Çalı mı Çınar mı?

KemalOnalir

Birlik beraberliği kavratmak için anlatılan bir hikâye vardır.

Şöyledir; bir baba çocuklarına ağaç dalları toplatır. Sonra bunları tek tek kırar. Çocuklarına der ki; ‘Birlik olmayanı gördünüz’. Sonra dalları birleştirir ve kırmaya çalışır fakat kıramaz. ‘Birlik olanın kırılmadığını gördünüz’ der. Ve evlatlarına birlik olmalarını öğütler.

Bu kıssa herkesin bildiği, duyduğu bir hikâyedir. Fakat muhtevasında bazı eksikler vardır.

Deneyci Felsefe ilkesi, insanların bilgiye, gözlem ve deney yoluyla ulaşabileceğini savunur. Yukarıdaki kısa hikâyede bu görüşün tezahürüdür.

Fakat az önce bahsettiğim gibi muhtevasında eksikler vardır. O kıssanın asıl amacı birliği öğütlemekten ibaret olsa bile birliği oluşturacak unsurların maiyeti de önemlidir.

Aynı deneyin çürük, ince, kurtlanmış tahtalarla yapıldığını düşünürsek birlik mesajı verilemez. Yani bu hikâyenin tutarlı olması için tüm tahta parçalarının sağlam olması gerekir.

Bugün birlikler konusunda genel bir algı var. Bu; ‘Türkiye çok güçlü olacak, bütün ortak paydasında olanları arkasından sürükleyip lider olacak’ şekildedir.

İster Türk dünyası isterseniz İslâm dünyası hakkında konuşun insanların genel mantığı bu şekilde. Böyle birliklerin uzun süreli yaşamadığı, sağlıklı ve güçlü olmadığını biliyoruz. Bunun örnekleri imparatorluklar ve Sovyetler Birliği’dir.

İmparatorluklar bir ulusun hâkimiyetine giren çeşitli ulusların birleşimidir. Orta Çağ dünyasının geçerli yönetim biçimidir. Günümüzde temsilcisi kalmamıştır.

Sovyetler Birliği ise Rus emperyalizminin şekil değiştirmiş halidir. Rusların merkezinde bulunduğu bu yönetim başta Türkistan Türkleri olmak üzere birçok ulusu boyunduruğu altına almıştır. 1991 yılında dağılmıştır.

O halde varlığını birkaç yüzyıl miktarı değil de kıyamete kadar sürdürebilecek bir birliğin maiyeti nasıl olmalıdır? İşte bu sorunun cevabı Türk dünyasının bugün ve yarın başına gelecek dertlerini çözmede kilit sorulardan biridir.

1900’lü yılların başlarında hazırlanan reçeteler bu konuyla ilgili cevap vermektedir. Ömer Seyfeddin, Türklük Meseleleri isimli eserinde, İslam ümmetini oluşturan her milletin kendi milliyetçiliğini yapmasının gerekli olduğunu söyler. Yani Türkler Türkçülük, Araplar Arapçılık, Arnavutlar Arnavutçuluk yapmalıdır der. Bu sayede tüm İslâm unsurları güçlenecek, dolayısıyla İslâm yükselir tespitini yapar.

Ziya Gök Alp’ın tespiti ise, ‘Güçlü Türkiye, Oğuz Birliği ve Turan’ şeklindedir. Yani kilit unsur bugün düşünüldüğü gibi Türkiye’dir.

Fakat günümüzde bu iki fikrinde eksik yönleri olduğu anlaşılmıştır. Ömer Seyfeddin’in fikirleri gerçekleştiği yılları yaşıyoruz. Arap, Kürt gibi unsurlar başta olmak üzere birçok İslâm unsuru kendi milli davasını gütmekte. Buna bağlı olarak büyüklük davasını da oturtmuş durumdadır. Yani Ömer Seyfeddin’in fikri birliği sağlamaktan uzaktır. Çünkü diğer unsurlarda birlik için milliyetçilik anlayışı yoktur.

Gök Alp’ın savunduğu görüş ise günümüz için geçerli değildir. Gök Alp şahsi kanaatime göre Türk tarihinde hanedanlıkların kuruluş ve güçlenişini esas alarak yukarıda zikrettiğim tespitini yapmıştır. Fakat günümüz dünyası için böyle bir durum mümkün değildir. Dünya kutuplar üzerine kurulu hale gelmiştir. ABD, Rusya, Çin, AB gibi kutuplar siyasi manevralarla birbirlerini dengelemektedir.

İşte bu kutupların arasına yeni bir kutup olarak girmenin yolu Gök Alp’ın ve Ömer Seyfeddin’in fikirlerinden unsurlar alarak yeni bir fikir inşa etmektir.

Güçlü Türkiye fikri tartışmasız gereklidir. Fakat tek başına bir şey ifade etmez. Güçlü Türkiye’nin yanında en az onun kadar güçlü birlik unsurları gereklidir. Yani her Türk topluluğunun kendi çapında üretken, güçlü, tutarlı yapılar olması gerekir.

İkinci husus birliğin politikasıdır. Bugün kurulan birliklerin daimi, değişmez politikaları vardır. Bunlar eksen kayması yaşasa bile ana hatları bellidir. Yani İslâm İşbirliği gibi değildir. Türkiye’nin bu yapıya bakışı değişebilir fakat Yunan başbakanı komünist olmasına rağmen AB’ye yan bakamaz. Bizim birliğimizi oluşturacak olanların da böyle olması gerekir.

Sonuç olarak bir tutam çalı olmak da mümkündür, bir çınar gövdesi olmak da. Çalı da birliktir fakat çabuk dağılır. Mesele çınar olabilmektir.

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone