Buğdaydan Apple’a

İngilizcesi “domestication” olan “evcilleştirme” sözcüğünün kökeni Latince “domus” kelimesinden türetilmiştir. Domus “ev” demektir. Yani, evcilleştirme = evde yaşayan demektir.

Bundan 11.000 yıl önce tarım devrimi olana kadar insanlar olarak evlerde yaşamıyorduk. Yerleşik hayatımız yoktu. Avcı toplayıcı olarak varlığımızı sürdürürken, Apple’ın ilk adımları atıldı.

Yani, akıllının biri neredeyse sadece Mezopotamya’da bulunan, alelade bir ot olan buğdayı toprağa ekti ve yetişebildiğini gördü. Böylece buğday yetiştirebilme uğruna insanlar ekim yaptıkları bölgelere yerleşmeye başladılar, evler inşa edip yerleşik hayata geçtiler.

Bu durumda biz buğdayı değil, buğday bizi evcilleştirmiş oldu.

(Üstelik hayvanlar evcilleştirildiğinde hizmetinizde olurlar. Ama biz buğdayla tanıştığımızdan beri onun hizmetindeyiz. Onun sevdiği mevsimde ekim yaparız. Sevmediği taşları tarladan toplarız. Toprağı seveceği kıvama getirmek için çapalarız. Sevmediği otları yolarız. Arzu ettiği miktarda su veririz…)

Buğday bizi evcilleştirince ne oldu?

En çok buğdaya sahip olanlar diğerlerinin değerli malları karşılığında buğdaylarını satıp zenginleştiler.

Çok olan buğdaylarını korumak için yine buğday karşılığında diğerlerinden koruma satın alıp güçlendiler.

Buğdaylarının çok olmasına sebep olan bereketli topraklarını keşfe gelenlerden ücret yani değerli eşya aldılar.

Bu bereketli topraklara yerleşmek isteyenlerden ekstra ücret ve ürettiklerinden vergi aldılar.

İyice zenginleşip daha da güçlendiler. Güçlendikçe insanlar daha güvenli bir ortamda yaşamaya başladılar. Zenginleştikçe insanların geçim sıkıntısı, hayatta kalma mücadelesi ortadan kalktı ve farklı üretim yöntemlerine yöneldiler.

Farklı üretim yöntemlerine yönelerek sanatı ilerlettiler. Yeni düşünceler, fikirler, yaşam biçimleri geliştirdiler.

Verimsiz topraklarda verimsiz mahsül alan ve bu soruna bir çözüm bulamayanlar ötekilerin güdümünde yaşamlarını sürdürdüler. Bol buğdayı olan mutlu topluluklar az buğdayı olanlardan istedikleri miktarda değerli eşya, koruma, hizmet alamadıkları zaman buğday musluğunu kısıyorlardı. Bu yüzden az buğdayı olanlar mecburen bol buğdayı olanların çizdikleri sınırlar içerisinde, onların istedikleri, uygun gördükleri hayatı yaşamak zorundaydılar.

İlk buğdayın evcilleştirdiği insanların topraklarında, binlerce yıl en çok buğdayı üreten ve bu temel sebeple dünyaya hakim olan bir coğrafyada, 21. yüzyıl olanaklarıyla buğday üretemeyen, sofrasına ekmek koyabilmek için bile başkalarının güdümünde yaşayan bir topluluk olduk.

Tarihteki Anadolulular yattıkları yerlerden ne gülüyorlardır bize…

Dünya buğday üretiminde lider ilk yedi ülke şu şekilde: Çin, Hindistan, Rusya, Amerika, Fransa, Kanada, Almanya.

Dünyanın en güçlü toplumu olabilmek için gizli bir formül varsa şayet; bu formülün olmazsa olmazı, başrol oyuncusu, ana fikri, temeli buğdaydır. Mezopotamya’da ilk müptezel toprağa buğdayı ekip üzerine su döktüğünden beri bu böyledir.

Yazının Apple ile ilgili kısmını da Pazartesi yazacağım.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone