Demokrat Adam Rahatsız Olamaz

YusufDuzgoren

Kendi kendimizi yönettiğimizi sanıp o kadar mutluyuz ki; sağcısının, solcusunun, dindarının, ulusalcısının, milliyetçisinin, sosyalistinin, iktidarın, muhalefetin herkesin ortak paydası, kaygısı, sevdası demokrasi.

Bunu bir sorgulamak gerek. Herkesin “istisnasız” birlik olduğu, hakkında tek bir kötü söz dahi söylemediği, toz kondurmadığı yönetim şekli olan demokrasi bu insanlara ne veriyor da tüm ahali bu konuda bu kadar hassas olabilliyor?

Bunun cevabı çok açık. Demokrasi bu ülkenin hayat damarı, olmazsa olmazı, medeniyetin tek yolu falan filan değil, demokrasi bunların ekmeği. Demokrasiyle varlar, demokrasiyle yalan atabiliyorlar, demokrasiyle çalabiliyorlar, demokrasiyle hesap vermekten kaçınabiliyorlar, demokrasiyle Ahmet Altan gibi, Nagehan Alçı gibi, Rasim Ozan gibi, Nazlı Ilıcak gibi tipler “ifade özgürlüğü” kapsamında diledikleri gibi konuşabiliyorlar.

Komünisti demokrasi sayesinde eylem yapabiliyor, dincisi demokrasi sayesinde yetim hakkı yiyebiliyor, iktidarı demokrasiden aldığı güçle kafasına göre saraylar yapıp, ihalelere fesatlar karıştırıp kendilerinin ve yandaşlarının ceplerini doldurabiliyor, milliyetçisi demokrasi sayesinde milletin milli değerlerini ayaklar altına alanlarla oturup kalkabiliyor, kürtçüsü terörist cenazesine gidebiliyor, ihanet ettiği, katil dediği devletten 17 bin lira maaş alabiliyor.

Farkındaysanız meclisteki tüm partilerin uzlaştığı iki konu var; biri vekillik maaşlarına yapılan zamlar, diğeri ise demokrasinin el üstünde tutulması. Dedim ya demokrasi bunların ekmeği.

Hangi görüşten olursa olsun milletin fertleri yayın organlarında maruz kaldıkları bu propagandalar sayesinde, liderlerinin telkinleriyle demokrasisiz bir hayat düşünemiyorlar.

Tayyip Erdoğan’ın yıllar öncesinde söylediği “demokrasi bizim için araçtır” lafına takan muhalefetin derdini yıllardır anlamış değilim. Evet demokrasi amaç olamaz. Demokrasi mevcut şartlarda gerçekleştirmek istediğin herhangi bir amaca seni götürecek yoldur, araçtır.

İşin “tehlikeli” tarafı  peynir ekmek gibi dağıtılan TC kimliğini taşıyan tüm bireylerin bu aracı kullanma yetkisine sahip olmasıdır. Amacın iyiliğine-kötülüğüne bakılmaksızın TC vatandaşı olan herkes amacını gerçekleştirmek için bu aracı kullanabilir.

Bizim evlatlarımız gün aşırı üçer-beşer Kürt terörü yüzünden toprağa düşerken, bizler onların temsilciliğini yapan maymunlara diğer masrafları hariç her ay 17’şer bin tl para ödüyoruz vergilerimizden. Bunun yanında bunların seçmenlerinin kullandığı elektrik faturalarını da “kayıp kaçak bedeli” olarak ödüyoruz.

İşte demokrasinin gereği budur. Demokratik olduğunu iddia eden hiç kimsenin bunlardan rahatsız olmaya hakkı yok.

Bu ülkede etnik kökenine bakmadan, belirli kriterleri göze almadan herkese yönetimde “eşit” söz hakkı verirsen, senin mevcudiyetine kastı olan kişiler ve milletler de bir oluşum kurarak demokrasi aracına binebilirler. Bu kişiler demokratik özgürlükleri uyarınca seni yok etmeyi amaçlamış bir terör örgütüne destek olabilirler. O terör örgütünün bir mensubunun cenazesine katılıp, demokratik bir şekilde senin askerini şehit etmiş bir leşin ardından göz yaşı dökebilirler.

Senin onlara sağladığın yasal hakla ideolojileri doğrultusunda parti kuran, seçilen HDP vekillerini, görevlilerini “jet” hızıyla ifadeye çağırman çok mu “demokratik”? (Bizce direk idam edilmeliler ama sizce bu davranışlar gayet olumlu karşılanmalı. Aksi takdirde kendinizle çelişmiş olursunuz.)

Demek ki demokrasi olmuyormuş, ihtiyaçlarını karşılamıyormuş, mevcudiyetine zarar teşkil ediyormuş, yok olman kıçı kırık bir sandığa bağlıymış…

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone