Avrasya Tüneli Çıldırmacası

Amerikaymış, İsrailmiş, sinsi İngiliz siyasetiymiş… Kendimizi kandırmayalım kardeşim. Biz kendi kendimizi kutuplaştırmaya, bölmeye zaten meyilliyiz. Bu adamların yaptığı her neyse bizim kendimize yaptıklarımızın yanında devede kulak kalır.

İlber Ortaylı’nın bir sözü var “Türk’ün Türk’ten başka düşmanı yoktur.” der hoca. Bunu başkalarını düşman olarak görmeyelim diye değil, Türk’ün kendine verdiği zararı kimse veremez manasında söylemiştir.

Tarihte yaşananlara, günümüzdeki olaylara baktığımızda bunun böyle olduğunu görebiliyoruz. Çok sevdiğimiz II. Göktürk Kağanlığını Uygurlar yıkmıştır… Göktürkler de öncesinde Oğuzları katletmiştir. Hazarları Peçenekler zayıflatmıştır. Altın Ordu Devleti’ni Timur yıkmıştır. Selçukluyu Moğollar yıkmıştır. Gazneli Devleti’ni de Selçuklular yıkmıştır. Dulkadiroğulları Beyliği’ne Osmanlı son vermiştir, böylelikle Kürtler ve Ermeniler bölgede at koşturmaya başlamışlardır…

Bunlar yaşanmış bitmiş olaylardır. Bu tarihi kurumların, kişilerin hepsi bizimdir. Bir Oğuz olarak Göktürklere sövülmez, Göktürk hayranı olarak Uygurlara hakaret edilmez, Altın Ordu’yu yıkıp Rusların aşağıya doğru inmesine sebebiyet verdiği için Timur’a beddua edilmez.

Bunlardan ancak ve ancak ders alınır. Bugün İran’dan doğal gaz alacağız diye Tebriz’deki 40 milyon Türk’ün ezilmesine sessiz kalınmaması gerektiği, Çin ile ticari ilişkileri geliştirmek uğruna Uygur Türklerinin yok sayılmaması gerektiği, Rusya’ya meyve sebze satma uğruna Kırım Tatarlarının görmezden gelinmemesi gerektiği dersleri çıkarılmalıdır tarihi olaylardan. Yaşananlara duygusal yaklaşmak yerine, “o’cu, bu’cu” olmak yerine hep dediğim gibi tarihi geleceği şekillendirmek adına bir laboratuvar olarak görmek zorundayız.

Timur’a hürmet etmenin yanında hatalarından ders çıkarmalıyız. Bilge Kağan’ı anmanın yanında onun yaptığı hatayı yaparak kendi ırkımızdan başka ırklara mensup kişilerle evlenmemeliyiz mesela. Atatürk’ten ders alıp oy kullanarak lider çıkarmak yerine, onun gibi liderler yetiştirmemiz gerektiğini idrak etmeliyiz mesela. Türk’ün Türk’ü kırdığı veya görmezden geldiği durumlarda her daim başkalarının yükselip Türk’ü ölmekten beter konuma sokacağını anlamalıyız mesela.

Avrasya Tüneli mevzusunda ise bir oylama başlatılmış, ülke “kendi kendini” ikiye bölmüş, Atatürk düşmanı bir taraf Sultan Abdülmahit’in ismi verilsin diye bir yerlerini yırtarken, karşı taraf bunların art niyetinden ötürü Atatürk isminin tünele verilmesi için uğraşır olmuş.

Bu tünel Abdülhamit Han’ın bir zamanlar planladığı bir proje olmasından dolayı onun ismi verilebilir. Kendisinin dünya kadar yanlışının yanında dünya kadar yaptığı iyi şeylerde gözümüzün önünde. Her şeyden önce Abdülhamit Vahdettin gibi kıçını kurtarma derdinde olmadan vatanperver duygularla devleti kurtarma ve yaşatma adına elinden geleni yapmış bir Türk sultanıdır. Onun icraatları, yöntemleri o günün bakış açısıyla değerlendirilmeli, yine de eleştirilecek yönleri “saygı” çerçevesinde dile getirilmeli ANCAK, düşmanlık beslenmemeli.

Ama bu tünele onun isminin verilmesini destekleyenlerin Atatürk düşmanlığı yapan örümcek kafalı, nankör, şeriatçı bir güruh olması, yapmaya çalıştıkları işe (doğru olmasına rağmen) gölge düşürmektedir.

Ben bunların art niyetinden dolayı o tünele rahmetli Abdülhamit Han’ın isminin verilmemesini dilerim. Çünkü eğer onun adı verilirse bu zevatlar “Sultan’ın ruhunu şad ettik.” demeyecekler, arzularının gerçekleşmesini bir zafer olarak algılayıp “Kemalizm’i nasıl da yendik elhamdülillah.” diyecekler.

Şahsi fikrim tünele Atatürk isminin de verilmemesi yönünde. Atatürk’ün adı zaten pek çok yerde yaşatılmakta. Tünele isminin verilmesinin bir anlamı olmayacaktır. Şu ana kadar gördüğüm en güzel öneri Prof. Dr. Tufan Gündüz’den çıktı. Hoca engin bilgisi ve milli bilinciyle kendisine yakışır bir öneride bulundu: “Bana kalsa ben Peçenek Tüneli derdim. Çünkü Peçenekler boğazı atlarını yüzdürerek geçen tek Türk boyudur.”

***

Kısaca Peçeneklerin kim olduğunu anlatacak olursak, şu an çevirisini yaptığım bir kitap var. 10.yy’ın ikinci yarısında yaşamış Bizans İmparatoru VII. Konstantin ileride imparator olacak oğluna “Devlet Yönetimi” adında bir kitap yazmış, bu kitapta Bizans’ın komşuları kimler, güç sahibi devletlerin ve milletlerin özellikleri neler, kimle nasıl anlaşmalı, kime dikkat etmeli, kime nasıl yaklaşılmalı… bunları uzun uzun oğluna ders olsun diye yazmış. Kitabın başından sonuna kadar söylediği tek şey “Oğlum aman Peçeneklere dikkat et, onlarla iyi geçin, onlara hediyeler ver, onlarla düşman olma, düşmanlarına karşı onlarla ittifak kur, onlardan herkes korkar, onlardan büyük savaşçı yoktur…” vs.

Böylesine mühim bir tarihi devleti kurmuş, önemli fakat ismi unutulmaya yüz tutmuş bir boyumuzun isminin yaşatılması hem onların hatırasına saygı niteliği taşıyacaktır, hem de milli bilincimize olumlu etki yapacaktır. Peçenekler’in kim oldukları, neler yaptıkları konuşulacak, hafızalarımızda unutulmaya yüz tutmuş şanlı bir Türk kavmi tekrardan hatırlanacaktır.

Bundan dolayı bende hocamızla aynı fikri paylaşarak aşağıdaki linke Peçenek Tüneli yazılmasının daha anlamlı olacağını düşünüyorum.

http://anket.udhb.gov.tr/

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone