Azimcan Askarov Meselesi

yusufhanguzelsoy

Azimcan Askarov, 2010 yılında Kırgızistan’da meydana gelen Kırgız-Özbek çatışması ve Oş şehrindeki kanlı olaylarla bağlantısı olduğu iddiasıyla yargılanıyor. Gerçekten suçu var mıdır? Varsa da yargılanıp cezalandırılması gereken kilit isim Askarov mudur? Bu ayrı bir mesele…

Azimcan Askarov’un son çıktığı duruşma 8 Kasım’a ertelendi. Mahkemeye tanık olarak davet edilen kız kardeş Turdohon Askarova sadece Özbekçe konuşabildiğini söylediği için Özbekçe bilen bir tercüman bulunamamış ve bu erteleme gerçekleşmiş.

İşte bu da ayrı bir mesele.

Sovyetler yıkılalı 25 yıl olmuş ama anlaşılan Türk Dünyası hala dilde, işte, fikirde birlik konusunda yeterince yol gidememiş. Türkiye’de normal bir vatandaş hala her çekik gözlüyü Japon sanıyor. Kırgızistan’da hala fitnenin kaynağı yerine Özbekler suçlanıyor ve Özbekler Kırgızistan’da yaşadıkları halde Kırgızca konuşamıyor. Elbette Kırgızca bilenleri çoktur, ama aynı dili konuşan bir milletin üstelik beraber yaşarken yeterince anlaşamaması üzücü bir durum… Ha Kırgız’ın, Özbek’in, Kazak’ın -yükselen anadil sorumluluğuna rağmen- hala ne kadar Rusça’dan sıyrıldığı da hala tartışılacak bir konudur.

Evet…

2014 yılında Manas havalimanının özelleştirmesini Türkiye’den koparmak isteyen devletlerce Ata Curt Partisi fitneye alet olmuştu. Yine Oş gibi şehirlerde büyük paralar dağıtılmış; güya Türklere, Ruslara ve Amerikalılara karşı eylemler baş göstermişti. Ufak tefek çatışmalar baş göstermiş, özelleştirme konusunda istediği sonucu alan Ata Curt Partisi lideri Kamçıbek Taşiev bu milletlere karşı ortamı yumuşatarak eylemleri sonlandırmıştı. Bu eylemlerin başladığı süreçte Taşiev’in ailesi için Rusya’dan sığınma hakkı aldığını ve onları Rusya’ya gönderdiğini de ekleyeyim.

Kırgızistan yine ısınıyor. Batılı sömürgeciler bu kadar üstünde gezinip durur da nasıl ısınmaz?

Kadırcan Batırov, eski bir Cogorku Keneş (Yüksek Meclis) vekili. Esas mesleği girişimcilik olan Batırov, Celalabad bölgesindeki olayları kışkırtmak, etnik nefreti körüklemek suçuyla Kırgızistan tarafından aranıyor. Batırov, sığınmacı olarak yaşadığı Avrupa’da, AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosunun “Hoşgörü ve Ayrımcılık Yapmama” toplantısına katıldı. Toplantıda bulunan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Mira Karıbayeva, Batırov’un konuşması sırasında toplantıyı terk etti.

Nasıl terk etmesin?

Bir devlet etnik ayrımcılık suçuyla bir şahıs hakkında yakalama kararı çıkarıyor, sonra o şahıs Avrupa’da “Hoşgörü ve Ayrımcılık Yapmama” toplantısına katılıyor, bir de üstüne konuşma yaptırılıyor. Kadırcan Batırov’un suçsuz olduğuna, Kırgız-Özbek çatışmasını körüklemediğine inanıyorsanız, niye Kırgızistan’a adil yargılama karşılığında teslim etmiyorsunuz? Yakın zamanda lazım mı olacak?

Gelişmeler lazım olacağını gösteriyor!

Kırgızistan’da dış politika seçimi Putin’den yana yapıldığı zaman, ABD mutlaka bir muhalifi destekler. ABD’den yana yapılırsa da Rusya aynı politikayı izler. ABD Azimcan Askarov’u insan hakları ödülüne aday gösteriyor, ardından da Kırgızistan ABD ile işbirliği anlaşmasını feshediyor. Öyle zannediyorum ki Atambayev’in kalp rahatsızlığı bahanesiyle bir köşeye çekilmesi, anayasa tartışmalarını yeterince yakından izlememesi “usanmışlık” ile alakalı… “Bahane” diyorum, Kırgızistan’da çoğu insan için bu rahatsızlık bir bahane… Öyle değilse de şaşılacak bir durum yok; emperyalizm yüzsüz bir köpek gibi yuttukça daha fazlasını istiyor.

Kırgızistan’a iştah kabartan bir tek Rusya, ABD ya da Çin değil elbette… Haçlılar da geri duracak değil…

Merkel, Kırgızistan’a ziyareti sırasında şu açıklamayı yapmıştı: “Demokratik yolu seçtiniz. Bu, bölgede her zaman kolay değil. Ülkeniz küçük ama güzel. İşbirliğine her zaman hazırız.”

Binlerce odası olan saray yaptırıp içine tuvalet koymayı akıl edemeyen Alman’a bak… “Ne günlere kaldık ey gazi hünkar” demek istiyoruz hep beraber, biliyorum.

Bu görüşmede Atambayev, Avrupa’dan Azimcan Askarov’un davası için gözlemci heyet istiyor. Bu bağımsız bir istek gibi görünüyor. Değil mi? Ama öyle değil işte…

Merkel’in bu ziyareti 2016 yılında gerçekleşti. 29 Temmuz 2015’te ajanslara düşen bir haberde aynen şu ifadeler yer alıyordu: “Avrupa Birliği’nin Kırgızistan’da ömür boyu hapse mahkum edilen Özbek asıllı insan hakları savuncusu Azimcan Askarov’un davasını araştırmak için bu ülkeye özel bir komisyon göndereceği bildirildi.”

Müjdeyi (!) veren yine Atambayev’di…

“Çin?” diye soruyorsunuz.

Çin, Kırgızistan’a “Çin halkından Kırgız halkına hediye” yazılı halk otobüsleri hediye ediyor. Altın madenleri için Kırgız yetkililerin kapısını çalıp duruyor. Bol bol işçi gönderiyor. Tacik kardeşleriyle beraber Afganistan sınırında askeri tatbikat yapıyor. Hepsi iyi niyetli tabi…

İster misiniz, Avrupa Birliği “Al Kadırcan Batırov’u, bırak Azimcan Askarov’u!” diye teklif sunsun? Olur mu olur…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone