DEĞİŞMEYECEĞİZ- İsmail Bağatır

ismail

Bulunduğumuz her ortamda her ne kadar gerici, at gözlüklü gibi ithamlara tahammül göstermek zorunda kalsak da mücadelemizden vazgeçmeyerek Türk’ün dertlerini, o dertlerin çarelerini yorulmadan usanmadan anlatmak zorundayız. Kendi milletinden soğuk, atalarından ve geçmişten bihaber, aile bağları zayıf, sosyal çevre ve ilgi alanları maddiyata dayalı bir nesil ile geleceğimizin nereye gittiğini görmek için kâhin olmaya lüzum yoktur.
Yeni nesil, kültürel yozlaşmanın tam tesirli olduğu bir zamanda yetişmektedir. Bu yozlaşmadan etkilenmeye başlayan gençleri ötekileştirmeden, onlara kendi özünü hatırlatmak zorundayız. “Sadece kendimizden sorumluyuz” gibi bir yanılgıya kapılırsak, topluma faydalı olmazsak, kendimize Türkçü demeyi bırakıp sadece vatandaş dememiz kâfi olacaktır.
Yurdumuzda; merdiven diplerinde mendil satan çocuklar olduğu sürece, evladına yemek götürmek için çöpleri karıştıran ana-babalar olduğu sürece, ilaç parası bekleyen hastalar olduğu sürece, “Allah sadece beni cennete alsın” mantığıyla, umreye ve hacca gitmek, kurban kesmek beyhudedir. Komşusu açken tok yatan, bizden değildir.
Sağcısından, solcusuna, liberalinden, demokratına, ümmetçisinden, ulusalcısına tüm cephelerin ortak düşmanıdır Türkçüler. Eğilip bükülmeden dik duran, bugün farklı yarın farklı konuşmayan, çıkarları için ufak da olsa taviz vermeyen, bir sonraki seçimi değil Türk birliğini düşünen Türkçüleri gördüklerinde, içlerindeki nefret yüzlerine vuranların, bizi sevmemeleri, üzüntü değil gurur kaynağımızdır. Karakola düştüğümüzde, savcı ya da hâkim karşısına çıktığımızda, hapishaneye atıldığımızda sevinen mahlûkların, sevinçlerini kursaklarında bırakışlarımız, sinirlerini kat be kat arttırmaktadır. Davası uğruna ölümü göze alanları hapisle korkutmak gülünçtür. Hapishaneye atılınca savcıdan, hâkimden, başbakandan özür dilememizi, salyaları akarak bekleyenler, bizleri de kendi dava arkadaşları ve ya liderleri gibi zannediyor olacaklar.  Anne ve babalarımızın belli olması ve onların da Türk olmasıdır, kızgınlıklarının asıl sebebi. Çocuklarının, kardeşlerinin, komşularının bizden olmasından çekinirler mesela. Çünkü maddi çıkar ilişkileri, mevki, koltuk kapma yarışı yoktur bizim aramızda. Zamanını, hayatını, paranı, umutlarını, gelecek güzel günlerini harcamak gerek bu dava uğrunda. Kolay değil elbette; öyle yürek de çıkmıyor her kanı delide. Yalnız kalmaktan korkanların, ölümden sakınanların davası değildir Türkçülük.
Her yediğin darbeyi, hainliğin bir hançeri gibi hissetsen de üzülmeyeceksin. “Yüce Tanrı benimle” deyip, kanını toprağa şereflice dökeceksin gerekirse. Ölürken ne bir yar ismi gelecek aklına, ne de hayalini kurduğun mutlu bir yuva. Hatırlanmayacaksın bir daha. Teşvikiye’den, Ulucami’den bir tören bekleme bizden. Bir selam, bir dua ile kaldıracağız seni mahalleden. Ailen ve akrabalarının bütün düşmanca bakışları altında dikerken mezar taşını, unutmayız elbet, asarız kara sancağımızı. Şerefli yolculuğunda, şerefli yoldaşların olacak.
***
Milletler, üzerlerinde esmekte olan değişim-dönüşüm rüzgârına kendilerini kaptırmış durumdadırlar. Kendi öz benliğinden kopan milletler, hızla tek tip insan modeline gelmeye getirilmeye, çalışılmaktadır. Buna paralel olarak da insanoğlu, her geçen gün ahlaki çöküntü, sosyal bozukluk, ekonomik sıkıntılar içerisinde, bilinmez bir dipsiz kuyuda hızla ilerlemektedir. Bunun sebebine ister kapitalizm, ister yeni dünya düzeni, isterseniz de küreselleşme diyebilirsiniz…
Bu değişime karşı çıkmak isteyen, öz benliğini korumak için direnen bir avuç insan, kendi ülkelerinde, kendi milleti tarafından en iğrenç muamelelerle yok edilmeye çalışılmaktadır. Yakın tarihte Arap dünyasında yaşananlar da buna bir örnek sayılabilir.
Bu değiştirme-dönüştürme hareketinden şüphesiz ki biz de nasibimizi almaktayız. Bu saldırıları, bizzat değişim sahipleri yapsa da en büyük destekçisi ve kuvveti Türkiye Cumhuriyeti yöneticileridir. Bu değiştirme dönüştürme hareketini, her zaman yaptıkları gibi önce inanç üzerinden başlattılar. Toplum; kendi dininden uzaklaşıp farklı bir dinin hizmetine girdiğinin farkına bile varamadı. Anadolu Türklerinin inancı olan İslam, artık Tanrı’dan ve kutsal kitabında ki emirlerinden uzakta farklı bir inanış şekline dönüştürülmüştür. İnsanların birçoğu, artık Tanrı’nın emir ve yasaklarına göre değil, dinci geçinenlerin kaynağı belirsiz hurafelerine ve safsatadan başka bir şey söylemeyen bir takım insanların sözlerine göre hareket etmeye başlamıştır. Toplum öyle bir hale getirilmiştir ki; bu sahtekâr din istismarcılarının hatalarını, yalanlarını su üstüne çıkarttığımız anda dinsiz ithamının muhatabı biz oluyoruz. Dinsiz ithamını yeterli görmeyenler, bir de şamanlık ithamı icat ettiler. Bizim için şereflilerle, şerefsizlerin kavgası olarak devam eden mücadelemiz, onların propagandalarında, Müslümanlarla Şamanistlerin kavgasına dönüştürüldü. İşin en can alıcı kısmı ise bu soysuz yobazların Türk kimliğini ortadan kaldırma çabasıdır. Bu yobazların yetiştirdiği gençlik ise düşman diye tabir ettiğimiz milletlere karşı değil; bizzat Türkçülere karşı düşman kesilmektedir. Dönüşüm planının sahipleri kendilerine direnen Türkçülere karşı değişenleri maşa olarak kullanmaktadır.
***
Bu değişenlerin, sadece din perdesi altında gizlenmiş olduklarını sanmak da yanlıştır. Bunların içerisinde, çok iyi milliyetçi taklidi yapıp yeni sentezler türeten, “milliyetçiyim ama aynı zamanda şöyleyim, milliyetçiyim ama bütün ulusları seviyorum, milliyetçiyim ama vs. vs. ” deyip çeşitli kavramları da parantez içerisine alıp, işi sulandırmaya, Türk milliyetçiliğini bulandırmaya çalışanlar da epeyce fazladır. Hemen hemen, millî bir konuyu ele alan her eylemde ve yahut şehit cenazelerinde ‘’Türk-kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir’’ sloganını, ne hikmetse sadece kendilerine milliyetçiyim diyenler atmaktadır. Bugüne kadar Taksim, Tandoğan gibi meydanlarda bu sloganı atan kürt topluluğu görmedik. Aslında PKK’lılar kürt değil Ermeniymiş, biz bunu idrak edemiyormuşuz! Hainlik edenler, Türk milletine savaş açmış olanlar,  kürtler değil de Ermeniler ise biz onlara ‘piç’  dediğimizde neden barış elçisi kesilip bize kan kustu bazı muhteremler ?

***

Türk milleti, Türk soyundan gelenlerle birlikte, şuuraltında veya duygularının gizli yönünde başka bir ırkın  şuur ve özleyişini taşımayan kimselerin cemiyetidir.

Unutulmamalıdır ki; kimlerin değiştiğini sadece ve sadece değişmeyenler fark edebilir!

 

TANRI TÜRK’E YAR OLSUN.

İsmail Bağatır

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone