Devletimiz Bizi Ne Kadar Kazıklıyor?

Osmanlı’yı din, diyanet, üç kıtaya hakimiyetten ibaret zanneden ve gittikçe Osmanlılaştığımız için sevinen bir güruh var Türkiye’de. Osmanlı’nın kuruluş prensibi Gaza’dır. Gaza edilen bölge ele geçirildikten sonra ise mantık her daim oraları sömürge olarak görmek değil, oraları vatan bellemek, ahaliyi düşman değil tebaa yani millet bellemek olmuştur. Nasıl II. Göktürk Devleti Tonyukuk, Türkiye Cumhuriyeti Ziya Gökalp fikirleri üzerine inşa edilmişse, Osmanlı Devleti de Şeyh Edebali fikirleri üzerine inşa edilmiştir. Şeyh Edebali, Osman Gazi’ye der ki: Oğul milleti yaşat ki devlet yaşasın.

Neo-Osmanlıcıların egemen olduğu, devleti yönettiği günümüzde ise millet yaşamaktan ziyade hayatta kalma çabası içerisindedir. Konuyu fazla uzatmadan direk rakamlara bakalım.

Tarım ve hayvancılığın yaygın olduğu ülkeydik bir zamanlar. Ama günümüzde 121 ülke içerisinde (1kg biftek baz alındığında) 12.49$ yani 43 TL ile en pahalı eti yiyen 20. ülkeyiz. İlk sırada 44.60$ ile İsviçre var fakat İsviçre’de asgari ücret 3,300 Euro yani 12,240 TL. O kadar asgari ücreti bize versinler etin kilosunu 200 TL yapsınlar sorun değil. (Açlıktan nefesi kokan Ermenistan’da bile etin kilosu 5,33$) Et fiyatlarıyla ilgili aşağıdaki tabloya bakabilirsiniz. (kaynak: www.numbeo.com)

www.globalpetrolprices.com sitesindeki verilere göre 2016 yılının 3. çeyreğinde gözlemlenen 101 ülkenin 61’inde petrol fiyatları %9’a kadar düşmüş. Bu düşüş en fazla Kosta Rika’da, Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Güney Afrika’da, Litvanya’da ve İzlanda’da olmuş. (Petroller hemen dibimizdeyken, petrole en uzak denilebilecek ülkeler böyle indirimler yapıyorsa ve biz en pahalı petrolü kullanıyorsak…)

23 ülkede ise petrol fiyatlarında artış olmuş. En fazla artış ise Fiji, Kenya ve Türkiye’de olmuş. Benzin ve mazot fiyatlarındaki oranlarla ilgili 101 ülkenin ve Türkiyenin verilerine aşağıdaki tablodan bakabilirsiniz. Dünyanın en pahalı benzinini kullanıyoruz, ancak bu pahalılık benzinin kendisinden kaynaklı değil benzine uygulanan %67’lik vergiden dolayı.

Biz ırgat gibi çalışır saraylar yaparız, o sarayların elektrik, doğalgaz faturalarını öderiz, devlet büyüklerimize 120 bin adet son model makam araçları alırız, yeter ki Tanrı devletimize zeval vermesin.

Bu arada LPG’yi de en pahalı kullanan ülkeyiz. Konu para olunca bizim milletimizden bonkörü yok. Onun da tablosu aşağıda.

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de yıllık kişi başına düşen vergi 2,985 $ yani 10,447 TL. Bunun hesaplanması tahmin edeceğiniz üzere devletin bir yılda topladığı vergi alınıyor toplam nüfusa bölünüyor. 2,985 $’ı 78 milyonla çarptığımız takdirde 234 milyar $ yani 819 milyar TL gibi bir rakam ortaya çıkıyor.

Devletimizin gelirlerinden konu açılmışken, yıllık ihracatımız ne kadarmış bir bakalım.

CIA’in ABD için hazırladığı dünyadaki devletlerle ilgili her türlü bilginin bulunduğu “World Factbook” sistemindeki verilere göre (her hafta güncellenen bilgiler CIA’in sitesinde yayınlanır, isteyen bakabilir) 2015 yılında dünyada en çok ihracat yapan 28. ülkeymişiz (Vietnam’ın hemen altında). Yaptığımız ihracat ise 152 milyar $. Vatandaştan ne kadar topluyordu devletimiz? 234 milyar $. İhracatla uğraştığına değmez yeminle. Koy zammı, koy vergiyi zaten sesi çıkmıyor milletin… Ödesin dursun.

Sadece Güney Kore’nin sadece bir markasına bakalım. Samsung 2013 yılında tek başına 125 milyar $ satış yapmış. Yani Samsung birazcık sıksa Türkiye Cumhuriyeti kadar para kazanacak.

Demek ki neymiş para teknolojiye yatırım yapmaktan geçiyormuş. Bir zamanlar bir bakanımız vardı şimdi kendisi başbakan. Diyordu ki “Aman bu bulut sistemine fazla kafayı takmayın beyninizi yakarsınız. Kullanın geçin.” Kullananla üreten arasındaki fark gözünüzün önünde.

Peki, harcamalarımız yani ithalatımız ne kadarmış ona bakalım. Yine 2015 rakamlarına göre dünyada en çok ithalat yapan 23. ülkeymişiz ve toplamda neredeyse 243 milyar $ dışarıya para göndermişiz. Arada 100 milyar $’lık fark var. Neyse sıkıntı yok milletten toplanan vergilerle ithalatın neredeyse tüm masrafı çıkıyor. İhracattan gelenlerle de camii yaptırırız, imam-hatip falan açarız. (İthalat rakamlarına da aşağıdaki tablodan bakabilirsiniz)

Konu vergiden açılmışken tekrar bakalım neye ne kadar vergi veriyoruz. Güzel ülkemizde toplam 372 çeşit vergi var. “Say lan.” demeyin bunları tek tek Maliye Bakanı bile sayamaz.

En çok vergi ödediğimiz ürün kalemlerinden olan benzini söyledik %67. Alkolden alınan vergi ise (meyveli şaraplar hariç) %50’den başlıyor. Yani, 61 liraya 50’lik Yeni Rakı alıyorsanız bunun 34 TL’si vergi.

Arabadan alınan vergiler ise şöyle:

1.6 motor’dan düşük modeller için galeriye ödediğiniz paranın %71’i vergi!

1.6 ve 2.0 arası motor hacmine sahip arabalar için %124!!

2.0 motor ve üzeri için (3’leri, 4’leri saymıyorum) %189!!!

Peki, ecnebi memleketlerde durum nasılmış bakalım. Bu aralar iyi kafa tuttuğumuz ABD’yi ele alalım. ABD’de çalışan bir vatandaşsınız. 2.0 motor, dizel, 2017 model AUDI Q7 almak istediğinizde 49 bin $ para vermeniz gerekiyor.

Türkiye’de “kodaman” bir vatandaşsınız. Aynı arabayı almak istiyorsanız net fiyatı 49,331 Euro (182 bin TL). Kur farkı adamları ilgilendirmez. Buraya kadar normal. Ama net fiyatından araba almanız imkansız. Kış geldi Meclis’in kaloriferleri, alttan ısıtmaları, klimaları çalışmak zorunda. Aziz milletvekillerimizin oturduğu ceylan derisi koltuklar kışın üşütüyor. Bundan dolayı sen Q7’ye bineceksen devletini de düşünmek zorundasın “birazcık”. O “birazcık” şu kadara denk geliyor: Net fiyatın üzerine, ÖTV+KDV+Motorlu Taşıtlar Vergisi+Trafik Tescil ve Ruhsat İşlemleri Resmi Bedeli+ Trafi Tescil ve Ruhsat İşlemleri Hizmet Bedeli=453,124 bin TL. (Blackboard?)

2016 model, 3.7 motor, dizel bir Ford Mustang’i ABD vatandaşı 24,145 $’a alabilirken, bir Türk bu aracın dizelini edinemiyor, ama 3,7 motorun 2015 modelinden bulup 525 bin TL’ye alabiliyor. 2017 model, 2.3 motorunu ise kavga, dövüş, pazarlık en aşağı 455 bin TL’ye alabiliyor.

Son örnek ise orta halli bir araba olan Toyota Corolla. Bir ABD’li 2016 model, 1.8 motor, dizel Corolla’yı 17,300 $’a satın alabiliyorken bizim vatandaşımız bu aracın 1.8’ini alamıyor. Çünkü yok. En fazla 1.6 benzinlisi var, o da ABD’dekine en yakın özelliklerde olanının fiyatı 96,525 TL.

Şimdi, şanlı mazisi olan devletimiz mi aziz yurttaşlarını daha çok seviyor yoksa daha millet bile olamamış dünkü Amerika mı bakalım…

ABD’nin California eyaletinde asgari ücretle geçinen bir ABD’li çalıştığı saat başına 15 $ alıyor (orada sistem saat ücretiyle hesaplanmakta). Günde 8 saat insani şartlarda çalışan ve haftasonları Yankee’lerin maçına gitmeyi sevdiği için çalışmayan bu vatandaşımızın ayda cebine 2640 $ para giriyor (dikkat edin bu “asgari” ücret yani alınabilecek en düşük para).

Bu ABD’li McDonalds işcisi ayda 1640 $ ile geçinse ve 1000 $ taksitle Toyota Corolla almak istese 17 ayda araba sahibi olabiliyor.

Asgari ücreti 1400 TL olan yurdumuzun vatandaşı bir çılgınlık yapsa, sokakta yatıp sadece iki öğün simit yese ve ayda 400 TL ile geçinip 1000 TL taksitle Toyota Corolla araba almaya kalksa 96 ay yani 8 yıl taksit ödemek zorunda.

***

Üretmeden, teknolojiyi ve bilimi geliştirmeden, milletinin üç kuruşuyla geçinen devletimiz, bu kadar cefa çeken milletimize ne hizmet sunuyor?

Herkesin en değerli varlığı çocuklarıdır. Herkes çocuğuna bir şeyler bırakma derdinde. Evlatları okuyup adam olsunlar, iyi yaşayıp vatana-millete faydalı olsunlar diye ömrünü seferber eden anne-babalara devletimizin sunduğu eğitim hizmeti ise fen bilimlerinde, okuduğunu anlamada ve matematikte dünya ortalamasının altında bir nesil yetiştiren eğitim hizmeti…

Pisa sonuçları da aşağıdaki tabloda.

***

Kazık dolu bir yıl yaşadık. 2017’de yeni yeni kazıklarla görüşmek üzere esen kalın…

(Bu arada mazota 12 kuruş zam geliyor bu akşam. Haberin olsun Türkiye’m)

***

“Milleti yaşat ki devlet yaşasın”

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone