Çok Bilenler!

KemalOnalir

Yıllardır ülkenin başına bela olmuş olan, her şeyi bildiğini iddia edip hiçbir şey bilmeyen, buna rağmen her konu hakkında fikir sahibi olanlar üst başlıkta ‘çokbilmişler’ sıfatıyla bir araya toplanmaktadır. Bunlar kendi tabirlerince ‘elit’ mekânlarda oturup derin felsefe problemlerini tartışmaya bayılırlar. Görmek isteyen varsa doğal yaşam alanlarında inceleme yapabilsinler diye yazıyorum.

Ekseriyetle ‘Sol’ cenah olarak tabir edilirler. Milliyetçiliğin ve mukaddesatçılığın karşısında İstanbul’un surları misali dikilen bu insanlar, nerede bir azınlık milliyetçiliği görse derhal sahiplenir, herkesin yaşam hakkı olduğu iddiasıyla ortalığı kaldırırlar.

Bunlar demokrattırlar. Seçme seçilme, temsil, eşitlik, halkların temsil edilmesi ve haklarının iadesi gibi kavramları günde en az 300 defa kullanırlar. Yol, su, elektrik hizmeti veren, okul, hastahane, karakol yapan devleti işgalci, eline silah alıp 20 yaşından gün almamış Türk gençlerini şehit edenleri ise ‘Barış Gerillası’ olarak tanıtırlar.

Halk arasındaki yanlış anlaşılma neticesinde bunların ‘çok okuyan’ insanlar oldukları, bu çok okuma yüzünden ‘tuhaflaştıkları’ söylenir. Bu inanış doğru değildir. Çok değil hiç okumazlar. Bir kısım okuyanı ise kitabını yazarına ve adına göre seçer. Eğer adınız Bumin Kağan ÇALIŞIR, kitabınız adı da ‘Bozkurt Güzellemesi’ ise okumazlar. Fakat adınız Tayanç BAN ve kitabınızın adı, ‘Uçmayan Uçurtma’ ise derhal okurlar.

Okuyacakları gazeteleri, dergileri ve bilumum neşriyatı yine yukarıda verdiğim kıstaslara göre seçerler. Onlar üslup sahibi, saygın ve saygılı, doğrucu, tarafsız gazetecilerden hazzetmezler. Kabadayı üslubuyla konuşan değil yazan, kafasındaki dünyayı günümüzle karıştıran kimselere gazeteci sıfatı verip bayıla bayıla okurlar. Bu neşriyat okuma işi yukarıdaki örnekte olduğu gibi çok küçük bir zümreye hastır.

Bu erkânın bir başka özelliği ise üçünün bir araya geldiği her fırsatta özgürlüklerden yakınmalarıdır. Onlar hiçbir zaman özgür olamamışlardır. Hiçbir özgürlük yeterli değildir. Çocuklar açmış tokmuş, okula gidiyormuş gitmiyormuş hiçbir önemi yoktur. Onlara göre esrar ve eşcinsellik serbest bırakılmadan bunlar çözülebilecek şeyler değildir.

Bunlara göre bütün dünya dost, kardeş, hısım, akraba veya işte, illa bir şeydir. Yakınlık derecesiyle pek ilgilenmezler. Dünyanın durumundan o derece bîhaberdirler.

Tarif ettiğim kitleyi az çok tanıdınız. Şu pis kılıklı, saçı sakalı karışmış, otobüste yanınıza otursa kaldırdığınız adamlar var ya, işte onlardan bahsediyorum. Hiçbir haltı bilmeyen, okumaktan aciz, dernek adı verdikleri yerlerde kulağına akıtılmış pislikler kadar dünyayı bilen adamlardan işte.

Hatta bunların bir kısmını solcu sanıyorduk cemaatçi çıktılar. Yoldaş meğerse İmam’mış ama beraberindekiler dâhil kimsenin haberi olmamış. İlginç ilginç hareketler.

Bu güruhun hap kadar cesareti sosyal medya denen zıkkım yüzünden patlama yaşadı. Her istediklerine ‘köpek’ gibi saldırma hakkını kendilerinde bulur oldular.

Normal şartlar altında gözümüze bakacak cesareti olmayanlar, kendilerini sahte isim ve sahte fotoğraflarla maskelemek suretiyle pek bir yüksekten havlar oldular.

Umursuyor muyuz?

Sinek küçük ama mide bulandırır atalar sözünün hükmü mucibince bir miktar umursuyoruz. Fakat geçen hafta boyunca yazdığım metinlerde değindiğim gibi, hedef büyük, zaman az. Bizim bunlarla kaybedecek vaktimiz yok.

Bizim mücadelemiz 40’dan fazla vilayette, yerleşkesiyle, temsil makamıyla, teşkilatıyla var olan, elle tutulur, gözle görülür bir mücadeledir. Yani gerçektir! Hayatları boyunca kahpelik, döneklik, sorumsuzluk, gevezelik yapanlarla bir değildir.

Bu tip durumlarla karşılaşan dava arkadaşlarıma da bu gerçekliği hatırlayarak hareket etmelerini tavsiye ederim.

Lenin’den bahsedene tebessüm edip geçen Türkçüler, tekrar Lenin’den bahsetmek isteyenleri, eleştiri yapacak cesareti kendinde bulanları yerleşkelerinde bekliyor.

Çokbilmişlik yapmayın. Kurusıkı atmayın!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone