Bir Dakikalık Saygı Duruşu ve Yobazlar

alicanakyil

Takvimler 10 Kasım..
Saat 09:05..

Bu ülkede güneş, yılda bir defa gündüz batar!

Bir vatandaş tekerlekli sandalyesinden kalkar, koltuk değneğine sıkıca sarılıp esas duruşa geçer, Atatürk’e selam durur!

Bir vatandaş boyadığı ayakkabıyı bırakır, boyalı sağ elini kaldırır, Atatürk’e selam durur!

Bir vatandaş başının üstünde simit tepsisi, ayaklarını bitişik düzene geçirir, dengesini sağlar, Atatürk’ü selamlar!

Bir vatandaş süpürdüğü sokağın kaldırımına çıkar, süpürge ve küreğini toparlar, Atatürk’ü selamlar!

Bir vatandaş başını sessizce öne eğer, akan bir damla yaşı gözünden siler, başını tekrar dik duruma getirir, göğe bakar, Atatürk’ü anar!

Araçlar durur, sürücüler iner, herkes Atatürk’ü selamlar!

Anaların içi kan ağlar, babaların yüreği kor olup yanar!

Çocuklar bir dakikalığına uyarılmadan sessiz olur, bebekler bir dakikalığına ağlamaz, rüzgar bir dakikalığına esmez, kainat bile, her 10 Kasım’da Atatürk’ü anar, Atatürk’ün yasını tutar!

Bu ülkede her 10 Kasım’da, saat her 09:05’i gösterdiğinde, kefensiz yatanlar bile ayağa kalkar, Atatürk’ü selamlar!

Yobaz bir güruh ise bu duruma şaşar! Ne kendilerinin, ne sevdiklerinin, ne yolundan gittiklerinin böyle saygın bir yas gününün olmayacağı gerçeğini hatırlar!

Ümmetmiş, Osmanlı torunuymuş, Fatih’in nesliymiş, puta tapılmazmış gibi ağızlarına doladıkları yalanları bir kenara bırakalım!

Gerçekleri konuşalım!

100 yıl öncesinden kalan kuyruk acıları tekrardan sızlar! Nenelerinin düşman koynundan kurtarılmasından şikayet ederler! Boynuna ip geçirilmiş, “Vatan Haini” sıfatıyla meydanlarda sallandırılmış, sarıklı dedeleri akıllarına gelir!

Bu yobazların asıl meselesi ne Atatürk düşmanlıkları, ne geçmişleridir.

Bu yobazların asıl meselesi, hayatları boyunca bir dakika bile dik durmaya tahammül edebilecek omurgaya sahip olmamalarıdır!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone