Darbeler Kimi Vurdu?

‘Bilinen’ Türk tarihinin başlangıcı kabul ettiğimiz Hun Devleti’nin kurulması ile beraber Türk tarihinde darbeler süreci de başlamıştır. Çünkü Hun Devleti, Mete Han’ın, babası Teoman’a yaptığı darbe sonucu kurulmuştur.  O günden itibaren devam eden tarihi süreç içinde birçok askeri müdahale ve darbeler tarihimizde mevcuttur.

Bu askeri hareketlerin yakın çağımızı en çok etkileyenleri ve yazımızın konusuyla bağlantılı olanları, 1923 tarihinde Mustafa Kemal’in yaptığı, 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980 darbesi ve 28 Şubat post modern darbesidir. Her darbede zararlı çıkanlar, bedel ödeyenler olmuştur. O darbeye giden sürecin de mağdurları ve kazananları vardır.

Maksadın tam anlamıyla hâsıl olması için en yakından geriye doğru gidelim. 28 Şubat sürecini yaşayanlardan edindiğimiz malumata göre bu olayın en büyük mağdurları ülkücü ve bu gruba bağlı milliyetçi-muhafazakâr kesimdir. Fakat en büyük sömürücüleri Siyasal İslamcılardır. ‘Başörtüsüyle okula giremedik’ yaygarası ve türban sömürüsü o darbenin bu zamana yansımalarıdır. Bu sürecin son perdesi olan 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısı kararlarını kimse bilmez fakat başörtüsü ve türban ajitasyonu halen devam etmektedir. İşin aslına bakılırsa bugün Siyasal İslam’ın bu kadar insanı etkileyebiliyor olmasında bu dönemin suçu büyüktür.

12 Eylül 1980 darbesi, Sol/Sağ diye ikiye bölünmüş olan gençliğin her iki tarafını da vurmuştur. Burada amacımız dönemi yargılamak veya aydınlatmak değil. Darbelerin kime vurduğunu göstermek. O günlerden günümüze intikal etmiş olan sol veya sağ kuruluşlar 12 Eylül ve sonrasına denk gelen tarihlerde çeşitli anmalar yaparlar. Ya sokak olaylarında yaşamını kaybeden ya da sıkı yönetim mahkemeleri tarafından idam edilen arkadaşlarını yad ederler. Böyle bir etkinlik yapan Siyasal İslamcı bir dernek, parti, kuruluş, STK yoktur. Çünkü bu darbe de onları es geçmiştir. Çünkü meydana çıkmamışlar, haset biriktirmişlerdir. İşte bu yüzden 12 Eylül 2010 referandumunda kendi şehitlerinin değil, Mustafa Pehlivanoğlu’nun mektubunu okumuşlardır. Ki o mektubu da kırparak, değiştirerek okumuşlardır.

27 Mayıs 1960 darbesi Adnan Menderes’in Demokrat Partisi’ne karşı yapılmıştır. 6/7 Eylül olayları, İngiltere’de yaşanan uçak kazası ve Sovyetlere doğru yaklaşan dış politika siyaseti sonucu ordu yönetime el koymuştur. Adnan Menderes İslamcı falan değildir. Ezanı tekrar Arapça yapmaktan başka İslamcıları mutlu eden hiçbir faaliyeti yoktur. Bugün çok ıstıraplar çektikleri ‘Atatürk’ü Koruma Kanunu’ çıkartan da Adnan Menderes’tir. Gazino sevdası, meşhur ses sanatçısı fantezileriyle bilinir. Cami’de çekilmiş bir tek fotoğrafı yoktur. Onun döneminde ‘yol açmak’ bahanesiyle 54 tane camii yıkılmıştır. Yani bu darbede de İslamcıları ilgilendiren bir durum yoktur.

Gelelim Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı darbeye. İşte İslamcıları vuran tek darbe budur. Sözde hocalarını asmış, sömürü amacı olarak kullandıkları dini ellerinden almış, miskinlik ve fesatlık dışında bir şey barındırmayan tekkelerini kapatmış, putperestçe hareketler yaptıkları türbelerine kilidi vurmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmuş, Kur’an-ı Kerim’i Türkçeye çevirtmiş, her seviyeye uygun, basit, bilimsel, hurafesiz din kitapları yazdırmıştır. Hiç kimsenin vicdanındakine karıştırmamış, bilimi amil kılmıştır.

Darbeleri geçelim, zırt pırt meydanlara fırladıkları İsrail-Filistin meselesinde bile kaybettikleri adam yoktur. Bu konuyu Türkiye’de ilk sahiplenenler solcular olmuştur. Deniz Gezmiş ve çevresindekiler Filistin’e gitmiş, eğitim görmüş, çatışmış, geri gelmiş, memlekette terör estirmiştir. Fakat İslamcılar içinden böylesi çıkmamıştır.

İşte onların darbe olarak gördükleri, darbeci diye nitelendirdikleri şey budur. Mustafa Kemal’den sonra gerçekleşen hiçbir hadisede onlara dokunulmamış, zarar verilmemiştir. Zaten onlarda bu hadiseler zuhur ettiği zaman piyasada görülmemişlerdir.

Tüm bunlara rağmen bugün darbe mağduru edebiyatı yapmaları komik oluyor.

15 Temmuz?

O darbe değil, kalkışmaydı. Ben değil onlar söyledi.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone