Dinle Küçüğüm!

yusufhanguzelsoy

Bu yazıyı 3 kere yapıştır, sonra takla at, hiçbir şey olmadığını göreceksin!” desem bile bu yazıyı 3 kere yapıştırıp, takla atmaktan çekinmezsin!

Biliyorum, yaşın küçük. Ama aklın değil. Sen, büyük bir ırkın evladısın!

Aç tarihinden hepi topu 2 satır oku desem de, “Ben ciks” adamım der okumazsın!

Televizyonların kaderi senin elindedir. İster belgesel açarsın, ister zibidilerin, mankenlerin bulunduğu kanalı açarsın.

Belgesel, tarih kanalı açarsan helal olsun sana; en azından az biraz genel kültürün olacak. Belki de inanmayacaksın saçma sapan kopyala-yapıştır yazılarına.

Ama zibidi-manken tekelindeki kanalları açarsan, senin evinde ki eşyanın adı aptal kutusu oluverir. İçindekinden değil ha! Onu izleyenden ötürü!

Türk büyükleri senin yaşında iken ya kitap okurdu, ya kendini savaş için, devlet adamlığı için hazırlardı.

Kimisi, “Türk’ün dili Arabın, Farsın dilinden üstündür!” dedi, Türk lügatı yazdı. Adı hala gönüllerde…

Kimisi, “Vatan için ölmek, yeniden doğmaktır!” dedi ve milleti için savaştı. Onlar sonsuz oldu, isimleri hala gönüllerde…

Birisi “Mimar Sinan”, diğeriKürşad” oluverdi. Ölseler de isimlerini gönüllerde yaşattılar.

Ama zibidilerin ve mankenlerin kimisi yatakta sevgilisi tarafından zehirlenerek öldürüldü…

Kimisi tuvalet köşelerinde ellerinden düşen uyuşturucu haplar ile kafası klozetin içine sıkışmış şekilde bulundu.

10 gün medya-basın onları tartıştı. Ailesi, sülalesi hem yitip gidenine hem de basında medyada rezil olmalarına kan ağladı!

10 günü bir gün geçmeden hepsi aptal kutularından silinmeye başladı!

Aptal kutusu ve dahi sen unutmuştun, sıkılmıştın çünkü, için bayılmıştı bu kötü sonu izlemekten…

Oysa ki büyük bir iştahla açmış ve ölüme giden süreci bir saniye kaçırmadan izliyordun!

Sonra öğretmenin, okulda Türk büyüklerinden bahsetmeye başladı yine… Sen hemen sınıfından bir kıza göz kırpmaya başladın. Senin için mankenlerin hayatının anlatılması değil ama Türk büyüklerinin hayatının anlatılması “boş zaman” demekti çünkü!

Dinle küçüğüm!

40 Çerisi ile Çinlinin sarayını basan Kürşad’ın yanında zibidinin sözü bile olmaz herhalde! Tac Mahal’in yanında en modern gökdelenler, stadyumlar nedir ki?

On binlerce kapasiteli stadyumlar çöktü de, yüzyıllardır ayakta değil mi Tac Mahal?

Orhun anıtlarına, “bu taşlar da ne böyle ya?” diye baktın…

Disko, bar görünce “Üf! Çok güzel yapmışlar aga!” dedin.

Neticede, son söylediğin sözlerden sonra sen de artık aptal olmaktan çıkmıştın.

Çünkü bir gün zibidi avcısı yönetmenlerden birisi seni gördü ve keşfedildin.

Yaşasın! Sen de büyük adam olacaktın artık!

Evet, senin için güzel günler başlamıştı, aptal kutusunun başında değildin ve televizyonun da kurtulmuştu artık, sen yoktun başında diye aptal kutusu değildi…

O güzel günlerde, sen lüks içinde yaşarken soydaşların zulme uğruyordu! Sen kıyafet değiştirir gibi sevgili değiştirirken her gün yeni bir bebek Türk diye öldürülüyordu!

Sen, “Haiti” için yardım toplamaya başlamıştın o sıralar, çok doluydun.

Nereden zaman ayırabilirdin ki bunlara, değil mi küçüğüm?

Ama artık senin için de son geldi.

Sen de artık bir tuvalettesin. Ellerinde uyuşturucu hapları, ağzında köpükler vardı. Gözlerin kıpkırmızı fakat gözaltı torbaların mosmordu!

Hortlamıştın daha ölmeden!

Seni ne bu hale getirmişti?

Anlatmaya gerek yok küçüğüm. Bari ölürken, Kürşad’ı değil de zibidileri izlediğin günleri hatırla! O zibidilerin ölüme giden sürecini…

Seni bu hale getiren süreç ile aynıydı her şey!

Ve küçüğüm…

Sen de 10 gün medyada, basında yer bulduktan sonra unutuldun… Adını bir 10 yıl sonra ailen bile sonradan çıkan skandalların yüzünden sildi!

Ama Kürşad hala gönüllerde, Tac Mahal hala ayakta!

Ha, unutmadan! O çok beğendiğin disko senin orada ölmenden ötürü kapandı ve şimdi sahipleri senin ruhuna lanet okuyor, küçüğüm!

(2008)

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone