Atatürk Algısı

YusufDuzgoren

Atatürk’ü anlamayanların, yanlış anlayanlardan daha az zararlı olduğu memleketimizde, anlamayanları Tanrı’ya

havale edip, yanlış anlayanlarla savaşmamız gerekmektedir. Çünkü bu yanlış anlayan güruh maalesef geniş

kitlelere ulaşabilecek imkânlara sahip oldukları için insanlara Atasını, devletinin kuruluş prensiplerini yanlış

anlatıyorlar ve toplum olarak liderimizin çizdiği yoldan çıkarak her geçen gün saçmalamaya, bir yerlerimizden

element uydurmaya devam ediyoruz.

İsmail Küçükkaya gibi Atatrük’ü evrensel değerlerle ele alacağım diye Gençliğe Hitabe’yi okurken “muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” kısmına geldiğinde lafı dolandırıp, birilerine ayıp olur diye bu kısmı okumayan, Atatürk’e haddi olmadan sansür uygulayan saçma sapan tiplere maalesef bu insanlar maruz kalıyorlar ve itimat ediyorlar.

Can Dündar gibiler ise Atatürk’ün ağırlığını kullanarak onu bambaşka kalıplara, kişiliklere sokmakta ve bu milleti Atasından soğutmaktadır.

Nerenizi yırtarsanız yırtın, Atatürk bu ülkeyi “Milliyetçi” değerler üzerine kurmuştur.

Cumhuriyetin kuruluş manifestosu Ziya Gökalp’in “Türkçülüğün Esasları” adlı kitabı olduğu tüm dünyada bilinir ve akademik eserlerde bu şekilde ifade edilir. Karma ekonomi falan var ya hani komünist tipler kuduruyorlar “burjuva Kemal” diye. İşte onun aslı Türkçülüğün Esasları’nda mevcuttur ve Cumhuriyet kurulmadan evvel yazılmıştır. CHP’nin dayanağı olan halkçılık ilkesi ise direk Gökalp’in Halka Doğru yazısına dayanır.

Tüm dünyada Atatürk “Nationalist Leader of Turks” olarak tanınır yani “Türklerin Milliyetçi Lideri”. Atatürk bir

askerdir, savaş adamıdır. Etkilendiği kişiler arasında Hannibal, Metehan, Timur gibi pek çok askeri deha vardır.

Atatürk’ü sevgi kelebeği yapanlar, onun emriyle İstiklal Mahkemeleri’nde asılan vatan hainlerini ve Kürt

isyancıları bilmezler veya bilmek istemezler. Çünkü onlara göre Atatürk her şeyi konuşarak halleden, kavgayı

dövüşü sevmeyen, pembe dünyasında, yeşil ovalarda kelebek kovalayan bir sevgi insanıdır. Gelecek nesle de bu

sapık ve aciz düşünceleri benimsetip, Türk Gençliği’nden işe yaramaz bir güruh çıkarma gayretinde olanlara

karşın Atatürk’ün sadece Gençliğe Hitabesi ve Bursa Nutku okunsa yeterli olacaktır.

Her seferinde Türklük’ten ve milli değerlerden bahseden hatta “Türk ve Türkçülük Düşmanlarını Ezeceğiz” diyen Atatürk’ü hümanist bir solcu gibi göstermeye çalışmak onun hatırasına saygısızlık ve gençliği zehirlemekten başka bir şey değildir.

Altı Ok’tan bir tanesi olan “Devrimcilik” ilkesini sosyalizm, sosyalist devrim zanneden sosyal demokrat zihinler

önce devrimciliğin manasına bakmalılar. Devrimciliğin orijinal hali inkılapçılıktır. Yani yeniliktir. Eskiyen, aksayan

bir takım sistemleri, düzenleri değiştirmek veya yenilemektir. Cumhuriyet’in aksadığını düşünen bir şeriatçı

“İslami” bir devrim yapmaya kalkışabilir veya düşünebilir. Bu hareket veya düşünce onu devrimci yapar.

Devrimcilik tabi ki reddedilmemesi gereken bir şeydir. Hayatın ve devletin her alanında zaman zaman yenilikler, düzenlemeler, köklü değişiklikler yapılması gerekebilir. İşte bunu yaptığınızda devrimci olursunuz. Bu değişikliği sosyalist çizgide yaparsanız sosyalist bir devrimci olursunuz. Başka çizgide yaparsanız o çizginin devrimcisi olursunuz.

Kemal Kılıçdaroğlu gibiler hem Atatürk’ün maddi-manevi mirası üzerinden pirim yapmaktalar, hem de onu algılamakta güçlük çekmekteler. Aslında bir takım şeyleri anlamamak için ahmak olmak lazım. Fakat, ben bu insanların ahmak olmadıklarını düşünüyorum. Bunlar art niyetli insanlar. Dersim’i bir gecede dümdüz eden ve “burası devletin tunç eli olsun” diyerek adını “Tunceli” olarak değiştiren Atatürk’tür. Ama bir yerlerini yırta yırta bu ile Dersim diyenler de Atatürk’ün maddi-manevi mirasından geçinen solak tayfasıdır.

Zülfü Livaneli gibi sosyalist zihniyetlerin Atatürk’ü sahiplenmesine izin vermemeliyiz. Hayatını Türklük için, Türk

milletine hizmet için harcamış cennetmekan bir liderin yaşamını anlatan filmde tek bir cümlede dahi “Türk

kelimesi geçmemektedir. Bahsettiğim film Veda filmi, muhtemelen pek çok kişi izlemiştir. Peki, burada

amaçlanan nedir? Türklük ile ilgili tüm kavramlara, sözlere, yaklaşımlara alerjisi olan bu insanlar neden

Atatürk’ü sahiplenme derdindeler?

Halka bazı şeyleri aşılamak noktasında Atatürk “legal bir damar” olduğu için olmasın? Zamanında Lenin ile Marx

ile empoze etmeye kalktıklarında “illegal örgüt” muamelesi görenlerin küçük kardeşleri artık duruma uyanmış

ve zehirlerini yasal çerçevede kurbanlarına akıtmanın yolunu bulmuşlardır. Bu yol, Atatürk’ü farklılaştırarak

gençliğe, milli benliğimize aykırı bir takım düşünceler empoze etmeyi amaçlamaktadır.

Gençlerimiz uyanık olmalı, böylesine tehlikeli ve sinsi yılanların milletimizin arasında dolaşıp zehir saçmalarına

fırsat vermemelidir.

Yarın ki yazımda Atatürk’ün bize öğrettiği bir değer olan Bozkurt simgesinin Atatürk için öneminden

bahsedeceğim…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone

Bir Yorum

  1. Saner Ege 20 Ağustos 2016 @ 14:32

    Yusuf bey Zülfù Livaneli bir programda kendi ağziyla söyledi Atatürkü sevmiyorum ama saygi duyuyorum dedi böyle adamlar Atamizin partisinde menfaat pesinde