Bencil Adamlar

KemalOnalir

Mezarının bahçesinde bir kız tecavüze uğrar, kılı kıpırdamaz. Fakat mezarını kaldırmaya gelen kepçeyi parçalar. ‘Madem bu kadar kudretliydin, neden tecavüzcüyü ikiye ayırıp kızcağızı kurtarmadın?’ demez kimse.

Evliya mezarıdır, kimse kurcalamaz diye toprağına uyuşturucu saklarlar, ‘Belki doğru yolu bulurlar’ deyip ses etmez. Ama mezarına küp şeker bırakırsanız çocuğunuzun kısmetini açar. Sonra torununuz o mezarda saklanan illete bulaşır, niye korumadın diye soramazsınız.

Telif ettiği bir tek kitap, bir tek satır yazı yoktur ama kabri başında lokum dağıtırsanız üniversite kazanırsınız. Kendi cahildi ama böyle işleri kıvırabilen birisidir.

Neymiş efendim Çanakkale’de gökten inmişler.

Trablusgarp’ta işleri mi varmış? Balkan Savaşları sırasında çok mu meşgullermiş? Viyana kapısına bir omuz vursalar ne olurdu yani?

Elini, eteğini, ayak tabanını geçtim acayip acayip yerlerini öptüren adamlara tapıyorsunuz. Şeyhi görmek viziteli; 10.000 lira veriyorsun, 1 saat görüşebilirsin. Para nakit olursa memnun olurlar, kredi kartı geçerlidir.

Tutturmuşsunuz, Mehdi gelecek.

Gelecek diye hiçbir şey yapmayalım mı?

Teknolojimiz gelişmesin, ülke kalkınmasın, vatan müreffeh olmasın mı?

Ben Mehdi’yim’ diyenin peşinde pervane oluyorsunuz. Hepsi de sonradan zıvanadan çıkıyor. Kimi karılarla basılıyor, kimi parlak sarı tutkunu oluyor, kimi kedicik beslemeye başlıyor. Ortak bir noktaları var: hepsi zengin oluyor.

Tasavvufun parolası ‘bir lokma bir hırka’ değil mi kardeşim?

Sizin bu ehl-i tasavvuf niye Lincoln Jiplerle geziyor? Şeyh hariç herkes ‘aman zengin olmayın. Çok mal haramsız olmaz. Şeytan zengini sever’ diye öğütlüyor sizleri. Biriniz de çıkıp ‘Madem öyle bizim şeyh, şeytanın ta kendisi’ diyemiyor.

Adamın kalkıp iki adım atmaya mecali yok, arkasından iterek gezdiriyorlar; fakat Türkiye’yi ayakta tutan kendisi. Önce kendini ayakta tut sonra memlekete faydana bakarız…

Hadi diyelim ayakta tutacak gücünüz var, ileriye götürmek için neden bir araya gelmiyorsunuz. Biz çocukken bir çizgi film vardı. 3-5 Robot birleşir ‘Voltran’ diye pek güçlü bir robot olurlardı. Bunlar da Voltran’ı oluşturup dünyanın lider ülkesi yapsalar ya bizi…

Ama olmaz, anca birbirlerini gömer otururlar.

Madem bu tayfadan umudumuz yok, o halde ne yapacağız? Bununla ilgili Fatih Sultan Mehmet hakkında çok güzel bir kıssa var.

Çocuk yaştaki Şehzade Mehmet, ders çalışmaktan ziyade kılıç kalkan talimiyle uğraşmayı sevmektedir. Hocaları bu durumu düzeltemez ve çareyi babası Sultan II. Murat’a başvurmakta bulurlar. Koca Sultan, ‘Gerekirse zorla çalıştırın. Çok iktiza ederse dövebilirsiniz, irademdir’ diye cevap verir hocalara.

Fatih’in sol elinin serçe parmağı kırıktır. Sebebi bu müsaadedir.

Bir gece tüm öğrenciler uyumuşken Şehzade Mehmet’in odasından ışık sızmaktadır. İçeri giren hocası Şehzade’yi koca bir İstanbul haritasını incelerken bulur. Ne yaptığını sorunca; ‘Bunca atalarım bu şehri almak için muhasara ettiler. Lakin başaramadılar, bunun sebebini düşünüyorum’ diye cevap alır.

Hocanın cevabı derdimizin dermanıdır; ‘Şehzadem, siz şimdilik dersinizi çalışınız. Şüphesiz, Allah cahil bir hükümdara İstanbul’un fethini nasip etmez’ demiştir.

İşte bu kadar.

Allah cahil, gayretsiz, ümitsiz, vizyonsuz adama hiçbir şey nasip etmez. Şehzade Mehmet, çağının ötesine geçecek bilgilerle donandı, teknolojisini diğer ülkelerin hayalini bile kuramadığı icatlarla güçlendirdi, hedefini İstanbul koydu, İstanbul’u aldı; Fatih oldu, ‘Yeni Kızıl Elmamız Roma’dır’ dedi. Allah da onu iki cihanda aziz etti.

Çağımızın gücü bilgidir, medeniyettir, nükleer teknolojidir, uzay keşifleridir. Bunları elde etmeden, bir değil bin evliya bir araya gelse Türkiye’yi ayakta tutamaz.

İnsanlara sevgi, saygı duyuyor olabilirsiniz. Samimi buluyor, bilgisine güveniyor olabilirsiniz. Bunları anlarım; fakat tapınmanızı, sorgulamamanızı, teslim olmanızı anlamam, kasıtlı bulunurum, ihanet olarak görürüm.

Gerçekçi olun. Aklınızı kullanın.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone