Barzani Yanılgısı

Son 3-4 yıl Hükümetin sözde günah çıkarma yılları oldu. Hükümet, kiminle beraber hareket ettiyse, kiminle masaya oturduysa, hepsini düşman ilan etti. Ya aldatıldığını ya da yanıldığını iddia etti. Gerçekte her şey önce iktidar, sonra güvence içindi. HDP’li dostlarının üstünü çizip tek başına iktidarı geri aldı; 15 Temmuz’dan sonra da hamasi nutuklarla iflas ettiği politikalar karşısında güvence altında olmak için yeni anayasayı hazırladı. Hala istediklerini alabilmiş değiller. Bir panik hali… Bir dolu sövgü… Sürüsüyle iftira…

Hükümet yıllardır bilinçli bir etnik bölücü siyaset güdüyor. Her türlü milliyetçiliğe karşı; fakat etnik ayrımın da sonuna kadar arkasında bir tutum izliyor. Diyarbakır’da Kürtçe, Trabzon’da Lazca propoganda yapıyor. Böylelikle bu şehirlerin Kürt kimliğiyle, Laz kimliğiyle özdeşleşmesine katkı sağlıyor. Açılım sürecinde PKK’yı doğu illerimizin temsilcisi yapmıştı; açılım bitince PKK Ermeni oldu, bir ara aralarının bozulur gibi olduğu Barzani ise öz kardeşten daha kardeş oldu!

Daha önce birkaç yazıda da dile getirdiğim üzere, “evet” propoagandası için Barzani’ye “Gel.” dediler. Millet farkında değil ancak Barzaniler Kuzey Irak’ta bir yandan bu duruma güvenerek Kerkük’teki Türkmenler üzerinde baskısını arttırmış durumda, diğer yandan Türkiye’nin doğusunu da artık hayali devletin sınırları içerisinde görüyor. Daha doğrusu bunu aşikar etmekten çekinmiyor.

Şöyle söyleyeyim: Rudaw Tv’deki hava durumunda Türkiye’nin doğusunun sözde Kürdistan olarak gösterilmesi zorunuza gitmiyorsa, bunu hoş karşılayabilecek kadar soysuzlaşabiliyorsanız, “Hayır diyenler PKK ile aynı safta.” diye duygu sömürüsü yapmayacaksınız. Şunu da söyleyeyim: Tayyip Erdoğan’a duyduğunuz kişisel sevgiyi millet sevgisinden önde tutup gözlerinizi kapatıyorsunuz.

Bu arada Kürtlerin Kerkük’ü istila etmesinin ardından Barzani kanadından gelen “Kürdistan’ın 4.parçasına hayırlı olsun.” açıklaması ilginçtir. İki yönden bunu ilginç buluyorum. Birincisi, Rudaw Tv’nin hava durumunda İran ve Suriye parçaları gösterilmiyor. İkincisi, Suriye ve İran’ın gösterilmemesi, Hükümetin “Ben referandumda istediğimi alırsam, Kerkük ve federasyon sana hayırlı olsun.” sözü vermiş olduğunu göstermez mi? Görüntüler biraz eski olabilir; fakat Hükümetin en baştan beri Barzaniler ile ittifak halinde olması herkesin bildiği bir şeydir.

Size sınırlarınızın ötesinde yaşayan kandaşlarınızdan bahsetmeyen ve dahası sizin temsilciniz olduğu halde dışarıda kalan parçalarınızla ittifak yapmak yerine onların karşısına çıkan Hükümetler, sizin menfaatlerinizi gütmüyordur; “Büyük Türkiye” diye bir olaydan bahsetmeye hakkı da yoktur. Kıbrıs’ı ver, Kerkük’ü ver, Musul’u ver, Diyarbakır’ı ver, elde kalan adaların işgaline göz yum. Türklere ufacık bir toprağı bile çok görüyor olmalısınız ki ortaya çıkan manzaraya “büyük Türkiye” diyebiliyorsunuz.

Hükümet de bilsin ki Barzani tercihi çok büyük bir yanılgı olmuştur.

2013’ün yaz aylarında Diyarbakır’da idim. Sebze hali başta olmak üzere birçok yerde Kuzey Irak’lı Kürtler ve Diyarbakırlı Kürtler kavga halinde idi. Diyarbakırlı olan “Bunlar nece konuşuyor, ben anlamıyorum.” diye kahkaha atıyordu. Diğeri de kahkaha atanın gerçek Kürt olmadığını söylüyordu. Kuzey Irak’tan gelenler yirmi kasa inciri 30 lira gibi bir rakamla almaya çalışırken Diyarbakırlı Kürtler çıldırıyordu. İçlerinden biri diğerine sopayla saldırırken, “Bunlar nereden geldiler bu memlekete?”, “Bunların tuvalet adeti bile yoktur.” diye serzenişte bulunuluyordu. Ben de o sırada “Hepiniz nereden geldiniz bu memlekete?” diye sormuştum.

Etnik siyaset artık tutmaz. Hükümet panik halinde yaptığı hatalara yenilerini süratle ekliyor.

Mesaj anlaşılmış mıdır? Bence anlaşılmıştır.

O zaman nokta.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone