Bu referandumun şaibeli olduğunu, sistemin millet tarafından reddedildiğini dünya alem biliyor. En başta da hükümet üyeleri ve Cumhurbaşkanı biliyor. Ne kadar gözünü kör, aklını işlemez hale getirse de, fanatikler de biliyor.

Ancak memlekette demokrasi o kadar ilerledi ki…

Şu anda AKP’nin seçim propogandalarına bakacak olursak, hileli sonuçlara göre bile memleketin %48’i hain, ajan, terörist, hatta Haçlı…

Seçim propogndasına göre hepsi “Allah da bizim yanımızda.” diyordu. Yine dilinden “Bu memleketin %99’u Müslüman.” düşürmeyen AKP’lilere göre Allah bu ülkede %51 oy almış oldu. Sadece bu bile seçimlerin hileli olduğunu ispat eder nitelikte bir konudur. Çünkü en başta “Allah bizim yanımızdaysa bu sonuç nasıl oldu?” diye soran AKP’liler olacaktır, bir zahmet olmalıdır.

Yine ileri demokrasi ve “yeni” Türkiye olarak sıfırdan başladık.

AKP’li olmayana AKP’lilerin bakış açısı şu şekildedir: “Siz teröristiniz. Siz Haçlısınız. Siz İslam düşmanısınız. Siz bizim dinimizden değilsiniz. Siz bu milletten değilsiniz.”

Doğrudur.

Siz Türk milleti değil tek milletsiniz. Konuştuğunuz dil Türkçe değil tek dildir. Bayrağınız Türk bayrağı değil tek bayraktır. Vatanınız Türkiye değil tek vatandır. Önce “Türk” alerjisinden ötürü “tek” ifadesini kullandınız, sonra bu “tek” ifadesi adeta özel isim haline geldi. (Bknz. “Biz Türk milleti demiyoruz, tek millet diyoruz.”)

Hele din meselesi…

Erdoğan ne derse o farz veya hadis kabul ediliyor. Buna karşı çıkan “dinsiz” ilan ediliyor. “Hayır diyen kıyamete kadar şeytan kalacaktır.” deniliyor. Evet, biz Tayyiban dinine mensup değiliz. Tayyip Bey’e de inanmıyoruz. Bu yönden dinsiz, ateist diyebilirsiniz. Alınmayız. Ama bence sizin bu dininizden, onun da haberi yok…

İleri demokrasilerde yaşanan “demokratik linç” girişimlerini de bir Türk genci olarak takdir ediyorum. Müthiş organize bir kitle var. Ünlüler camiasından, sanat dünyasından, spor dünyasından bir kişi çıkıp AKP aleyhine konuşmayıversin.

-FETÖ bu!

-Haçlılara tokat atacağız!

-Allah belanızı versin!

-Pis terörist!

Daha neler neler…

Siz terörle mücadele videolarında Genç Atsızların “Vatan marşı”nı kullanan kitlesiniz. FETÖ’ye, PKK’ya saldırırken Genç Atsızların söylemlerini aşıran topluluksunuz. Teröre o kadar sessiz kaldınız ki bir müddet sonra tepkisizleştiğinizi fark ettiniz. Dün Kök Türk yazısı sizin için bir şifre idi, bugün moda haline geldi. Allah kimseyi sizin gibi kendisinden bir şeyler aşırdığı insana saldıran bir hale düşürmesin.

Bu arada AKP’lilere bir sorum var.

Yıllarca 28 Şubat sürecini dilinizden düşürmediniz. Bilmiş analizler yaptınız. Bu süreç üzerinden prim yaptınız, rant elde ettiniz. Şu an işleyen sürecin ne olduğunun farkında mısınız?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone