Değişenler, Değiştirenler…

Her kafadan ayrı bir sesin çıktığı çıfıtlık çağında Türkçüler; yüzyıl öncesinden devraldıkları ve kar gibi temiz olan davalarını yine yüzyıl sonrasına kar gibi teslim etmenin mücadelesini veriyor.
Bu mücadelenin en zorlu ve çetin cephesi, şüphesiz Türklük ve Türkçülük düşmanlarıyla olan mücadele değil, Türkçülüğe bir kene gibi yapışmış asalaklarla olanıdır.

Türkçülük; adı bugün konmuş, gayesi bugün belirlenmiş ve sınırları bugün çizilmiş bir dava değildir. Aksine kökleri Cumhuriyet tarihini aşan ulu bir çınardır.
Türkçülük cephesinin en güçlü tümeni Nejdet Sançar, Kızıl Elma dergisinin 6. sayısında şöyle diyor;

“… Herkesin kendisine göre bir Türkçülük telakkisi bulunursa iş arap saçına döner. Türkçülüğün bugünkü dağınık haline sebep, işte budur. Her önüne gelen ‘bana göre Türkçülük’ diye bir şeyler söylemektedir. Üniversite, hatta lise çağındaki gençlerin bile kendilerine göre tarifler yaptıkları, işin daha fenası kendileri gibi düşünmeyen diğer milliyetçileri ‘kötü kişiler’ saydıkları görülüyor. Bunlar, milliyetçiliğin aleyhine olan hareketlerdir.”

Türk’ten çok Türkçünün bulunduğu bu garip dönemde, bizi fazlası ile meşgul eden bir sorun da hep bu olmuştur. Herhangi bir salahiyet sahibi olmayanların, bugün için Türkçülük yapanların, onu bir moda olarak görenlerin ve Türkçülüğü basit bir savunma stratejisi olarak algılayanların doğurduğu büyük bir sorun. Kısacası Türkçülüğü anlayamayanların ya da anlamak istemeyenlerin sebep olduğu bir durum.
Irkçılığı kabul etmeyip Türkçü olmaya kalkışanlar, Türkçülüğü siyasi oluşumların içerisine sürüklemeye çalışanlar, Türkçülük perdesi ile din düşmanlığı yapanlar, Türkleşelim derken Araplaşanlar, Araptan kurtulup batılılaşalanlar…
Çizmeyi aşanların, haddini bilmeyenlerin, art niyet taşıyanların sebep olduğu bu kepazelik tufanı yine en çok zararı bize vermektedir. Türkçülük; başı boş, esen rüzgara göre hedef değiştiren bir dava değildir. Öyleyse davamızın sınırlarını tekrar tekrar anlatmak, üzerinden geçmek zorundayız.
Türkçülüğü beğenmeyen, eksik bulan ya da değiştirmeye kalkanlar için de Ulu Bilgenin şu sözünü de buraya ekleyelim;

“Türkçülük bir moda olmadığı için değişmeyecek, bir ilim olmadığı için sabit kalacak, bir eğlence olmadığı için kendini beğendirmeğe uğraşmayacaktır.”

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone