Atatürk Nasıl Anılır?

KemalOnalir

Bugün Gazi Paşa’nın bedenen aramızdan ayrılışının 78. yılı. Saat 09:05’de saygı duruşunda bulunuldu, mesajlar yayınlandı, demeçler verildi, Fatihalar okundu, methiyeler düzüldü.

Acaba o nasıl anılmak, şad edilmek istediğini söylemiş olsaydı, böyle uygulamalar mı isterdi? Bence istemezdi.

Vaktiyle kendisine methiyeler düzenlere; ‘Yaratılışımdaki tek fevkaladelik, Türk olarak dünyaya gelmemdir’ diyen O’dur. Hiçbir zaman kendisine insanüstü özellikler izafe edilmesini istememiştir. O, ‘Türk milletinin evladı olmak’ sıfatını yeterli görmüştür. Her başarısının arkasında çok çalışmak ve sahip olduğu iki liradan biriyle kitap almak olduğunu söylemiştir.

Gazi Paşa’nın vasiyeti hükmünde bir sözü ve Gençliğe Hitabe’si vardır. Sözü, ‘Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir’ vecizesidir. Gençliğe Hitabe ise esas vasiyeti hükmündedir.

Gençliğe Hitabe’nin manası Türk devletini yaşatmak ve yüceltmektir. Bunun yöntemi, ahlak, bilim, teknik başta olmak üzere, her alanda en ileri noktaya ulaşmaktır.

Gazi Paşa gibi fikir adamlarının ruhunu şad etmek için kabrini ziyaret etmeye, durduk yere övmeye, ‘sevdiği türküler’ konseri vermeye lüzum yoktur. Yahut bunları yapınca ‘andık’ sayılması doğru değildir. Onlar fikirlerinin yaşatıldığı ölçüde anılmış olurlar.

Türk gençliği, özellikle Türkçüler, Gazi Paşa’yı anmış olmak, onun ruhunu şad etmek istiyorsa, vasiyetine sahip çıkmalı, en büyük ülküsü olan, Türk milletini muasır medeniyetler seviyesinin ‘ÜZERİNE’ çıkarmak prensibine hizmet etmelidir.

Bu hizmet mesleğinde en iyi olarak yapılır. Türklük hassasiyetine sahip olan her birey, mesleğinde en iyi olmaya çalışır. Yani Atatürk’ü anmak demek, Türklük hassasiyetiyle mesleğinde en iyi olmak demektir.

Atatürk’ün istediği Atatürkçü, kendi adını kullanarak bölücülere piyasa hazırlayan siyasetçi değil, alanına getirdiği yenilikler ile Aziz Sancar gibileridir. Veya O’nun vasiyetinden alıntılar yaparak, O’nun meclisini bombalayan pilotları değil, Türk Yıldızlarının pilotları gibi, hiçbir siyasi olaya karışmadan mesleğinde en iyi olanları kendi yolundan gitmiş sayar.

Atatürk’ü anmak için Anıtkabir’i ziyaret etmeye lüzum yoktur. Kars’ın ücra bir köyüne atanan bir öğretmen, işini en iyi şekilde yapıyorsa, Anıtkabir’i Kars’a taşımış gibidir. Gerçek Atatürkçü, her türlü bölücülüğü yapanlarla eylem yapan dernek üyeleri değil, işte o öğretmendir.

Bir Türk gencinin Fizik laboratuvarında yapacağı bir icat, bir mühendisin inşa edeceği yerli makine, bir yazılım mühendisinin oluşturacağı milli programlama dili, bir tarihçinin keşfedeceği yeni bilgiler Atatürk’ü gerçek manada anmaktır.

Her zaman söylenir, ‘Fikir adamları toprağa değil yüreklere gömülür’ diye. Doğrudur. O halde yüreğimizdeki Atatürk’ü doğru anlayalım. Onu nasıl şad edeceğimize doğru karar verelim.

Koluna onun imzasını kazıtıp, disko, bar gezenlerden olmayın. Onun siluetini derneğinin armasına koyup Türk düşmanlarıyla kol kola eylem yapanlardan olmayın.

Unutmayın! Siz, O’nun devleti emanet ettiği kimselersiniz. Kendinize bu emanetin muhafazasında biçtiğiniz rolü iyi bilin. O role göre kendinizi hazırlayın.

Gazi Mustafa Kemal Paşa gibi bir büyük önderin ruhunun iki satır paylaşımla değil, ülküsünü gerçekleştirerek şad olacağını iyi bilin.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone