Çiçeği Burnunda Üniversitelilere Öğütler

YusufDuzgoren

Varlığımızı daim kılacak olan değerli kardeşlerim: Hayata “kendiniz” olarak ilk adımınızı atıyorsunuz. Tercih sonuçlarıyla kiminiz istediğiniz yerlere, kiminiz hiç tahmin bile etmediğiniz yerlere gideceksiniz. Gelen sonuç ne olursa olsun üzülmeyin. Tüm heyecanınızı, ideallerinizi, hayatınızın iyi ve kötü anlarını tercih sonuç belgenizde yazan yerde yaşamanız gerekiyormuş. Bunu bu şekilde değerlendirin. Bir İngilizce Öğretmeni ve Türkçü bir ağabeyiniz olarak sizlere birkaç tavsiyem olacak.

Üniversiteye bilgi ve tecrübe için, hayatınızın, benliğinizin, temellerini atmak için gidiyorsunuz. Olgunlukla gençliğin arasını yaşayacaksınız. Yetişkin olma bilinci ancak mezuniyet öncesi son final haftanızda oluşacak. Dolayısıyla bir daha elinize geçmeyecek olan bu zaman dilimini yani gençliğinizi güzel yaşayın.

Üniversiteye sadece okumak, meslek sahibi olmak için gitmiyorsunuz. Orada kendinizi tamamlayacak, entelektüel birikim sağlayacak, sosyal yönden gelişecek ve hayata dair duruşunuzu netleştireceksiniz. Dersleriniz tabi ki önemli fakat sosyal aktiviteler, kulüpler, topluluklar, arkadaşlıklar da en az dersleriniz kadar önemli. Oraya gidip dört yıl boyunca sadece ev-okul hattında gidip gelmeyin. Her gün programınız olsun, hiçbir gününüzü boş geçirmemeye çalışın.

Üniversitenin kütüphanesini mutlaka aktif kullanın. Hiçbir şey okumak istemiyorsanız açın o koca ansiklopedileri ve resimlere bakın.

Eğer mümkünse ilk yıl yurtta kalın. Hem iyi dostlukların temelini atmak, hem de bocalama döneminizde size iyi gelecek arkadaşlıklar edinmek açısından bu faydalı olacaktır. 

Kampüs içi etkinliklere katılım sağlayın. Bir etkinlik yoksa onu siz oluşturmaya çalışın.

Gece geç yatın ama sabah çok geç kalkmayın. Gece hayatınız, “gece yaşama alışkanlığına” dönüşmesin.

Bilgisayar oyunlarına fazla bağlanmayın. En güzel, en zevkli yıllarınız çok çabuk biter ve şöyle bir geriye dönüp baktığınızda anca oyundaki karakterinizin gelişmiş olduğunu anlarsınız. Geldiğiniz gibi mezun olmayın.

Yıllarınızı heba etmeyin. Üniversite hayatı kişinin hayatındaki en uzun, en eğlenceli tatildir. Bunun tadını çıkarın.

Maddi durumunuz iyi değilse çalışmaktan çekinmeyin. Ben üniversitenin ilk yılından itibaren hep çalıştım. Böylelikle geçimimi sağlamamın yanında; hem sosyal hayatımı dolu dolu yaşadım, hem de başka türlü hiç bir şekilde edinemeyeceğim tecrübeler edinerek hep prestijli pozisyonlarda çalıştım, çalışıyorum. Sizde çalışmaktan korkmayın. Sadece o an kazandığınız parayı düşünmeyin. Emin olun edindiğiniz tecrübe paradan çok daha kıymetli olacaktır.

Yabancı dil öğreniminizi geciktirmeyin. Yabancı dil öğrenmek zorundasınız. Buna boşuna ayak diremeyin. Aslında bu zevkli bir süreçtir ve halihazırda öğrenmek durumunda olduğunuz bir şeydir. En geç üniversitenin ikinci yılında bir kursa yazılın ve aşağı yukarı bir senelik disiplinli bir çalışma sonunda yabancı dilinizi edinmiş olun.

Geleceğinizle ilgili adımları belirleyin. Üniversitenin ilk yılı bittiğinde şapkayı önünüze koyun ve bir değerlendirme yapın. Okulunuzu, bölümünüzü, iş imkanlarınızı, bölümünüz dışında çalışabileceğiniz alanları, öğretim üyeliğini tek tek enine boyuna ele alın. Kendinize net bir hedef belirledikten sonra bunun için kalan yıllarınızda ufak ufak çalışmalar yapın. Mesela eğer hedefiniz KPSS ile memurluk ise bunu son yıla bırakmayın. Hedefinizi belirler belirlemez ufak bir çalışma planı yapın ve çalışmaya başlayın. Böylelikle geleceğinizle ilgili kaygılarınızı daha en başından yok etmiş olursunuz ve mezun olduktan sonra işsizlik gibi bir tehlikeyle karşı karşıya kalmazsınız.

Türk olduğunuzu unutmayın. Omuzlarınızda koca bir ulusun, mazinin, şehitlerin ve atalarımızın ağırlığını hissedin. Unutmayın, şu an sizi okutan neslin bir gün emekli maaşlarını sizler ödeyeceksiniz. Bunun sorumluluğuyla hareket edin.

Başbuğ Atatürk’ün “muasır medeniyetler” hedefini asla aklınızdan çıkarmayın. Ne yapıyorsanız, ne okuyorsanız bunu bilerek yapın ve okuyun. Sınavlarınıza çalışırken, yeni şeyler öğrenirken, güzel dereceler alırken her daim memlekete hizmet ettiğinizi düşünün.

Türk doğmanın verdiği şeref ve özgüveni her daim hissedin. Türk gibi düşünün, Türk gibi konuşun, Türk gibi yaşayın. Tanrı’nın seçkin kullarından olduğunuzu unutmayın.

Bizim ırkçılığımızın temeli ırkımıza olan sevgimizdir. Bizde bağnazlığa yer yoktur. O yüzden başka milletlerden insanlarla konuşmamazlık yapmayın. Kendinizi tanımak için onları tanıyın. Onlarla muhabbet içerisinde olmak hem aranızdaki farklılıkları size somut bir şekilde gösterecek, hem de yabancı dilinizi geliştirecektir. Erasmus toplantılarına, buluşmalarına mutlaka gidin.

Türkistan’dan ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen Türklerle diyalog halinde olun. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Kırım vs Türkleri bizim uzun zamandır görüşemediğimiz ve özlem duyduğumuz kardeşlerimizdir. Onlarla iyi ilişkiler kurun, kardeşliğimizi hissettirin, varsa bir ihtiyaçları elinizden geldiğince yardım etmeye çalışın. Onlar ailelerinden binlerce kilometre uzakta ve gurbetteler. Her daim güvenebilecekleri bir arkadaş, bir kardeş olun.

Bireysel olarak zaten vatana, millete hizmet etme niyetinde olacağınızdan eminiz. Ama millet olarak bizim en büyük özelliklerimizden birisi teşkilatçılığımızdır. Atalarımız büyük ve güzel işleri her daim birlikte teşkilatlanarak başardılar.

Bireysel çabalar ancak bireyin çapı kadar etkilidir. Gittiğinizde farklı ideolojilerden ve ırklardan insanların oluşturduğu örgütleri göreceksiniz. Belki onların maymunluklarına şahit olacaksınız. Kampüsünüzde “kürtçe” sloganlar atılırken içinizden bir parça kopmaması için birlik oluşturmaya gayret edin. Atalarımızın at koşturduğu bu topraklarda hainlerin maymunluklarına izin vermeyin. Milletin refahı için generallikten istifa eden ve üstüne giyecek bir takım elbisesi bile yokken milli mücadeleyi başlatıp düşmana dur diyen Mustafa Kemal’i unutmayın. O, bu devleti ve vatanı gençliğe emanet etti. Devletimizin de vatanımızın da sahibi sizlersiniz. Bunu aklınızdan çıkarmayın.

Bulunduğunuz illerde Ötüken Dergisi Temsilcilikleriyle iletişime geçin. Tek Türkçü teşkilat olan Genç Atsızlar Teşkilatı’na katılıp Türkçülük ateşine kor olun.

Tanrı yardımcınız olsun, hep sizinle olsun, varlığınızı Türk varlığına hayırlı kılsın.

Temsilciliklerimiz

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone

Bir Yorum

  1. Tuğçe 10 Ağustos 2016 @ 22:05

    O güzelim yıllar, ilk deneyimlerimiz ve aslında dediğin gibi kendimizi tanıma sürecimiz bu kadar güzel anlatılabilirdi. Kalemine sağlık Yusuf, tüm değerlerimize sahip çıkan birey olmaya çalışmak çok da zor olmasa gerek. Benden de ufak bir öneri “Güzel dostlar biriktirin bu süreçte.”