Ayşe’ye Mektup!

Doğu Türkistan ile ilgili üzücü, kahredici, sinir bozucu haberler aldık. Yıllardır değişik şekillerde zulümler yapıldığı ile alakalı haberler geldi. 2 yıl önce Ramazan ayında Türkiye’nin batı vilayetlerinde Doğu Türkistan için yürüyüşler düzenlendi, mitingler yapıldı. ‘Çin’ lanetlendi. Dünyanın en büyük 2. Ekonomisine sahip ülkeye kafa tutan, racon kesen söylemler duyduk.

Öylece geçti gitti.

**

Kırım, Rusya tarafından işgal edildi. Daha doğrusu Ukrayna işgalinden, Rus işgaline geçiş yaptı. Türk eserleri tarumar edildi. Kırım Tatarları olmayan haklarından biraz daha uzaklaştılar. Sürgün edildikleri topraklarına dönme umutları biraz daha soldu. İsmail Gaspıralı’nın kabrinin üzerine önce Ukrayna sonra Rus bayrağı çekildi.

Durum devam ediyor. Değişen bir şey yok.

**

Halep Türkmenleri ne Beşar ne Hafız Esad döneminde adam akıllı bir hayat yaşayabilmişlerdi. Fakirlik diz boyu, mahrumiyet had safhada bir hayat sürmüşlerdi. Eğitim alamamış, basit devlet memurlukları dışında, o da binde bir ihtimalle, herhangi bir mevki alamamışlardı. Türk milli futbol takımının maçını izlerken attığımız bir gole yüksek sesle sevindiği için yıllarca hapis yatan Türkmen vardı.

Suriye karıştı, savaşanlar kaldı, diğerleri ülkeye geldi. Aynı kanı taşıyanların kurduğu, sahip olduğu devlette onların da adına ‘mülteci’ denildi.

Durum devam ediyor. Değişen bir şey yok.

**

Azerbaycan Türkleri, Hocalı katliamını, 20 Ocak acısını yaşadılar. Timur’un kışlağı, Türk’ün Anadolu’ya girmeden evvel durduğu son konağı Karabağ işgal edildi. Daha geçtiğimiz günlerde daha yaşı çift basamaklı sayı olmamış olan Zehra kızımız Ermeni köpeklerinin bombasıyla hayatını kaybetti.

Durum devam ediyor. Değişen bir şey yok.

**

Türk’ün en bahtı karası Irak denilen yerde yaşar. Musul, Kerkük, Telafer, Tuzhurmatu hatta Erbil onların yurdudur. Şair yaratılışlı, edebiyat ruhlu insanlardır. Türkiye’den ordu değil bir tane Türk gelse bayram ederler. Bizi öyle çok, öyle içten severler.

2003 yılında Irak, ABD tarafından işgal edildi. Yurtları parçalandı, ömürlerinde görmedikleri dağ yaratıklarıyla komşu edildiler.

Sayısız bombalı saldırıda can verdiler. Can, ırz, mal güvenliği nedir bilmez oldular. Okullarında rahat bırakılmadılar. ‘Anayasanın’ sağladığı dil eğitimi hakkını kullanmaları engellenmeye çalışıldı. Kerkük Kalesine tarihi boyunca o kalenin içine ot satmaya bile girememiş bir kitlenin bayrağı asıldı.

Yurtlarına Kürt bayrağı dikildi, Kerkük’de Kürt parlamenterlerin sayısı Türkmen parlamenterlerden fazla belirlendi. Nüfusları ile alakalı bilgiler manipüle edildi.

Durum devam ediyor. Değişen bir şey yok.

**

Şimdi buradan Ayşe hanıma seslenmek istiyorum.

Vaktiyle Kıbrıs Türkleri de benzer sıkıntıları yaşadılar. Katliam, zulüm, işkence, yok sayılmak gibi zilletlere maruz kaldılar. O zaman ki siyasi ve askeri otorite Ayşe’yi tatile göndermeyi uygun buldu. Nedendir bilinmez Ayşe gittiği Kıbrıs tatilinden sonra bir daha evinden çıkmadı.

Kıbrıs vatan toprağı, Kıbrıs Türk’ü soydaş ise Uygur, Tatar, Türkmen soydaş değil midir? Adı bile Türkistan olan Doğu Türkistan, Dolmabahçe Sarayının bir eşinin bulunduğu Bahçe Saray, Kıbrıs’tan yüzyıllar önce Türk toprağı olmuş Kerkük ve Halep vatan değil midir?

Kıbrıs Akdeniz’de pek stratejik bir mevkidir de Kırım Karadeniz’in kapısı değil midir? Kürt terör örgütü PKK’nın esas güç merkezi Kandil Dağı Kerkük ile Türkiye arasında kalmıyor mu? Doğu Akdeniz’in kapısı Lazkiye limanı değil mi? Turan’ın yolu Karabağ’dan geçmiyor mu? Doğu Türkistan’da altın madeni yok mu?

Hepsinden önemlisi tüm bu topraklar ‘vatan’ değil mi?

1974 senesinde Kıbrıs Barış Harekâtını icra eden tüm Subaylarımıza ve erlere şükranlarımızı sunuyorum. 7 kat semadan bizleri gözleyen şehitlerimizi ve aramızda bulunan gazilerimizi saygıyla selamlıyorum.

Ayşe’nin de artık kendine gelmesini ve esir Türk yurtlarına düzenlediği tatil gezilerini yeniden başlatmasını temenni ediyorum.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone