BinAli Yıldırım’ın Mr. Fethullah Gülen ile İmtihanı

YusufDuzgoren

Olay aynen şöyleydi:

Hint fakiri gazeteci: “Darbe girişiminde Mr. Fethullah Gülen ve yoldaşları suçlandı. Ama hükümetinizin ilk on yılında Gülen yapılanmasıyla Ak Parti çok yakındılar. Gülen hareketinin Türkiye’de darbe bile yapacak kadar güçlü olmasına olanak sağlayan Ak Parti’yi ne kadar suçlu görmeliyiz?”

Soru çok iyidi be gülüm ama niye dedin ki Mr. Gülen falan diye…

Bu soru üzerine  seçilmiş cumhurbaşkanımızın “seçilmemiş” başbakanı ne dedi? Önce bir güzel sövdü:

“Değerli arkadaşım bi kere Mistır Gülen dedin o mistır falan değil onu geç, mistır ne mistırı, terörist başı mistır olur mu ya nerede görülmüş? Adam şeytana pabucunu ters giydiren adam yahu ne mistırı? Milletin canına okudu, bu kadar şehidin kemikleri sızlıyor, bu kadar gazimiz var… ALÇAK!

Sonra sözlerine şöyle devam etti:

“Şimdi demek istiyorsun ki, ’10 sene yanınızda dolaştı bu adamlar. Niye birden bire bunlar terörist oldu'”. Eleştirebilirsin ama, suç işlemeyinceye kadar herkes masumdur. Suç işleyince kanunlar işliyor. Senle beraber gidiyoruz. Senle arkadaş olduk. Yolda birden elimi kelepçelemeye kalkıyorsun. Genelkurmay Başkanının yanında 10 senedir duruyor adam. Bir tek yatakları ayrı. Özel yaveri, en yakın adamı. O zaman Genelkurmay Başkanını mı suçlayacağız? Kapalı kutu, ilkeleri yok. Kayıtları yok. Senin, benim gibi görünüyor. Yaptılar yaptılar, tökezlediler. Hataları meydana çıktı. Bu küresel bir örgüt. Bütün ülkeler için bu tehdittir. Biz bütün ülkeleri uyarıyoruz. Bizim canımız yandı. Sizin de canınız yanmasın…”

Şimdi Mistır Yıldırım’a soruyoruz?

Harbiden buna inanıyor musunuz? Yok yani gerçekten inanıyorsanız “tamam takdiri ilahi” diyeceğim, Tanrı’nın rahmetine şemsiye açtığınıza inanıp sizin adınıza da gerçekten üzüleceğim kandırıldığınız için…

***

“Kalbimizin sesini dinledik”

Haris Toğar, Doğan Mart, Ertan Uzun, Tolga Çınar, Ersoy Çil ve Mehmet Akif Öz. Atatürkçü oldukları için FETÖ üyesi üniformalı teröristler yüzünden ordudan bir şekilde atılan veya ayrılmak zorunda bırakılan pilot subaylar “kalbimizin sesini dinledik ve gönül bağımız olan TSK’ya dönme kararı verdik” diyerek dönüş başvurusunda bulundular. Özel sektördeki işlerini, 30 bin TL maaşlarını bırakıp bunun üçte biri oranda maaşla askeriyeye geri dönen bu kahraman pilotların haberi bizleri ziyadesiyle heyecanlandırdı ve sevindirdi. Üniformanın şerefini anlayabilenler sağ olsunlar.

***

İnsanın Karaktersizine “Karaktersizlik” Cezası Uygulanmalı

Konya’da 21 yaşındaki şımarık bir veletin kullandığı lüks araç bisikletli bir adama çarpması sonucu adam vefat etmiş, rahmetlinin eşide hukuk mücadelesi başlatarak katilin cezalandırılmasını talep etmiş. Bunun üzerine Konya’nın ünlü iş adamı oğlunu kurtarabilmek adına ölen adamın eşini yıldırmak için arabasında oluşan 50 bin TL’lik hasarın ödenmesi yönünde mahkemeye başvurmuş.

Sinan Çetin adlı milliyetsiz dalkavuğun serseri oğlunu hatırlattı bu bana. “Türkiye’nin adı değişmeli Anadolu Cumhuriyeti olmalı” diyen yönetmen bozuntusunun “Hayalet” filmindeki Rick Aviles suratlı oğlu lüks aracıyla hız sınırlarının ırzına geçerken Dolmabahçe’de bir polisimizi şehit etmişti. Fetöcülerden ötürü hapishanelerde yer kalmadı diye salınmıştı en son serseri.

***

Suriyelilerle Kaldığımız Yerden Devam

Vatansız korkaklarla epeydir ara verdiğimiz kavgalarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. En son bir otogarda bir firmanın yazıhanesini dağıtmaya kalkarken sopa yiyen yüzsüz köpekler dün gece de ŞANLIurfa’lı vatandaşlarımızın saldırısına uğradılar. Mehmetçik Suriye topraklarında sükuneti sağlamak ve sınırılarımızı güvence altına almak adına savaştığı dönemde tatil yörelerinde yamyamlık yapan bu zevata yönelik saldırılar devam edecek gibi gözüküyor.

***

Uludağ Üniversitesi Kendi Söküğünü Kendi Dikmeye Kalkıyor (alkış)

Bursa Uludağ Üniversitesi (benim de eski okulumdur) Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Çavun ve ekibi, yürüttükleri araştırmayla insan vücudunda bulunan “Glycyl-glutaminin” (Gly-Gln) molekülünün depresyon tedavisinde kullanılabileceğini ortaya koydu ve buna yönelik deneylerin sonucu başarılı olunca tedavinin patentini de vakit kaybetmeden aldı.

Öğrencisi en depresyonlu üniversitelerden biri olan Uludağ Üniversitesi anlaşılan kendi söküğünü dikmeye başlamış. Yaşam pahalılığının had safhada olduğu üniversite bölgesinde yaşayan öğrencilere para kazandıracak araştırmalar da yaparlarsa, çok önemli bir soruna daha parmak basmış olacaklar. Şaka bir yana böylesi bir çalışmayla ülkeye ve bilime hizmet ettiği için üniversitemi ve Sinan hocayı kutluyorum.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone