Atatürk’ü Yenmek (!) ve Aptal Avuntusu

Birilerinin 19 Mayıs’a bir alternatif olarak öne çıkarmaya çalıştığı 15 Temmuz, Atatürk’ün değerinin ve öneminin daha da arttığı, daha iyi anlaşıldığı tarihtir. Erem Şentürk gibilerin panikleyerek “Kimse darbe girişimini kullanarak laikliği dayatmaya kalkmasın.” gibi korkuya dayalı tehditleri bu gerçeği değiştirmeyecektir.

İşgal yıllarının en ilginç ve bir o kadar da can sıkıcı özelliği, Türkiye’deki “casus imam” sayısının son derece artmış olmasıydı. O gerçek tarihi yıkma ayakları yaparak Türk gençliğini zehirlemeye çalışan sözde araştırmacılar bundan söz etmez; ama gerçek budur. Yıllarca “Hilafet gitti, tekke ve zaviyeler kapandı. Din, iman elden gidiyor.” diye ortalığı velveleye verenler, cemaatin başarısız darbe girişimi sonrası birtakım rivayetler uydurmaya başladı. Tekerlekli sandalyesinden kalkmaya aciz bir zat-ı muhterem, “15 Temmuz benim ve diğer şeyhlerin dualarıyla zafere dönüştü.” diyormuş! Hocanın biri sokağa çıkan insanların arasında gezerken görülüyormuş.

Maskaralık!

Hadi bu maskaralık… Öyleyse tankın karşısına çıkan, altına yatan insanların buna inanması nedir? Ahmet’in Mehmet oğlu, Ayşe’nin Elif kızı ölecek, imamlar, şeyhler köşklerinden açıklama yapıp “Biz olmasaydık, olmazdı.” diyecek.

O lüks köşklerinden açıklama yapıp milleti kendine bağlamaya çalışan sahtekarlar, savaş meydanında karşısına çıkmayı asla düşünemeyeceği Atatürk’ü onun vefatının ardından iftiralarla, din üzerine nutuklarla yenmeye çalışıyor. Mustafa Kemal Atatürk hayatta iken bu şeyhlerin duaları kabul olmuyor muydu? Duaları 15 Temmuz’da mı değerli olmaya başladı?

Atatürk’ün heykeline saldırabilirsiniz. Selanik’teki evine saldırabilirsiniz. Hayatta olmayışını fırsat bilerek hakaretler, iftiralar savunabilirsiniz. Ancak ebedi Başkomutan ebedi muzafferdir. Dil uzatmakla, din üzerine nutuk atmakla, iftira etmekle ancak kendinizi kandırır, ancak kendinizi yenersiniz. Bunu aklınızın bir köşesinde tutun demeyeceğim; hayatta kendinizden iyi Atatürk’ü tanırsınız. Çünkü 1923’te yediğiniz tokadın öyle 100 yıl gibi bir süresi yoktur, ebediyen suratınızda duracak ve size kim olduğunuzu hatırlatacaktır.

Aptal Avuntusu

Nedir aptal avuntusu?

Atatürk’ün manevi şahsına saldırmak bir aptal avuntusudur. Evet…

Bir de IŞİD propogandacıları gibi “Ya cumhuriyet için ölen şehit olur mu?” zırvası da bir aptal avuntusudur.

Ancak aynı zamanda kişinin bilincine yönelik sinsi bir saldırıdır.

Bugün kahraman Türk askerini, kahraman Türk polisini cumhuriyet ve laiklik bahanesiyle şehit saymayan ahmaklar, yarın ülkeye yönelik herhangi bir saldırıyı da “Cumhuriyet için savaşılmaz.” bahanesiyle bertaraf etmek için çabalamayacaktır. Bugüne kadar ülkeye yönelik sinsi veya açık ABD, İsrail, AB saldırılarına karşı cihatçı olduğunu söyleyen kesimin tepkisiz kalışı bu bahaneyledir. Aptala avuntu da bahane de çok…

İşgal yıllarında da benzer sebeplerle “Karnımızı doyurduğu sürece Yunan ordusu da hilafet ordusudur.” diyen soytarılar vardı.

Atatürk gelince ortadan kaybolup vefat edince yeniden piyasa çıktılar. Türk gençliğinin böyle soytarıları çıktığı yere geri sokacak gücü fazlasıyla vardır. Türk gencinin savaşmamak için en ufak bir bahanesi yoktur.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone