Büyük Savaşa Adım Adım

YusufDuzgoren

Bataklığa girdik. Suriye’de maşamız konumunda olan ÖSO birlikleri ilerleyişlerini sürdürüyor. Irak’ta ise eğittiğimiz Sünni peşmergelerin de içerisinde bulunduğu Irak ordusu Musul’u ablukaya aldı.

Suriye’de Rusya’yla karşı karşıya gelmemiz için ABD güdümlü kişiler Türk askerlerine saldırı düzenleyip bunu Esad yapmış gibi gösterebilirler.

Irak’ta ise Amerika’yla karşı karşıya gelmek için Şii’ler Başika’daki birliklerimize saldırı düzenleyerek bunu Irak hükümetinin üzerine atabilirler.

Müttefikimiz yok, bölgede baş rol oynamak istiyoruz fakat hiç bir büyük güç bizi yanında istemiyor.

Aşiret reisleri ve Barzani yönetimi Türkiye’nin varlığını Irak’ta destekliyor. Buna karşı Türkiye’nin Şii’lere yönelik düşmanca açıklamalarından dolayı Irak hükümeti ve onun hamisi ABD Türkiye’nin Irak’ın iç meselelerine burnunu sokmamasını istiyor. Türkmenler her türlü nüfuzlarını kullanarak Irak hükümetiyle Türk devletinin arasını bulmaya çalışıyor.

Zamanında Türkiye’yi tehdit eden Barzani neden Türkiye’nin sözcülüğünü yapar oldu, ona neler vaat edildi? Türkiye sınır güvenliğini sağlaması, Türkmenleri güvene alabilmesi, Şii unsurları etkisizleştirmesi halinde, içerisinde Musul’un da bulunduğu Kuzey Irak’ın yönetimini Barzani’nin ele alarak Bağdat’tan bağımsız bir Kuzey Irak Kürt Devleti kurmasına destek vereceğini vaat etmiş olabilir mi?

Zaman gösterecek…

Yine aynı şekilde Kuzey Suriye’de bir Özgür Suriye Devleti kurulacağı vaadinde bulunulmuş olabilir mi? Bu olası idari teşkilatlanmalar oluşmaya başladığında Türkmenlerin durumu ne olacak? Şii Türkmenler de ötekileştirilecek mi? IŞİD ortadan kalktığında, onun yerini Ortadoğu’da mezhep savaşlarının alması mı planlanıyor?

İngiltere’nin, İsrail’in neden sesi çıkmıyor? Yoksa bütün senaryoları onlar mı yazıp birilerinin eline verdiler?

Uzun vadeli planlar yapılmalı, tüm ihtimaller hesaplanmalı. Biz karşıdan baktığımız kadarıyla bu kadar yorum yapabiliyoruz. Devleti yönetenlerin ise hata yapma lüksü olmamalı. Eğer bu konuda da kandırılırlarsa bunun bedelini milyonlarca masum insan öder.

Siyaseti bırakıp topyekün Türk devletinin çıkarlarını ve bölgedeki Türkmenlerin akıbetlerini düşünmek zorundayız.

Dışarısı ateş altındayken Bahçeli‘de herhalde gündemi oyalamak için olacak, alakasız bir şekilde “başkanlık” meselesini ortaya atarak ne yapmayı amaçlamakta, meclisteki sayısal durumdan mı haberi yok, yoksa referandumda Türk halkının “engin analizlerine” mi güvenmekte? Şimdilik bilemiyoruz…

Sorunlar büyüyecek gibi gözüküyor. Ekonomistler külçe altın, gümüş alıp bir kenara atın, bankaya para koymayın demeye başladılar. Her sektörde perakende satışlarda olmayacak indirimler var. Nereye gidiyoruz, dünya nereye gidiyor bilemiyoruz ama ünlü tarihçi Prof. Dr. Margaret Macmillan’ın yazdığı “Barışa Son Veren Savaş” adlı kitabında bahsettiği 1. Dünya Savaşı öncesi gerilim dönemini aynen yaşıyoruz. Balkan Savaşları’nın yerini Ortadoğu savaşları almış durumda. Ermeni kalleşliğinin yerini ise Kürt kalleşliği aldı. Geriye bir tek Avusturya-Macaristan veliahtının öldürülmesi kaldı.

Tanrı sonumuzu hayır etsin. Savaştan değil basiretsiz yöneticilerin hatalarından korkuyoruz.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone