Çözüm!

Birkaç gündür gündemin adı Kerkük.

Irak, I. Dünya Savaşından sonra kurulmuş ‘piç’ devletlerden biridir. Suriye, Yemen, Sudan, Fas, Cezayir, Tunus, Libya ve daha niceleri gibi. Bunlar bölge adıyken başta İngiliz arkeolog Getrude Bell ve diğer İngiliz misyonerleri tarafından sınırları ve bayrakları dizayn edilmiştir. Tarihte bu isimlerle devlet yoktur.

Türkmen kelimesinin kökeni Türklerin ilk İslamlaştığı dönemlere dayanır. Bu kelimenin yapısı ve manasıyla ilgili birçok görüş vardır. Benim kabul ettiğim ise; ‘Çok, iyi, pek Türk’ anlamındaki kullanımdır. Kocaman kelimesindeki -man ekinde olduğu gibi.

Bir diğer manası ‘Müslüman olmuş ve yerleşik hayata geçmiş’ Oğuzlara verilen addır. Müslüman olan ama göçer kalanlara Türk, dinini ve yaşam tarzını değiştirmeyenlere ise Oğuz denilmiştir.

Yukarıda zikrettiğim devlet isimlerinden, bölgede yaşayan birçok türedi etnik kökenin isminden daha eskidir.

Osmanlı, Selçuklu döneminden değil, Abbasi Halifeliği zamanından beri o bölgede Türkmenler yaşamaktadır. Onlar için kurulan Samarra isimli bir kent vardır. Arap, Kürt, Ermeni gibi döküntülerin girmesi yasaktır.

Bölgenin adı bu coğrafyada, aşiret birliği değil, gerçek manada ‘devlet’ kurmuş toplulukların kayıtlarında ‘Türkmen Eli’ olarak geçer. ‘El’ kelimesi Orhun Abidelerinde dâhi geçer ve vatan anlamındadır.

Bunlar çok güzel şeyler. Kültür seviyesini artırıcı bilgiler. Peki, ne işe yarıyorlar? Bizim çocuk yaşta öğrendiğimiz bu bilgileri, üniversite bitirmiş, master, doktora yapmış, hem de yurt dışında yapmış, binlerle maaş alan, siyah, jilet gibi makam araçlarına binenler bilmiyor mu?

Hepsinden emin değilim ama bir tanesi bu konulara meyyal. Çocukken babasına sormuş; ‘Biz Laz mıyız, Türk müyüz? diye. Tatmin edici bir cevap alamamış sonra da bu işleri unutup gitmiş.

Velhasıl, biz ne yaptık, ne yapıyoruz, ne yapacağız?

Vaktiyle çok çalışmadığımız, üretmediğimiz, gelişmediğimiz için imparatorluğumuzu kaybettik. Lozan’a kadar getirdiğimiz meseleyi; ‘Şimdilik dursun’ diye beklettik. Kürt Sait isyan etti, Musul/Kerkük ‘Piç’ Irak’a kaldı. Sonra biz büyüdük, geliştik. 1920lerden daha da kuvvetlendik. Fakat basiretsiz, küçük, korkak adamların elinde oyuncak olduk. ‘Biz küçüğüz’ kompleksiyle siyaset yapan adamların, ‘Kahraman Ordumuz’ diyerek böbürlenen fakat operasyon emrini kravatlılardan bekleyenlerin eline düştük.

Kerkük’e gidip, Türkmen’in meseleleriyle ilgilenmek yerine, ‘Biz Kerkük türküleriyle büyüdük’ diyerek adeta o insanlarla dalga geçenleri başımızda tuttuk, tutuyoruz. Elin Coni’si okyanusun öbür tarafından gelip Kerkük’ü bombaladı, Türkmen kızlarının ırzına geçti. Kundaklı bebekleri öldürdü. Biz, çıkıp; ‘Amerikalı askerlerin sağ salim ülkelerine dönmesi için dua eden’ adamla muhatap olduk.

İşte o Amerikalılar Kerkük’e, Kürt bayrağı asılması için oylama yapılan senatonun yüzdelik dilimlerini de ayarlayıp sağ salim yurtlarına döndüler. ‘Türkmen’ denilince Türkmenistan’dan önce akla gelen yer olan Kerkük’de, senatonun çoğunluğunu Kürtlere verdiler. Onlarda Kerkük’e bayrak diktiler.

Biz aslında bunlardan daha kötü bir yanılgıya düştük. Çocukluk yıllarımdan hatırlıyorum. Irak Türkmenleri meselesi konuşulduğunda Musul, Kerkük, Erbil, Süleymaniye, Telafer şehirlerinin isimleri arka arkaya sıralanırdı. Biz ise bugün sadece Kerkük’ü anıyor, diğer Türkmen şehirlerini unutuyoruz. Çünkü diğerlerinde yaşayanlar sürgün edildiğinde veya katliama uğradıklarında kafamız kuma gömülüydü.

Bugün ne yapıyoruz? Dış İşlerinden kınama mesajları yayınlıyoruz. Aman ne matah iş. Halen siyasi çözüm bekliyor, kravatlıların buyruğunu işitmeye çalışıyoruz. Kerkük ve dâhi bütün kayıp Türk yurtlarının özgürlüğü, postallar altında ezilecek olan uydurma bayrakların indirilip, şanlı Türk bayrağının semalara çekilmesindedir.

Bu tarz meseleleri nutuklar, stratejik derinlikler, çıkar ortaklıkları, uydurma dini ve kültürel bağlar çözemez. Çözüm, Kahraman Türk Askerinin namlusunun ucunda, Tanklarının paletinde, Uçaklarının kanatlarındadır.

O güne kadar ne yapacağız?

Bu gerçekle yatıp, bu gerçekle kalkacağız. Türk yurtlarını kurtaracak ve birleştirecek şeyin bu olduğu gerçeğini her bir Türk’e anlatacağız, her bir Türk’ü ikna edeceğiz. Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi; ‘Çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız’!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone