Best of Bahçeli

Tamam da bunlar oluyorken AKP hükümeti neredeydi? Başbakan hangi salonda konuşuyordu? Ya Cumhurbaşkanı ne yapıyordu? Ben söyleyeyim, milleti kutuplaştırmak için hesaplar yapıyor, yeni anayasa için rota çiziyordu. Başkanlık çetelesi tutuyordu.

9 Şubat 2016

Erdoğan akli ve kalbi melekelerini kaybetmiş bir görüntü çizmektedir. Sağlıklı düşünme, sağlıklı karar ve irade oluşturma yeteneğinden mahrum olduğu da anlaşılmaktadır. Aziz milletimiz, şimdilik Türkiye’yi esaret altına alan, çocuklarla uğraşan, rüşvet ve yolsuzluk iddialarından kaçan 17-25 Erdoğan’a kesinlikle mecbur ve müstahak olmayacaktır. Erdoğan ya susmalı ya da sakat fikirlerinden çok acil ve derhal vazgeçmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi Recep Tayyip Erdoğan’ın ciddiye alınacak bir yanının artık kalmadığına yürekten inanmaktadır.

26 Aralık 2014

Yatak odalarındaki haram madenleri, bakan ve başbakan çocuklarının çevirdiği dolaplar, dört yüzsüz bakanın hırsızlıkları dillerdedir. Ve hala Erdoğan’ın zeki oğluyla para eritme üzerine yaptığı konuşması akıllardan çıkmamıştır. Gün gelecek devran dönecek, rüşvetçi, hortumcu, haramzade, millete küfreden, yüzdelerle ihale alan kim varsa doğruca adaletin önüne çıkacaktır. Bu ya olacak ya olacaktır. Başka bir seçenek kesinlikle yoktur.

…Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu millete yalan destanı yazıp, başkanlık sistemi ve yeni anayasa edebiyatı yaparken; Kırım Rusların oldu. Hiçbir şey yapılamadı. Kıbrıs Rumlara peşkeş çekildi, Doğu Akdeniz’de mevzi kaybedildi. Hiç kimsenin umurunda olmadı. Türkmen Dağı Esad’ın eline kaldı. Hiçbir etkili tedbir alınamadı. Kerkük peşmergeye, Musul IŞİD’e terk edildi. Geriye yalnızca Türkmenlerin acı dolu hikayeleri, yitirilmiş yurtları, dağıtılmış umutları, kaybolmuş hayatları bırakıldı. 21 Şubat’ta Süleyman Şah Türbesini nakliye kamyonuna yükleyip gece yarısı operasyonuyla kaçıran, buna da zafer, başarı diyen Erdoğan ve Davutoğlu milli vicdanda ebedi mahkumdur, ebediyete kadar lekelidir.

22 Aralık 2015

AKP ile PKK’yı, AKP ile HDP’yi birbirinden ayırt etmek artık kolay değildir. Siyasi taktik gereğince HDP’yi eleştiren, hakaretler yağdıran, mangalda kül bırakmayan bu zihniyetin; gerçek anlamda bu terör imalatından hiçbir farkı yoktur. AKP, PKK’sız; PKK’da AKP’siz bir hiçtir. AKP, PKK’nın hayat iksiri, diğer yanağıdır.

3 Ekim 2015

Hiç kimse bizden, siyasi hesap ve sinsi planlarını hayata geçirmek için destek veya örtülü bir müsamaha beklememelidir.

13 Ağustos 2015

Erdoğan’ın 28 Şubat 2015 tarihinde, Suudi Arabistan ziyaretine çıkmadan evvel PKK’yı ima ve işaret ederek söylediği, “Ne istendi de verilmedi” beyanı henüz akıllardan çıkmayacak kadar tazedir. Brüksel’den Oslo’ya kadar terör örgütüyle yapılan çok sayıda pazarlıklar, Öcalan’ın özgürlüğünden üniter yapının yıkılıp eyalet sistemine geçilmesine dönük vaatler AKP’nin kirli sicilinin sorgulanması gereken noktalarıdır. Ve bunların hepsinde Recep Tayyip Erdoğan başlıca aktör olarak yerini almıştır.

12 Ağustos 2015

Başkanlık rayı döşeyen Erdoğan ve bir numaralı yardakçısı paralel yapıyla kıran kırana mücadele ettik.

12 Haziran 2016

Yeni hükümetin siyasi gündeminde yalnızca Sayın Erdoğan’ı nasıl başkan yaparız hedefi vardır. AKP’li yöneticiler peş peşe yeni bir dönemden bahsetmektedir. AKP’nin bir genel başkan yardımcısı başkanlık sisteminin fiilen başladığını, milletvekilleri olarak anayasayı statüye uyduracaklarını söylemiştir. Yeni hükümetin 24 Mayıs’ta Meclis’te okunan programının omurgasında; “Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle birlikte ortaya çıkan fiili duruma Anayasa’yla resmi ve hukuki bir statü kazandırılması zaruret haline gelmiştir” yaklaşımı egemen olmuştur. Parlamenter sistemin milletin ümüğünü sıktığını söyleyenden, oğlan bizim kız bizim, erklerin hepsi bizim diyenlere kadar ipini koparan konuşmuş, her şeyi söylemiş, bu sayede anayasanın ruhu delik deşik edilmiştir. Son ve en etkili çıkışı da yeni Başbakan yapmış ve demiştir ki:

“Cumhurbaşkanının milletiyle ilişkisindeki fiili durumunu Anayasaya uygun hale getirmek biz  AK Parti Grubunun en önemli işidir, boynunun borcudur.”

Başbakan anayasaya aykırı durumun farkındadır. Başbakan anayasanın ihlal edildiğini, Cumhurbaşkanı’nın anayasayı çiğneyerek sürekli suç işlendiğini de bilmektedir. Allah var ya Sayın Yıldırım bayağı akıllı ve tedbirlidir. Bu maksatla anayasaya uyulmuyorsa, yazılacak yeni anayasayla mevcut statükonun meşrulaştırılması gerektiğini en azından kavramış, kaldı ki bununla da tembihlenmiştir. AKP’nin vicdan sahibi değerli milletvekilleri ve oy veren muhterem vatandaşlarımız şu sorularımızın muhasebesini Allah için yapmalıdır:

Her şey bitmiş ve halledilmiştir de Türkiye’nin bir tek meselesi olarak başkanlık sistemini inşa etmek mi kalmıştır? AKP’nin bir Grup Başkanvekili diyor ki, “Türkiye’de güven ve istikrarın kurumsallaşması için başkanlık sisteminin önemli olduğunu düşünüyoruz.” Yani güven ve istikrarın kurumsallaşmadığı mı söyleniyor?

Halbuki bugüne kadar en çok övülen, usandıracak kadar tekrarlanan propaganda söylemi güven ve istikrardaki kurumsallaşma değil miydi? Türkiye’nin hızlı karar alan ve uygulayan, icra gücü yüksek bir yürütme erkine ihtiyacı varmış. AKP’nin iddiası böyledir.

Peki, 14 yıldır elinizi tutan mı vardı, hızlandınız da sizi durduran mı çıktı? Ne istediniz de olmadı? Neyi hedeflediniz de ulaşamadınız?

Yine AKP’li yöneticiler diyor ki, denge, denetim mekanizmasının tam işlemediği mevcut sistem aslında tam olarak parlamenter bile olmayan, ne olduğu belirsiz bir sistemmiş. Bu değerlendirmelerini tamamı fuzuli, tamamı sahte ve asılsızdır. Parlamenter sistemle büyüyüp palazlananlar, şimdi kalkmış inkarcılıktan ve imhadan medet umuyor.

Mesele Türkiye’nin önünün açılması, güçlenmesi olmayıp sadece bir kişiye yeni bir koltuk, yeni bir makam ihdas etme çabasıdır. Hedeflenen başkanlık değil, başkancı sistemdir. Ve sonu da diktatörlüktür. Milli bekamız çok yönlü tehdit altındadır.

Bu şartlar altında AKP’liler başkanlıkla yatıp, partili Cumhurbaşkanlığıyla kalkmaktadır.

Türkiye’nin etrafı çembere alınmaktadır.

Başkanlık dayatması, yeni bir sistem zorlaması ters tepecek, muhataplarını şimdiden uyarıyorum, alayını mahcup ve perişan edecektir. Başkanlık parantezine alınarak planlanan yeni anayasa AKP’nin parti tüzüğü, saray fermanı, hükümdar iradesinin temellendiği bir misak şeklinde görülmemelidir. Aksi halde yıkım ve iç kargaşa ağlarını örecek, Türkiye’yi yiyip bitirecektir.

Değerli Arkadaşlarım,

Dediler ki, Olağanüstü Büyük Kurultayın engellenmesi karşılığında başkanlık  sistemine onay vermişiz.

Dediler ki, Olağanüstü Büyük Kurultayın hukuken önüne geçilmesi halinde partili cumhurbaşkanlığına evet demişiz.

Peki kimdir bunlar?

İçimizden dışımızdan ne kadar müfteri, ne kadar paralel virüs, yazarçizer artığı, uzman yorumcu ve kiralanmış köşe yazarı, sermaye beslemesi, doğrusu ve rotası şaşmış çevre varsa hep bir ağızdan bize çamur attılar. Sağ olsunlar günahlarımızı da almayı başardılar. Milliyetçi Hareket Partisi’ni layıkıyla tanımayan, hakkıyla idrakten yoksun ve ifadeden mahrum cahiller ve namertler sıra sıra karşımıza dizilip süngümüzün düştüğünü hayasız koro halinde uydurdular. Bilmiyorlardı ki, biz ancak Allah karşısında eğilir, ancak millete boyun bükeriz. Bizden hesabı ancak Milliyetçi-Ülkücü irade ve mensubiyet şerefiyle müşerref olduğumuz büyük Türk milleti sorar.

Yalnızca ikbalimiz, yalnızca oturacağımız koltuklar için ülkülerimizi terk edeceğimizi, karakterimizi aldıracağımızı iddia edenler bastıkları yerde ot bitmeyen bereketsizlerdir.Sırf Olağanüstü Büyük Kurultayın yapılmaması karşılığında inandıklarımızdan ödün verdiğimiz iddiası alçak bir tezvirat, Ülkücü ahlak ve adanmışlığı yok sayan edepsizliktir.

Biz Ülkücüyüz, biz Türklüğün keskin kılıcı, İslam’ın yükseklerde dalgalanan ar ve namus simgesiyiz. Nasıl bir sorumluluğun omuzlarımızda olduğunu hamd olsun biliyoruz.

Sözümüzden hiç dönmedik. Geçmişimizi hiç çiğnemedik.

Ve üstlendiğimiz emaneti de Allah şahit olsun çiğnetmeyeceğiz. Ülkücü ömürlerin fazilet, keyfiyet, metanet ve duasıyla zalim oyunları, şer kampanyalarını, ihanet tuzaklarını, sırtımıza hançer sallayan işbirlikçilerin riya duvarlarını yıkarak bugünlere geldik.

…Bizi dünyevi menfaatler karşılığında pazarlık yapmakla itham edenler ne tarihimizi, ne ülkümüzü, ne geçmişimizi bilenlerdir ve ne de bunlar gelecekte aramızda olacaklardır…

Şerefin tavizi, namusun hiçe sayılması asla olmayacaktır.

31 Mayıs 2016

Oturmuş teamülleri, yerleşmiş parlamenter sistemi yıkmak ve başkanlık kılıfıyla diktatörlüğe geçmek yenilikse, bırakın eskiden bakalım.

30 Ocak 2015

Erdoğan ve Öcalan başkanlık sisteminde söz kesmiş, bölücü çevrelerden gelen mesajlar da bunu doğrulamıştır.

17 Şubat 2015

Ankara’da başkanlık falı açanların, partili cumhurbaşkanlığı olsun diyenlerin bereketsizlik ve beceriksizliği ortada.

8 Haziran 2016

Başkanlık Sistemi tartışması yeniden gündeme geliyor. Propagandası yapılan budur. Alttan alta işlenen, servis edilen, medyayla güçlendirilen, sistemin etkilendiği, tıkandığı söylemleridir. Bunların tutar ve kayda değer bir yanı yoktur. Mesele Erdoğan’ı güvence altına almaktır. Mesele Erdoğan’ın kişisel gayesinin tatmin olmasıdır. Erdoğan başbakanken de cumhurbaşkanıyken de çift başlılıktan şikayetçidir. Çünkü sözünden başka söz söylenmesini kaldıramamaktadır. Devleti aile şirketi gibi yönetmek istemiştir. Her gittiği devletin yönetim sistemine özenmiştir. ABD’ye gidip onların sistemini övmüştür, Meksikaya gidip yine Meksika’daki sistemi övmüştür, Fransa ziyaretinde ise Fransız tarzı başkanlık sistemini övmüştür. Allah’tan şu sıralar Kuzey Kore’ye gitmemiştir yoksa Türkiye’nin geleceği kapkara olmaktan kurtulamayacaktır. Erdoğan ne yapmaya çalışmaktadır? Bu milletin yegane derdi Erdoğan’a koltuk imal etmek midir? Peki Erdoğan başkan olduktan sonra krallık ilan etmeyeceğine kim garanti verebilir. Oğlunu ikinci Erdoğan olarak tahta geçirmeyeceğine kim garanti verecektir. Türkiye’nin yeni Putin’i yavaş yavaş oluşmaktadır.

8 Aralık 2015

Erdoğan’ın umduğu, beklediği, dayattığı başkanlık sistemi Kırşehir’in büyümesine, zenginleşmesine hizmet etmeyecektir. Böyle giderse, sistem değişikliği ve yeni bir rejim nakli konusunda ısrar devam ederse, uyarıyorum Türkiye’de demokrasi rayından çıkabilecektir. Erdoğan’ın şu anda tek kaygısı kendisini ve etrafını emniyete almak, geleceklerini de garanti etmektir. ‘Bizim millete hizmetten başka gayemiz yok’ sözü hikayedir. ‘Hak davasından gayrı davamız yok’ sözü ise kuyruklu yalandır.

8 Şubat 2015

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone