Basit Kelime Oyunlarıyla İktisat

Rasim-Topcuoglu

Ülke ekonomisinde hesaplanan bazı verilerin elde ediliş kısmıyla değil, elde edildikten sonra topluma nasıl yansıltıdığıyla ilgili küçük bir senaryo yazacağız. Sakın yanlış anlamayın, bizim ülkemizde böyle şeyler olmaz asla…

Yıl 2008…
Seçim dönemi, siyasi partiler yarışır halde bir orada bir burada, milletin parasıyla millete gösteriş peşindeler. Şiirler okunmakta, şarkılar söylenmektedir ve dönemin başbakanı tekrar seçilmek için mikrofunu eline alır….

”Ey büyük halkımız! Biz size ne dedik? Biz biliriz, biz yaparız; bakın yaptık.” fasıllarından sonra ekonomiden bahsedilmesi gerekir. ”Bakınız, her şey ortada: 2007 yılında İngiltere’nin büyüme oranı %3.6, bizim ülkemiz ise %4.7 oranında büyüdü! Biz ne dedik? Büyüyeceğiz. En güçlü ekonomilere sahip olan ülkelerden daha fazla büyüdük. Bunları görün…” dedi ve ortalık alkışlar ve sloganlarla  inledi. Peki orada kendini yırtan, bu icraat ile övünenlere kimse çıkışta demedi mi ki; ”Büyüme nedir?”, ”Reel büyüme oranından mı bahsetti yoksa nominal büyüme oranı mıydı bize söylenen?” hepsini, hepsini geçeceğiz. Bu işlere girip kafa karıştırmadan sadece size şunu göstereceğiz: İngiltere ile büyüme oranlarını karşılaştıranların hangi değerler üzerinde bu işi yaptığını görmemiz gerekir. Az gelişmiş ülkenin %4.7 büyümesi ve gelişmiş ülke ekonomisine sahip İngiltere’nin büyüme oranı olan %3.6’sı geçmiş yıla göre gayri safi yurt içi hasılasındaki artışına işaret eder. Bunu kendimizce basit bir dört işlem ile hesaplayalım:

2006 Yılı İngiltere GSYİH 100.000 $                             Az Gelişmiş Ülke GSYİH  40.000 $
2007 Yılı İngiltere GSYİH 103.600 $                             Az Gelişmiş Ülke GSYİH  41.880 $

Rakamları öne sürdüğümüz takdirde yüzdelik değişimlerin sıralaması önemsiz kalabiliyor. Rakamsal değişimlerin basit olması için bu değerleri ele aldık; senaryo yazıyoruz, unutmayalım.

Az gelişmiş ülke ekonomisine sahip ülkenin başbakanı kendinden çok emin bir şekilde, tekrar seçilmek için şehir şehir dolaşmaya devam ettii. Bir şehirden çıkıp diğerine gitti. Yine klişe işler yapıldı, sövülene sövüldü, ”Biz dedik, biz yaptık, biz biliriz ,biz…” söylemleri bitti ve yine can alıcı ekonomiye geldi sıra:
”Ey demokratik halkımız, 2007 yılında ihracatımız bir önceki seneye göre %25.4 artarken ithalatımız ise sadece %21.8 arttı. Biz ne dedik? Ülkemizin menfaatleri doğrultusunda hareket ediyoruz. Artık sadece alan değil, satan olacağız! Satan…”  ortalık sevinç çığlıkları, sloganlar ve alkışlarla dolu. Şimdi sizlere 2006 verileri ve 2007 verilerini yazacağız. Bakalım yüzdelik değişimlerle bahsedildiği gibi alan mıyız; satan mıyız, anlayacağız.

2006
İhracat rakamı:    85.534.676.000 $
İthalat rakamı:    139.576.174.000 $

2007
İhracat rakamı: 107.271.750.000 $                   İhracattaki değişim: % 25,4
İthalat rakamı:   170.062.715.000 $                  İthalattaki değişim: % 21,8

Rakamları inceledeğimizde 2006 yılında dış ticaret açığı (ihracat-ithalat) -54.041.498.000 $’dır. Yapılan şovla birlikte seçmenlerin alkışladığı rakam ise -62.790.965.000 $’dır. Ya alkışlayanlar vatan haini ya da neden alkışladıklarının farkında değil. Küçük bir dipnot eklemek gerekirse, ithalatın ihracattan yüksek olması bir ekonomi planı dahilinde gerçekleşebilir. Bizim değindiğimiz nokta ise kelimeleri kendi çıkarlarınca kullanmaya çalışanların numaralarını göstermektir. İşsizlik  oranını hesaplama, kişi başına düşen milli gelir gibi konularda iktisat bilimi, matematiksel verilerle her şeyi göz önüne serer. Gerisi ise bu rakamlarla yapılan kelime oyunlarına kalmıştır.

Kelimelerin ardındaki anlamları görebilmek, sizi yalnızca ”yönetilen” sıfatına layık görenlere karşı en dirençli kalkanınız olacaktır.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone