Bir Gecede Cahil Kalanlar

alicanakyil

19. yüzyılda “Hasta Adam” Osmanlı dağılma döneminde..
Cephe ve siyasi boyutun yanında, dil konusunda da 2 düşünce ortada.
Osmanlı yazısı düzeltilmeye mi gidilsin? Yoksa Latin harflerine mi geçilsin?

“Hasta Osmanlı” daha fazla dayanamayıp tarih sahnesinden çekiliyor. Yerini sarı saçlı, mavi gözlü bir Bozkurt’un önderliğinde Türkiye tarih sahnesine çıkıyor.

Yorgun ve kanlı günler geride kalıyor. Başbuğ Atatürk, yeni devletin temelini Türk üzerine kuruyor.
Türk, bitti denilen yerden ağaya kalkıp, Başbuğ Atatürk ve silah arkadaşlarını selamlıyor

“Selam size! Üstünüzde bütün bakışlar,
Bir gün olur, tarih sizi elbet alkışlar!”

“Selam şanlı mazimize! Selam yarına!
Selam zafer ordusunun silahlarına!”

Analar bu sefer gözlerinden sevinç yaşları akıtıyor. Evlatlarını kaybetseler de vatan sağ olmuş ya, bunun onuru bize yeter diyor..

“Selam sana yavrusundan ayrılan kadın!
Kimbilir sen gizli gizli nasıl ağladın!”

Yaralar sarılıyor, zafer şarkıları söyleniyor, yurdun her zerresi tekrardan inşa ediliyor.

“Yaralarım ağır, fakat mestim zaferden!”

Takvimler 1 Kasım 1928 tarihini gösteriyor.
“Osmanlı yazısı düzeltilmeye mi gidilsin? Yoksa Latin harflerine mi geçilsin?” savaşını yine Türk kazanıyor.
Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Paşa, halkın asırlardan beri okuyup yazmasına mani olan eski Arap harfleri siliyor, yerine medeni Türk harflerini yazıyor.

1729-1928 yılları arasında Osmanlı’da basılan kitap sayısı 30 bini geçmiyorken, 1928-2000 yıllara arasında yeni harflerle basılan kitap sayısı 300 bini geçiyor. 21. yüzyılda ise bu sayı milyonlara ulaşıyor.

1923 yılında okur-yazar oranı %3, kadınlarda ise %1 bile değilken, yeni Türk harfleri ile 7 eğitim dönemi sonrası, yani 1935 senesinde bu oran %20’ye çıkıyor. Daha sonra 1950’de %33’e, 1960’ta ise %40’a, 2008 yılında ise %85’e ulaşıyor. 21. yüzyılda ise bu oran %90’ların üzerine çıkıyor.

Ama gariptir, bir kesim de, bir gecede cahil kaldığımızı savunuyor.

Dedesini İstiklal Mahkemeleri’nde sallandırdığımız, askerlikten muaf olmak için din adamı kılığına girerken yakaladığımız, düşmanın koynunda bastığımız, arap hayranı, Türk düşmanı ne kadar kişi varsa bu düşüncenin arkasında duruyor.

Galiba bu kişiler analarının okuma yazma bilmeyen %99,3’lük kısımda olmamasından şikayet ediyor..
Galiba bu kişiler Türkçe yazı ve kitaplar artmasından, insanların uyanmasından ve daha fazla din ticareti yapamamaktan şikayet ediyor..
Galiba bu kişiler bir gecede cahil kalmaktan değil de, bir gece cehaletin yenilmesinden şikayet ediyor..

Atsız Ata’nın “Bir millet bağımsızlığını, hürriyetini ve sınırlarını kaybedebilir, hatta yıllar boyunca başka bir milletin esareti altında yaşamak zorunda kalabilir ama bütün bu unsurlar o milletin yok olmasına etken olamaz. Ancak kendi dilini kaybetmiş bir millet yok olmaya mahkumdur.” sözünün ışığında!..

Başbuğ Atatürk’ün “Bakınız arkadaşlar ben belki çok yaşamam. Fakat siz ölene dek Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçe’nin bir kültür dili olarak gelişmeye devamı yolunda çalışacaksınız. Çünkü Türkiye ve Türklük uygarlığa ancak bu yolla kavuşabilir.” sözünün ışığında!..

Türkçe düşün!
Türkçe konuş!
Türkçe yaz!

Türk Dil Bayramı kutlu olsun!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone