Devlet-Hükumet-Politika

KemalOnalir

Bu üç kavram milletimiz tarafından doğru biçimde tanımlanamıyor. Her biri karıştırılıyor yahut faklı manalarla kullanılıyor. Kısaca izah etmeye çalışayım.

Devlet kavramı yüzyıllardır felsefesi yapılan, işlenen, tartışılan bir tabirdir. ‘Devlet nedir?’ sorusunun çok farklı cevapları vardır. Akla mantığa en yakın olan iki tanesini burada işleyelim. Devlet; kişinin kendi haklarından bazılarını, diğer haklarını korumak amacıyla devrettiği otoritedir. Yani her bir şahsın karşılaştığı bir olaya karşı hüküm verme hakkı vardır. Fakat şahıs yaşama, barınma, iş yapma, emniyet gibi haklarının sağlanması karşılığında bu haklarını devlet denilen otoriteye devreder.

Siz bir hırsızlık olayına idam hükmü verirken bir başkası sadece malını geri almayı yeterli görebilir. Devlet işte bu dengeyi sağlar ve herkesin mutabık kalacağı yasaları hazırlar. Sağlık, emniyet, adalet gibi temel ihtiyaçlar için düzenleme yapar, vergilerinizle bunları düzenler.

İkinci tanım ‘Devlet organları sayesinde (ordu, adliye, sağlık, yönetim) insanların sosyal hayatını düzenleyen kurumdur’ şeklinde özetlenebilir. Bu tanımı yapanlar devleti insan vücuduna benzetip organ ve uzuvları kurumlar olarak görürler.

Politika kavramı ise ‘devletin kısa ve uzun vadeli planları’ olarak karşılanabilir. Bir devletin uzun vadeli planı olur. Örnek olarak Turancılığı verelim. Türk Birliğini sağlamak isteyen bir devletin bu hedefe ulaşmak için kısa vadeli planları olur. Bunlarda ikinci tip politikaları oluşturur. Dil, tarih çalışmaları, hedef topraklarda kurumsallaşma, ekonomik işbirliği hareketleri gibi.

Tam anlaşılması için Almanya örneği verilebilir. Almanya ‘kıta Avrupası’ dediğimiz Avrupa kıtasının merkez bölgesine hâkim olmak istemektedir. Bu konuyu daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Bu hedef Almanya’nın uzun vadeli politikasıdır. Avrupa Birliği ve bu birliğe bağlı faaliyetler Alman devletinin hedefe giderken kullandığı ikincil politikalardır.

Son olarak hükümet nedir sorusunu cevaplayalım. Özellikle II. Dünya Savaşı ardından demokratik olarak seçilen hükümetler iş başına gelmektedir. Fakat hükümet kurmanın tek yolu bu değildir. En eski Türk devletlerinde varlığını bildiğimiz ‘Kurultay’ bir hükümet biçimidir. Yahut Osmanlı Devletinde bulunan ‘Divan-ı Hümayun’ aynı şekilde hükümet biçimidir. Gerekli disiplin sağlandığında şimdiki demokratik hükümetlerden çok daha faydalı olduğu bilinen bir gerçektir.

Konudan uzaklaşmadan kısaca hükümet kavramına getirilen tanımları verelim. Hükümet kavramı genel kabule göre ‘devletin kaynaklarını kullanarak politikalarına uygun biçimde kullanan, anayasa ve ek yasalarla vatandaşların can, mal ve ırz güvenliğini sağlayan yürütme heyeti’ şeklinde tanımlanır. Bundan başka devleti insan vücudu şeklinde tasvir edenler hükümeti ‘beyin’ olarak bu sisteme yerleştirmiştir. Yani hükümet; düşünen, karar veren, yürüten organ olarak görülür.

Benim kanaatime göre devleti hükümet ve politikayı şöyle düşünebiliriz. Bir kâğıda bir cümle yazmak istiyorsunuz diyelim. İşte bu politikadır. Yani amacınız politikadır. Bu yazma işini yapmak üzere kullandığınız eliniz devletin bu işle ilgilenecek olan organıdır. Yazma işini yaptığınız kalem ise hükümettir.

Daha açık bir örnek verelim, Türkiye Misak-ı Milli sınırlarına uygun olarak genişlemek istiyor diyelim. Bu politikadır. Bu hedefe giderken kullanılacak olan organlar, askeri gereklilikler ve diğer kaynaklar devleti oluşturur. Bu plana ve plan için harekete geçirilecek kuvvete yön veren ise hükümettir.

Bu konu şu açıdan önemlidir. Devletlerin politikaları, hükümetlere göre değişmez. Politika milli ve daimi olur. Hükümetler ancak yürütücüdür. Bizim bir an önce milli ülkümüz olan Turancılığı devlet politikamız haline getirmemiz gerekiyor. Bu adım fazla cüretkâr ise Misak-ı Milli hedeflerini tekrar hedefimiz haline getirmeliyiz.

Siyasi partiler ve hükümetler ancak bunun yürütücü olmalıdır. Hitler milli Alman politikası için savaş çıkartmıştır, Merkel para gücünü kullanmaktadır. Güya iki ayrı uçta olan iki politikacıda aynı hedefe hizmet etmiştir, etmektedir. Bizim siyasi partilerimiz de bu anlayışı artık öğrenmeli. Milli politikanın her şeyin üzerinde olduğu anlaşılmalıdır.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone