Bir Yasa Teklifi!

Dünyada çok çeşitli ceza kanunları var. Bunların bir kısmı meşhur olduktan sonra bizde de uygulanmaya başladı. Mesela denetimli serbestlik diye bir uygulama var. Ufak tefek suçlar işleyenlere devlet kurumlarında mecburi hizmet yaptırıyorsunuz. Bu uygulama en başta Avrupalı bir mankene verilen ceza ile duyuldu. Sonradan meşhur oldu, bizim memlekette de uygulanmaya başlandı.

İdam cezası en çok tartışılan uygulamadır. Olsun mu, olmasın mı, insani mi değil mi, çağa uygun mu yoksa çağ dışı mı gibi tartışmaları olur. Uygulayan ülkeler de vardır, karşı duranlar da. Hatta bir dönem uygulamış sonra kaldırmış ülkeler de vardır ki bunlardan biriside bizim ülkemizdir.

Daha sonra suçlar arasında ayrımcılık yapılır. Yüz kızartan, kızartmayan, biraz pembeleştiren ama kızarıklık sayılmayan gibi saçma sapan kavramlar kullanılır. Tecavüz, hırsızlık, gasp yüz kızartıcıdır. ‘Geriye ne kaldı?’ diye sorarsak eften püften şeyler anlatılır. Kiminin cezası yarıya iner, kimine denetimli serbestlik verilir, 5 sene içinde başka suça karışırsan 6 ay yatarsın gibi komik kararlar verilir.

Güçlü devletlerin kullandığı bir diğer ceza uygulaması vardır. Adını ‘evinde ölü bulunmak’ koyuyoruz.

Bu kanuna göre devleti ve milleti zora sokacak bir hareket yaparsanız, sabah haberlerine konu olursunuz. Arabanızda gaz kaçağı olur. Şofben patlar, tinerci yolunuzu keser, ruhsal sıkıntılarınız olur. Sovyetler, ABD, Rusya, İsrail, Almanya gibi ülkelerde bu kanun geçerlidir.

Misal; 1935 yılında ABD’de ikamet eden ve Osmanlı Hanedanından olan Şehzade Abdülkerim Efendi’nin Cadillac Hotel isimli mekânda intihar etmesi (!) olayı vardır. Abdülkerim Efendi’yi Japonlar, Uygur Türklerinin başına getirmek isterler. Hatta bu amaç için Japonya’ya gitmiştir. Buradan Doğu Türkistan’a gittiği de söylenir. Karar vermek için tekrar ABD’ye döner ve kardeşi Orhan Efendi ile adı geçen otelde konuyu tartışmaya başlarlar. Abdülkerim Efendi bu işi yapmaya taraftardır fakat Orhan Efendi onaylamaz. Tartışma kavgaya dönüşür, Orhan Efendi sigara almaya çıkar. Döndüğünde Abdülkerim Efendi intihar etmiştir.

Tam bir cinayet romanını andıran bu olay da katil kimdir? Uygurlara Han olmak üzere olan bir kişi intihar etmez. Halen aydınlanmaya bu olayın faili, şahsi kanaatime göre, Sovyetler veya Çin’dir. Çünkü Abdülkerim Efendinin çıkacağı yol bu iki devlete büyük zararlar verecektir.

Bu yasanın uygulanmasına bir diğer örnek, ASELSAN’ın sayısız şehit mühendisleridir. Bu mühendislerimiz, evlilik arifesinde, yeni ev almışken, her şey yolunda giderken intihar edip dururlar. Üstelik sayısız yöntem içinden en ilginçlerini seçip öyle canlarına öyle kıyarlar. 15 Ocak 2015 günü, yeni aldığı evine taşınmadan birkaç gün önce Erdem Uğur’un intihar ettiği haberini aldık. Üstelik yöntemi çok ilginçti. Yorganın altını tüp gazla doldurup, gaz zehirlenmesine sebep olup kendi canını aldı.

Bu olayın da aslında cinayet olduğunu ve yukarıda adını koyduğumuz yasanın işletildiğini hepimiz biliyoruz. Cevap verilememiş olması ayrı bir yara olarak halen içimizdedir.

Son günlerden bir örnek verelim. Geçtiğimiz hafta Berlin’de bir Pazar yerine tırla dalan ve 12 kişiyi öldürüp 48 kişiyi yaralayan bir zat vardı. Eylemi yaptıktan sonra kaçmış ve aranmaya başlanmıştı. Kendisi Tunus vatandaşı olup 24 yaşındaydı ve ismi de Anis Amri idi. İşte bu terörist, İtalya’nın Milano kentine kadar kaçmış fakat Alman istihbaratından kurtulamamıştır.

Kimlik sormuşlar da göstermemiş falan filan. Düpedüz infaz edilen bu teröristin ülkesi dâhil hiç kimsesi hesap soramadı. Zaten soramaz da.

Son günlerden bir örnek daha verip sonuca bağlıyorum. Rusya’nın Türkiye elçisi ve Dış İşlerinden bir yetkilisi peşi sıra öldürüldü. Bunlardan daha ilginç olanı ise birkaç gün sonra, NATO Genel Denetçisi Yves Chandelon’un arabasının içinde ölü bulunmasıydı. Herhalde Putin; ‘Azdan az, çoktan çok’ gider mantığıyla kendi bürokratlarına denk olarak bu adamı gözüne kestirmişti. Bu olayın ardından da aynı açıklamalar yapıldı, intihar denildi.

Gelelim sonuca.

‘Evinde ölü bulunma’ yasasının dünyanın tüm güçlü ülkeleri tarafından kullanıldığı aşikârdır. Potansiyel teröristleri, gelecek vaat eden bilim insanlarını, kendisine zarar veren kişileri yok etmek için bu yasayı kullanıyorlar ve başarılı da oluyorlar.

Teklifim şu; madem Türkiye büyüyor, güçleniyor, emin adımlarla ilerliyor, bu yasayı biz de yürürlüğe koyalım. Fetullah Gülen denen asalak bir sabah uyanamasın. Abdullah Öcalan’ın vadesi dolsun. Demirtaş kalp krizi geçirsin, hastahaneye yetiştirilemesin. Salih Müslim örgüt içi hesaplaşmaya kurban gitsin. Bağdadi’nin sara krizi tutsun, yanında kimse olmadığı için ölüversin. Sarkisyan’ın arabasında gaz kaçağı olsun. Ermenidir sonuçta, anlayamaz. İbadi’yi keskin nişancılar vursun, IŞİD üstlensin.

Seçenek de, hain de bol, istediğiniz gibi devam edin.

Çok şey mi istiyorum?

Elin oğlu yapıyor.

Madem biz de büyüdük, biz de yapalım. Dünyanın bilmem neresinden getirip, yargılayıp, beslemeyelim. Bunları takip etmek için harcadığımız zaman ve para bizde kalsın. Devletin kaynakları boşa gitmesin, gündemi meşgul olmasın.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone