Biz Aynı Karardayız!

Son zamanlarda hem birebir sohbetlerimizde hem de sosyal medyada takip ettiğim kadarıyla bazı Türkçülerin aklını bulandıran meseleler var. Bu meselenin odak noktasını dış Türkler ve bu Türklerin bazı sorunlarıyla alakalı konular oluşturuyor.

İşin aslına bakılırsa bu sorunların dile getiriliyor olması, üzerinde düşünülmesi, zaman harcanması güzel şeyler. Fakat işin en başından beri savunduğumuz net bir kaide var. Hastalığı teşhis etmek yetmez tedavisi de yapılmalıdır.

Kırım Türklerinin Türkiye’de kurdukları derneklerinin Ankara teşkilatımızı eylemlerine çağırmaları, Türklük sembolü bozkurtla slogan atan dava arkadaşlarımıza ‘Siyaset yapmıyoruz’ diye çemkirmiş olmaları ve davet ettikleri etkinlikten adete kovmuş olmaları hatta bu terbiyesizlikleri yüzünden hâlâ özür dilememiş olmaları bir gerçektir.

Peki ne yapalım? Kırım’dan vaz mı geçelim? 3-5 Bozkurt’tan habersiz sözde milliyetçinin yaptığı hareketi bütün Kırım Türklerine mi mal edelim? Veya ne haliniz varsa görün diyerek Kırım’ın Ruslara peşkeş çekilmesine seyirci mi kalalım?

Asla…

Üniversite 2. Sınıftayken bir hocamız 1991 senesinde yani Azerbaycan yeni kurulduğu zaman yaptıkları bir ziyaretten anılarını anlatmıştı. ‘Iğdır’dan Nahcivan’a geçer geçmez rüşvet vermeye başladık’ demişti. Son zamanlarda gidip gelenler ve bir süreliğine orada yaşayan tanıdıklarım da benzer şeyler anlatmışlardı. Yani Azerbaycan’da bir rüşvet sorunu var. Bunun yanında Aliyev’in karısına ait Azer Sun şirketinde Kürtlerin istihdam edildiği bir gerçek.

Ne yapalım? Azerbaycan’dan vaz mı geçelim. Aliyev ailesinin kurduğu haram saltanatı altında Azerbaycan Türklüğünün ezilmesine seyirci mi kalalım? Rüşvet sorununu gözümüzde büyütüp çözülmez bir mesele gibi mi telakki edelim?

Asla…

Kazakistan’da halen bir mafya tahakkümünün sürdüğünü herkes biliyor. Ayrıca nüfusunun önemli bir bölümünü Rus kökenli insanlar oluşturuyor. Bunun yanında bir kısım Kazaklar Türklük sıfatını yanlış algılıyor, kabul etmek istemiyor. Bizim bir kısım Türkçüler de Kazakları Ruslaşmakla itham ediyor, benliklerini yitirdiklerini söylüyor.

Eee, Kazakistan’ı da kadrodan çıkartalım mı? Devlet denen yapı güçlü olursa mafya kendiliğinden yok olur. Kazak devletini güçlendirmek için projeler hazırlamak varken kolay olanı seçip hepsini Türklük kadrosunun dışına mı itelim? Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda Anadolu’da Türklük şuuru ne durumdaydı, ne duruma geldi, bugün ne durumda? Bu tarihi süreci bilmeden Kazakları suçlamak doğru mu?

Asla…

Kırgızistan’da eğitim amacıyla bulunmuş bazı arkadaşlarım -ki bunlardan birisi Yusufhan Güzelsoy’dur- orasıyla ilgili iç karartıcı bazı olaylar anlatmıştı. Özellikle Manas Üniversitesi bünyesinde bir kısım PKK yandaşlarının yuvalandığını, sözde Kürdistan haritası baskılı kıyafetlerin Kırgız gençlerine satıldığı ve bunların o gençler tarafından giyildiğini onlardan işitmiştim. Bunun yanında geçen günlerde ünlü Arap haber ajanslarından birinin hazırladığı ‘Kırgızistan’da kız kaçırma olaylarıyla’ alakalı bir belgesel izledim. En ilkel toplumlarda hatta bazı maymun sürülerinde görülen bir hareket Kırgızlar arasında hâlâ yapılıyor.

Kırgızları da Turan’dan çıkartalım mı? PKK ile çözüm süreci denilen dönemde biz mücadele etmemişken Kırgızlardan adam akıllı bir mücadeleyi nasıl bekleyebiliyoruz? Türk soylu iş adamları oralara yatırım yapmazken cebinde Türkiye pasaportu olan bir kısım Kürtler o ülkelerde yatırım yapıyorlar. Bunun sorumlusu kimdir?

İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batıralım…

Uygur Türkleri arasında mezhep değil tarikat taassubu hat safhada. Yaşadığım şehirde meskun bulunan Uygurlar arasında ilk gözlemlediğim detay bu oldu. IŞİD’e katılımlarda Özbek ve Uygur Türkleri arasında büyük bir oran var. Bu iki Türk kitlesi İslamcılığın pençesinde kıvranıyor.

Uygur ve Özbeklerden de umudu keselim mi? Kaderlerine terk edip doğru yola sevk etmekten vaz mı geçelim?

***

Bu ve benzer mazeretlerle Türkçülüğün değişmez ve ayrılmaz kaidesi olan Turancılığa bilerek veya bilmeyerek halel getiren Türkçüler var. Sadece Macarlarla meselesi olmayan bu güruh biraz da entel takılma peşinde. Moğollara, Uygurlara, Özbeklere düşmanlık edip Sekel hayranlığı sergiliyorlar.

Bunlar Türkçü olmasalar bu kadar zaman ayırıp yazı yazmak zahmetine katlanmazdım. Fakat bu görüşler dava içinden olunca tesir yapıyor.

Yukarıda zikrettiğim meseleleri savunan arkadaşlara birkaç soru sormak istiyorum.

Türkçülük, Türk milliyetçiliğidir. Dolayısıyla sadece Türkler tarafından icra edilebilir. Siz, savunduğunuz bu görüşlerle neredeyse bütün Türk kitlelerini yok sayıyor, itiyor, inkâr ediyorsunuz. O halde bu Türkçülüğü hangi Türklerle yapmayı planlıyorsunuz?

Bizim bilmediğimiz ve Türklerle dolu bir galaksi keşfettiniz de oradan Türk mü getireceksiniz?

Veya Türklük çıkartılan bir maden kurdunuz da buradan yeni Türkler mi imal edeceksiniz?

Turancılık karşıtıysanız yeni davanıza bir isim buldunuz mu?

***

Türkler tarihleri boyunca kötü dönemler geçirmiştir. Bu dönem de onlardan birisidir. Biz çalışırsak, üretirsek, güçlenirsek düzelecektir. Ümit en son terk olunan şeydir. Bizim hâlâ ümidimiz vardır.

Turancılık Türkçülüğün ayrılmaz parçasıdır. Bütün Türklerin tek devlet ve tek bayrak altında birleşmesi ülküsüdür. Atalarımızın atlarının ayakları altında ezilmiş her toprak parçasını ve dâhi fazlasını ihtiva eden bir coğrafyayı temsil eder. Bunun alternatif bir tanımı yoktur. Turancılık budur.

Biz ilk gün ne dediysek halen aynı karardayız. Teşhislerimiz tamsa tedavilerimiz de hazırdır. Ümitvar, gayretkeş ve çalışkan bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Ya bin yıllık tanımlara uyun ya da kendinize yeni dava bulun.

Türkçülük denilen berrak pınarı bulandırmayın.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone