Atatürk’e Sitem Mektubu

Bu yazı Başbuğ Atatürk’e yönelik bir sitem mektubur.

***

Tanrı’nın lütfu olarak geldin milletimize, vatanımıza, namusumuza kasteden İngilizlere, Fransızlara, İtalyanlara, Yunanlara ve bunların ayakçılarına hadlerini bildirdin. Askeri dehan karşısında sana “Başkomutan” dendi ve bu makamın yetkileri verildi.

Sonrasında “demokrasi” dedin, “cumhuriyet” dedin, “Kula kulluk dönemi bitti.” dedin, “Türk milleti çalışkandır, zekidir, kendi kendini idare edebilecek olgunluktadır.” dedin, “Ey Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlarda yükselmeye layıksın.” dedin.

Bize güvendin. “Türk’ün başa ihtiyacı olmaz, bilimi kendilerine rehber edinip, kendi içerisinden çıkarttığı liderlerle muasır medeniyetler seviyesinin en üstüne çıkabilir.” diye düşündün.

Dünyanın en kadim milleti olarak tarihin hiç bir döneminde başsız, lidersiz, kağansız hareket etmemiş, güçlü liderlerin kut aldığı dönemlerde karşısında kimse duramamış bu milleti lidersiz, kağansız, başsız bıraktın. Sen varken her şey yolundaydı çünkü sen kut almış kişiydin.

Ama sen bu dünyadan göçüp Türk’ü “oy sandıklarıyla” baş başa bıraktın ya işte o zaman kayış koptu.

Bize “Altı Oku” temel olarak gösterdin. Bunların içerisinden en çok Milliyetçiliğe değindin. Türk gençliğine rehber olarak bilimi gösterdin ve Gençliğe Hitabe’yi bıraktın. Çaresiz anlarımızda bile umutsuzluğa kapılmayalım diye “Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur.” dedin.

Bak Paşa’m. İsteyen istediği gibi anlasın. Biz lidersiz yapamayız. Sen epey kitap okudun, tarihi çok severdin. Göktürk Devleti yıkıldığında atalarımız neden 50 yıl bekleyip II. Göktürk Devleti’ni kurdular? Çünkü İlteriş Kağan anca yetişebildi. O gelmeden önce devletleşebildik mi? O geldikten sonra neler oldu? Eskisinden daha da güçlü bir devlet kurduk.

Cengiz Han gelmeden önce boylar halinde birbiriyle savaşan Türkler ve Moğollar adam olabilmişler miydi? Ama Cengiz geldi dünya önünde titredi. Aynı şekilde Timur…

Sen gelmeseydin, Bandırma Vapuru’na binmeseydin bu aziz millet yedi düvele meydan okuyup, destansı bir Kurtuluş Savaşı verip, Lozan’ı imzalayıp tam bağımsız bir devlet kurabilir miydi?

O zaman neden bizi lidersiz bıraktın? Neden ipleri “çoğunluğun” eline verdin?

Platon’u defalarca okumuşsundur. Onun 2000 yıl önce gördüğünü niye dikkate almadın? “Demokrasilerde ağzı iyi laf yapanlar iktidarı ele geçirir.”demesi, bunu binlerce yıl önce farkedip söylemesi seni hiç düşündürmedi mi? Milletimizin karakterini en iyi bir sen bir de Bilge Kağan biliyordunuz. Siyaset, kirli oyunlar, iğrenç ittifaklar bilmeyen, bunları beceremeyecek bir yapıya sahip olan milletimize neden bu ateşten gömleği giydirdin?

Bak, senin “En değerli mirasımdır.” dediğin cumhuriyeti emanet ettiğin gençlik ne halde söyleyeyim. Sen Yaradanına kavuştuktan sonra senin “Bütün umudum gençliktedir.” dediğin gençliğin bir kısmı yeniden şeyhlerin kucağına oturdu. Senin astığın şarlatanlardan arta kalan bir iki tanesinin sözlerini ayet bellediler. Senin kıble olarak gösterdiğin aklı çıkarıp çöpe attılar ve hayvan olup biat ettiler.

Bir kısmı demokrat, liberal gibisinden bir şeyler oldular. Para, ihale, çıkar, makam, mevki neredeyse oraya koştular. Amerika’nın, Avrupa’nın köpeği oldular. Senin yüzbinlerce askerinle dağda bayırda yatarak, böbreklerinin acısından kıvranmana rağmen bir gün olsun kendini düşünmeyerek uğruna mücadele verdiğin bu vatanı parsel parsel sattılar, ipleri senin kıçlarına teneke bağlayıp gönderdiğin yedi düvele verdiler.

Bir kısmı Altı Ok’tan sadece devrimciliği benimsedi. Onu da bir yerlerinden anlayarak senin “devrim” diye kastettiğini sosyalizm, komünizm sandılar. Rus’un köpeği olmak uğruna can aldılar, can verdiler, memleketin içine ettiler.

“Türk kadını değerlidir.” dedin, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını ilk sen verdin. Onlar seçti ve seçildi. Ülke yönetiminde söz sahibi oldular. Ne yaptılar biliyor musun? Saç başa birbirlerine girdiler geçen gün…

Biri kendini kürsüye kelepçeledi “Bu benim demokratik hakkım.” dedi. Diğerleri de ona saldırdı.

Meclisi kurduğundan bu yana 97 yıl geçti ama demokrasiden anladıkları işte bu kadar…

Devletin kadın yöneticileri böyleyse beyleri sen düşün. Geçen haftalarda birbirlerini ıssırdılar. Neden biliyor musun? Senin kurduğun cumhuriyeti yıkmak için…

Senin evlatların Suriye’de, Güneydoğu’da, İstanbul’da üçer, beşer şehit olurken demokrasi ürünü vekillerimiz işte bu halde…

Gece uyumadan, gündüz oturmadan savaştın, mücadele ettin, atan Bilge Kağan gibi aç milleti tok, az milleti çok, yoksul milleti bay kıldın ama bu milletten sana sövenler bile oldu.

Sen kutlu bir Türk devletini işte böyle bir güruha emanet edip gittin. Hata ettin…

Sadece konuşarak çoğunluğu ikna edenlerin başa geçebildiği bir sistemi, tarihinde hep kağanının, sultanının, şahının ağzından çıkanlara göre yaşayan bir millete emanet edip gittin. Başka ne olmasını bekliyordun ki?

Afikarlı’yı Sibirya’ya koy yaşayamaz, Alaskalı’yı Arabistan’a koy uyum sağlayamaz. Aynı şekilde senin kurduğun sistem de bu bünyeye uymadı. Bunu öngörmeliydin, hata ettin…

Keşke kendi soyunu hanedanlaştırsaydın. Soyundan gelenlerin taht kavgası yapmaması için devlet başkanı olabilmeyi belli bir sisteme bağlasaydın. Biliyorsun biz, dahi diktatörlerin baş olduğu dönemlerde hep en parlak devirlerimizi yaşadık. Keşke başımıza dahi diktatörlerin geçeceği bir sistem kursaydın. Bu millete, bu gençliğe güvenmeseydin…

Yukarıda Tanrı var, sana büyük bir hürmet, sevgi ve hayranlık besliyorum. Sen ulusumuzun son başbuğu, Batı Türklerinin son devletinin kurucususun. Biz senin 15 yıllık Türkçülük’le yönettiğin Türk devletinden, ondan sonrasından ve tarihteki tüm siyasi teşekküllerimizden dersimizi aldık. Bilge Kağan’ın, Osman Gazi’nin, Timur’un, Fatih’in bile eleştirdiğimiz yönleri var. Bu eleştiriler bize ancak olması gerektiği gibi ders oldu. Hiç bir Türk hükümdarına karşı sevgimiz azalmadı. Biz sizin hatalarınızı yapmayacağız. Sizden öğrendiklerimizin üzerine koyacağız.

21. yüzyılın genç Türkçüleri olarak milletimize hak ettiği yaşamı sunabilmek, ulusumuzu muasır medeniyetler seviyesinin en üstüne çıkarabilmek, başta Tanrı’nın rızasını almak, onun adaletini hakim kılmak için, sana ve tüm kutlu atalarımıza layık olabilmek için gündüz oturmayacağız, gece uyumayacağız.

Yattığın yerde esen kal…

Evladın Yusuf.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone