Bakın Kardeşim!

Son yıllarda MHP’nin başlattığı ‘lengüistik’ mazeretlerin arkasına sığınarak kabul ettirmeye çalıştığı bir mesele var. 3 Mayıs Türkçüler Günü kavramını ‘3 Mayıs Milliyetçiler Günü’ olarak değiştirmeye çalışıyorlar.

Bu işi ilk başlatan MHP’li Şükür Alnıaçık oldu. Kendisi, ‘Kendimize Türkçü demek zorunda değiliz’ diyerek başlattığı tartışmaya, Türkçeye tercüme etmeye çalıştığı yabancı kavramların karşılıklarını delil göstererek devam etti ve ‘Türkçü değil milliyetçi demeliyiz’ dedi. Türkçülük kelimesindeki sert ünsüzler falan filan dedi, demagoji yarattı Türkçülüğün makbul olmadığını söyledi.

Kendilerine ne sıfatı taktıkları bizi ilgilendirmez. Türkçü sıfatını takınıp Türkçülüğe aykırı hareket etselerdi söz hakkımız olurdu. Türkçü değiliz diyorlar konu kapanıyor. Türkçülük muteber mi makbul mü buna karar verecek kişi, kurum, kuruluş yoktur. 2500 yıllık dava damarda akan kandan farksızdır. Üzerinde bu tarz yorumlar yapılamaz.

Şükrü Alnıaçık’ın ve mensubu bulunduğu hareketin bu tarz yaklaşımları yeni değildi, bu olay son olmadı. 70 yıllık Türkçüler Gününe de bulaştılar, Milliyetçiler Günü yapmak istediler. Kibirle alakası yok, Genç Atsızlar olmasaydı başaracaklardı.

Bakın kardeşim, 3 Mayıs’ın sizin oluşumunuzla hiçbir alakası yoktur. 3 Mayıs tarihi, Atsız-Sabahattin Ali davasının 2. celsesinin görüldüğü gündür. O gün mahkeme salonundan, koridorlarından taşıp, sokakları dolduran Türkçüler, sadece 1 kişi için oraya gitmişlerdir.

O kişinin adı Hüseyin Nihal Atsız’dır.

Atsız, Sabahattin Ali ile arasında cereyan eden hakaret davasını ilk anından sonuna kadar Atsız-Ali meselesi değil, Türkçülük-Komünistlik meselesi olarak görmüş, mahkemede bunu savunmuştur. Yani o gün Çankaya’yı titreten, Ulus’u dolduran, ‘Kahrolsun Komünistler’ diyerek yeri göğü inleten, despot İnönü devrinde açık yüreklilikle sokakları dolduran o gençler Atsız’ın şahsında Türkçülük için sokaklara çıkmışlardır.

Sizin kurucu genel başkanınızın olaya dahil olmasının tek sebebi Atsız’ın evinde 2 adet mektubunun bulunmasıdır. Kendisi o zamanlar Üsteğmen’dir, tanınmışlığı yoktur.

3 Mayıs günü Ankara’yı sallayan Türkçüler tutuklanmış, darp edilmiş, hakarete uğramıştır. Fakat kimseden emir almadan, kendi milli heyecanlarıyla hareket etmiş, Komünizm tehdidine karşı içlerinden geldiği gibi bir tepki ortaya koymuşlardır.

İşte bu saf, asil ve mağrur tepkinin şad edilmesi için Atsız ve diğer Türkçüler, bu tarihin anılması gerektiğini düşünmüşlerdir. Bu tarihle alakalı yazılan makalelerde her zaman bu konuya dikkat çekilmiş, 3 Mayıs Türkçülük Günü, Türkçülük Bayramı, Türkçüler Bayramı değil, TÜRKÇÜLER GÜNÜ olarak kabul edilmiştir.

Her 3 Mayıs günü başta Irkçılık-Turancılık davası mağdurları olmak üzere yurdun çeşitli yerlerindeki Türkçüler bir araya gelmişler ve Ulus meydanındaki asil hareketi yâd etmişlerdir. Buradaki amaç, o gün yaşanan hadiselerde rolü olan Türkçüleri hatırlamak, o asil hareketin unutulmamasını sağlamaktır.

Şimdi siz çıkıp 70 yıllık Türkçüler Günü’nü nereden aklınıza estiğini anlamadığımız bir şekilde ‘Milliyetçiler Günü’ gibi garip bir hale sokmak istiyor, Türkçüler itiraz ettikçe inat eder gibi ısrar ediyorsunuz. Bu hal ve hareketleriniz akıllarda soru işaretlerine sebep oluyor.

3 Mayıs günü ortaya konan asil duruşa mı düşmansınız? Türk kelimesindeki sert ünsüzler kulağınızı mı tırmalıyor? Irkçılık-Turancılık davası sürecinde başta Falih Rıfkı olmak üzere birçok yalakanın yazdığı, Türkçülüğü yanlış tanıtan yazılar üzerinizde etki mi yaptı? 2500 yıllı dava üzerinde yorum yapabilecek cüreti kendinizde nasıl buldunuz?

Olmaz kardeşim.

3 Mayıs Türkçüler Günü’dür. Çünkü 3 Mayıs günü yapılan hareketi Türkçüler icra etmiştir. Başta Atsız olmak üzere o günün cefasını çeken Türkçüler de bu günün böyle adlandırılmasını münasip görmüştür.

Kendinizi başka bir sıfatla tanıtıyorsanız bizi ilgilendirmez. Bizimle yani Türkçülükle alakanızı kestiyseniz siz bilirsiniz. Fakat yaptığınız işi tam yapın.

Gidin kendinize başka bir gün bulun!

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone