Devlet!

Adına ‘devlet’ dediğimiz mefhum İslam dininde kutsal değildir. Adına ‘millet’ dediğimiz yapı da aynı şekilde İslam dininde kutsal değildir. ‘Vatan sevgisi imandandır’ diye bir hadis yoktur. Bu söz Namık Kemal’e aittir. Bir şiirinde geçer. ‘Vatanını sevmeyen Allah’ını sevemez’ sözü de Namık Kemal’e aittir. Bu ve benzeri vecizeleri ‘Vatan yahut Silistre’ isimli eserlerinde bolca bulabilirsiniz.

**

Camilerde son iki haftadır verilen hutbelere tepki gösteriyorsunuz. Son 15 senede durum farklıymış gibi hareket edenler var. Bunlar ya son 2 haftada cumaya gitti ya da 15 senedir umursamıyorlardı. Camilerin siyasallaşması, dinin siyasete alet olması gibi laflara aşina olduk. Adnan Menderes ’den beri durum farklıymış gibi hareketler görüyoruz.

**

15 Temmuz festivali için hazırlanan afişleri hepimiz gördük. Milyonla insan isyan etti. Ergenekon, Balyoz gibi filmlerden sonra bile yapılan anketlerde TSK en güvenilir devlet organıydı. Ülkenin neredeyse %70’i her şeye rağmen orduya güveniyordu. O afişler memleketin dört bir yanına asıldı. Hemen herkes en az bir defa bu afişlere doğrudan maruz kaldı. Yine tepkiler başladı.

**

‘Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi’ demiş Osmanlı Sultanlarından biri. Koca Osmanlı mülkünün sahibi bile ‘sağlık, sıhhat’ demiş. Onlardan önce Selçuklu Hatunlarından Gevher Nesibe Kayseri’de bir hastahane kurmuş. Öyle bir hastahane ki akıl hastalarını müzik ile tedaviye çalışıyorlar. Onlardan da önce Tolunoğlu Ahmet Mısır’da bir hastahane kurmuş. O hizmeti 20. yy’da yapmış olsa adına komünist derlerdi. Öyle bir hizmet anlayışı. Şimdi ki hastahanelerin durumu ortada. Bu durumu devrim olarak adlandıran veya durumdan memnun olan ya hiç hasta olmamıştır ya da özel hastahane kullanıyordur.

**

Adalet için herif başkentten İstanbul’a yürüdü. Pek bir değişiklik hissedilmedi ama adalet arayanların hali böyle. Üstelik yoluna tezek mi dökmediler, hareket mi çekmediler, küfür mü etmediler. Envai çeşit rezillik, tehdit, aymazlık…

**

Vergi konusuna hiç girmiyorum. Maliye işlerinde maşallahları var.

**

Gelelim sonuca…

İlk başta dedik ya, İslam öğretisinde devlet ve millet mefhumlarının kutsallığı yoktur. Bunların kutsallığının sebebi Türklerdir. Çünkü İslam’dan yaklaşık 800 sene önce Türklerin Türk olmuşluğu, devlet kurmuşluğu vardır.

Bugün devlete, devletin kurumlarına getirdiğiniz eleştirileri bu meyanda düşünün. Müslümanlığınızdan değil, Türklüğünüzden gelen bir istekle hareket ediyorsunuz. İslam devleti, Hilafet devleti falan gibi kavramlar Muaviye’den sonra gelişmiştir. Yine aklınızda bulunsun.

Camilerinde bir siyasi fırkanın propagandası yapılıyor, kurumu milyonlarca lira açık veriyor, hesabı sorulunca ‘Haftaya gelin diyor’, haftaya gidiyorlar cevap vermiyorlar. Fakat Suriyeli bir kadının cenaze namazını kıldırmaya koşabiliyordu. Burada mesele kadının ve çocuğunun canice katledilmiş olması falan değil kardeşim. Suriyelilerin katlettiği kaç Türk’ün cenazesine herhangi bir devlet görevlisi omuz vermiş, bir kürek toprak atmış? Mesele işte bu.

Hulusi Akar’ın deyim yerindeyse kırdığı ceviz kırkı geçti. Ergenekon ve Balyoz ayağına nice komutanların ayağı kaldırılmasa Yüzbaşıdan yukarı bir rütbe alabileceğini sanmıyorum. İngiliz kraliçesinin doğum gününde kadeh kaldırıp ordusunun salya sümük ağlarken gösterildiği afişler için hiç sesini çıkarmadı.

Sağlık, adalet, maliye… al birini vur ötekine…

Devleti yöneten, kurumun başında olan sizin kadar umursamıyor.

Siz yine de bu damarınızı kurutmayın…

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone