Aynı Millet İki Başbuğ – 26 Ağustos

Bugün Türk tarihinin belki de en önemli günü. Tarihin tekerrürünün en canlı kanlı örneği. Bu toprakların ilelebet milletimize vatan olacağının en somut kanıtı.

– 946 yıl önce Başbuğ Alparslan ve 30 bin kişilik şanlı ordusuyla 70 bin kişilik Roma ordusu karşı karşıya gelmiştir.

* 95 yıl önce Başbuğ Atatürk ve 208 bin kişilik şanlı ordusuyla 225 bin kişilik Roma artığı Yunan ordusu karşı karşıya gelmiştir.

– Tamamen süvarilerden oluşan Türk ordusuna karşı %80’i piyade olan ve baştan aşağı zırhlı Roma ordusu savaşa başlamıştır.

* Türk ordusundaki 10 uçağa, 198 kamyona, 323 topa, 2864 tüfeğe karşı Roma artığı Yunan ordusunda 50 uçak, 4036 kamyon, 418 top ve 4419 tüfek vardı. Savaş bu şartlarda altında 26 Ağustos gecesi sabaha karşı 5,30’da topçu atışıyla başladı.

– Savaş esnasında Roma’nın paralı askerleri olan Peçenekler karşı tarafla aynı dili konuştuğunu farketti ve düşman diye savaştıkları askerlerin Asya’dan gelen soydaşları olduğunu anladılar. Böylelikle saf değiştirerek Selçuklu yanında Roma’ya karşı savaşa devam ettiler.

* Buhara Emiri Alim Han emperyalizme karşı tek başına mücadele veren soydaşı ve dindaşı Anadolu Türklerine asker yardımı yapamasa da hazinesinden 100.000 altınlık bir yardımda bulunmak istedi. Bunu mecburen Sovyetlerin topraklarından geçirerek Anadolu’ya ulaştıracaktı. Çünkü Rus demiryollarını kullanmadan o kadar altının taşınması imkansızdı. Böylelikle Lenin’le anlaştı. Ancak Lenin 100.000 altının 89 binine el koydu ve sadece 11 bin altın Ankara’ya ulaşabildi.

– Savaş sonunda Roma İmparatoru IV. Romen Diyojen esir edildi. Alparslan’ın şartlarını kabul etmek zorunda kaldı ve böylece Anadolu’nun kapıları Türklere bir daha kapanmamak üzere açıldı.

* Yunan ordusunun Başkumandanı Trikupis, Atatürk’ün askeri dehası karşısında İngiltere’nin desteğine, asker ve silah avantajına rağmen etkili olamadı. Uşak yakınlarında emrindeki birliklerle birlikte Atatürk’e teslim oldu. Türk ordusu ise geri kalan Yunan birliklerini yurdun dört bir yanından İzmir’e doğru takip etmeyi sürdürdü. 9 Eylül’de İzmir’e girerek 1071’de vatan olan bu topraklara kasteden tüm Yunanlıları yurdun bağrından söküp atmış oldu. Aynı zamanda da kendisine dayatılan ve yine 26 Ağustos’ta basiretsiz yöneticilere imzalatılan Sevr esaretnamesini de parçalayıp Batı’nın suratına fırlattı.

Aynı tarih, aynı düşman, aynı millet, aynı topraklar, iki Başbuğ ve aynı sonuç.

Fıtrat değişti sanma. Bu kan yine o kandır.

Her ikisinin de askeri olmaktan iftihar ederiz.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone