Boran Kuşu

Kuş motifi hem edebiyatta hem mitolojilerde sık sık kullanılır. Kuşların cinsine göre, sahip olduğu hasletlerine göre kullanışları vardır. Her bir kuşun ifade ettiği şey farklıdır. Boran Kuşu ise en güzel manayı taşıyan kuşlardan birisidir.

Dadaloğlu, Karacaoğlan gibi zamanında milliyetçilerin üzerine fazla düşmedikleri şahıslara deyim yerindeyse çöken solcu güruhu aynı şeyi Boran Kuşu için de yapmış ve bazı yerlerde kullanmışlardır. Fakat gerçek böyle değildir. Boran Kuşunun milliyetçilikle büyük bir alakası vardır. Bu konuya gelmeden önce bu kuşun başlıca hususlarından bahsetmek gerekiyor.

Boran Kuşu, kuşlar aleminin en asil üyelerinden birisidir. O kadar asildir ki diğer kuşlar çoğu zaman ona hayran olup peşine düşerler, yuvalarını, yerlerini kaybederler. Çeşitli şekillerde yakalanabilen bu kuş, kafeste yaşatılamamıştır. Ya kendisini kafesin demirlerine vurmuş ya da yemden sudan kesmiş bir şekilde intihar etmiştir. Yani asaletin ve özgürlüğün sembolüdür. Aslında bu iki sıfat bile malum zümreden farklı hatta çok uzak olduğunun göstergesidir.

Milliyetçilikle alakası bu kadar mıdır? Elbette ki değildir. O kısma gelmeden önce kısa bir bilgi daha vermek istiyorum.

Türkiye’nin kendi başına kutladığı tek meslek bayramı 14 Mart Tıp Bayramıdır. O gün, balolar, resepsiyonlar, kutlamalar tertip edilir. Günümüzde bu tarihe yüklenen mana; ‘Tıp sektöründe çalışanların sıkıntılarını tartışmak ve bilimsel yenilikleri tanıtmak’ olarak geçiyor. Halbuki o tarihin Türk tarihindeki yeri daha başkadır.

I.Dünya Savaşından sonra mütareke imzalanmış, Anadolu’nun birçok yeri ve İstanbul işgal edilmiştir. Millî Mücadeleden hemen önceki dönem yaşanmaktadır. Devlet denilen kurum iflas etmiş, ordu dağılmış, halk perişandır. Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane İngiliz karargâhı olarak kullanılmaktadır. Hikmet ve birkaç arkadaşı daha okullarının kuruluş yıl dönümünü kutlamak bahanesiyle binaya girerler ve okulun iki kulesinin arasına büyük bir Türk bayrağı astılar. Bu hadisenin yaşandığı tarih 14 Mart 1919’dur. Şimdi unutulan mana işte bu olaydır.

Hikmet ve arkadaşları Sivas Kongresinin haberini alırlar ve delege göndermeye karar verirler. 2 delege seçilir, yol parasını aralarında toplarlar fakat sadece bir kişinin gitmesine yetecek kadar paraları çıkar. Hikmet’in gönderilmesine karar verilir.

Manda, bir hayvan ismi olmasının yanında I. Dünya Savaşından sonra sık sık telaffuz edilen ve başka bir anlamı daha olan tabirlerdendir. Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde; ‘Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik’ şeklinde açıklanmıştır. Buna ‘gönüllü sömürge olmak’ da denilebilir.

Hikmet Sivas’a vardığı zaman Manda ve Himaye laflarının ortalarda dolandığını görür. Geniş katılımlı bir toplantıda söz ister, ayağa kalkıp şunları söyler; ‘Beyler! Delegesi bulunduğum Türk gençliği beni buraya bağımsızlık yolundaki çalışmalara katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemeyiz. Eğer manda fikrini kabul edecek olanlar varsa bunları şiddetle reddeder ve kınarız. Eğer manda fikrini kabul ederseniz sizleri hain ilan ederiz. Paşam (Mustafa Kemal Paşa) siz de manda fikrini kabul ederseniz sizi de reddederiz. Mustafa Kemal’i vatanın kurtarıcısı değil, batırıcısı olarak adlandırır ve lanetleriz’ demiştir.

Mustafa Kemal cevaben; ‘Evlat, içiniz rahat olsun. Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Manda, himaye yok. Parolamız tektir ve değişmez; ‘YA İSTİKLAL YA ÖLÜM’ der.

Yani Hikmet hem 14 Mart günü yaptığı hareketle hem de Sivas’da yaptığı bu konuşmayla, bağımsızlığın ve asaletin dersini vermiştir.

Daha sonra cepheye katılıp savaş tabibi olmuş, İzmir’e giren ilk taburun subayları arasında yer almıştır.  Cumhuriyetin ilk yıllarında büyük kırgınlara sebep olan Verem hastalığına karşı yapılan çalışmaların öncülerinden olmuştur.

1934 yılında çıkartılan Soyadı Kanunu’yla kendisine, faaliyetlerine en çok yakışacak olan soyadını Boran soyadını almıştır. Asil ve özgür Tıbbıyeli Hikmet, Hikmet Boran olmuştur.

45 yaşında henüz çok gençken yakalandığı tüberküloz hastalığından vefat etmiştir.

Türk’ün en önemli hasletlerinin sembol ismi olan Hikmet Boran’ın ile alakalı tarihe not düşmek için yazdım. Ruhu şad olsun.

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone