Dr. Rıza Nur

1879 yılında Sinop’ta dünyaya gelen Rıza Nur, 63 yıllık fırtınalı hayatında dosttan çok düşman edinmiş ancak esas düşman kitlesini 1968 yılında yayımlanan ‘Hayat ve Hatıratlarım’ adlı kitabı ile kazanmıştır. Yayımlanan hatıratta yer alan ifadeler bomba etkisi yaratmış ve kendisine olan saygı ve özlemi yerle bir etmiştir.

İlk ve orta öğrenimini doğduğu ilde tamamladıktan sonra İstanbul’a gelen Rıza Nur, askeriye ve tıbbiye hayatına burada başladı. 1901 yılında askeri tıbbiyeden yüzbaşı olarak mezun olan Rıza Nur, 1903 yılında kolağalığına terfi etti. 1905 yılında doçent, 1907 yılında profesör oldu. 1908 yılında binbaşılığa terfi etti. Meşrutiyetin ilanından sonra Sinop mebusu oldu .

İttihad ve Terakki’yi eleştirdi, üniversitedeki dersi kaldırıldı ve rütbesi düşürüldü.

Daha çok eleştirdi, ülkeden sürüldü, 8 yıl Mısır’da yaşadı.

Mütarekeden sonra ülkeye döndü ve Kurtuluş Savaşına katıldı.

Sinop mebusu olarak Millet Meclisine girdi, iki dönem milletvekilliği yaptı.

İlk Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) oldu. Daha sonra Sıhhiye Vekilliği yaptı.

Sakarya Meydan Muharebesinde cephe gerisine seyyar hastaneler kurdu.

Moskova ve Lozan anlaşmalarına gönderilen heyetlerin içerisinde görev aldı.

1926 yılında Atatürk’e yapılan suikast girişimlerinin ardından; adı, suikast girişiminde bulunanlar arasında geçmemesine rağmen, muhalif olduğu için, bu ateşin onu da saracağını düşünerek ülkeden kaçtı. Nutuk’ta adının hain olarak geçmesi üzerine, meşhur hatıratını yazmaya başladı. Gurbetteki hayatının ilk yıllarını Paris’te, kalan yılları ise İskenderiye’de geçirdi. 1938’de, Atatürk’ün ölümü üzerine Türkiye’ye döndü. 1942 yılınında, kurucusu olduğu ‘Tanrıdağ’ dergisinin 18. sayısının hazırlıklarını yaparken, 8 Eylül gecesi dünya ile olan mücadelesine yenik düştü ve öldü.

Cenazesine; devlet yetkilileri, fikir adamları, yazarlar ve birçok üniversite ve lise öğrencileri katıldı ve süssüz bir törenin ardından cenaze defnedildi.

Hatıratlar, 1960 yılına kadar açılmamak kaydıyla Londra’daki Biritiş Müzesine, birkaç kopyası da Hollanda ve Almanya’da çeşitli yerlere verilmiş. 1968 yılında ‘Hayatım ve Hatıratım’ adlı kitabı Altındağ Yayınevi tarafından tek cilt olarak basıldı. Atatürk’e ve Cumhuriyet’in kurucularına büyük iftiralar ve hakaretler içeren kitap hızlı bir şekilde toplatıldı ve yasaklandı.

Yaşadığı dönemde,Türkçüler üzerinde büyük bir iz bırakan Rıza Nur, hatıratların ardından dönemin Türkçülerinde nefret, şaşkınlık ve hayal kırıklığı yaratmış. Yazdığı yalan ve iftira dolu hatırat, adeta itibarına bağladığı bir dinamit olmuş ve yayımlandığı gün, itibarını paramparça etmiş.

Hatıratın yayımlandığı ilk günlerde Atsız, Osman Nuri Kurt’a yazdığı mektupta ‘…Birisi herhalde oradan istinsah(kopya) ederek getirip bastırmış. Ben okumadım. İçinde çok çirkin şeyler varmış.’ demiştir. Yine ORKUN Vakfı Mütevellisi, Yakan CUMALIOĞLU, Orkun Dergisinin 107. sayısında hatıratların ardından Atsız ile hatıratlar hakkında yaptığı bir konuşmayı şöyle anlatmış ;

”…Dr. Rıza Nur’un bu eserinin bir yayınevi tarafından 1968 yılında basılıp piyasaya sürüldüğü ve hemen toplatıldığı günler idi. Elime geçti, tamamını okudum ve Atsız Beye bu kitap hakkında sorular sordum. Bana verdiği cevap; Atsız’ın kişiliğini, tarihi sorumluluğunu, geçmişe ve Türk büyüklerine olan saygısını, sevgisini ve objektif olabilmesini göstermesi bakımından önem arz etmektedir. Özetle “Bu eseri orijinal metninden okuduğunu, Dr.Rıza Nur’un bu eseri kaleme alışının siyasi çatışma sonucu yaşadıklarının etkisiyle hissi olduğunu, içerisinde yazılanların çarpıtıldığını, doğru olmadığını, Atatürk karşıtlığının aşırıya kaçan bir takım isnatlara dayandırıldığını, inanmadığı bu iddiaların kaleme alınışından üzüntü duyduğunu, bu eseri bütünüyle tasvip etmediğini ifade ederek; bu eserin ancak Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının işine yarayacağını buna müsaade etmeye hakkı olmadığını, kanuni sorumluluğu çerçevesinde avukatı olan ve 1944 duruşmalarından dava arkadaşı Kerkük Türkmen liderlerinden Av. Enver Yakupoğlu’na gerekli girişimde bulunması için talimat vereceğini söyleyerek sözünü noktaladı.” demiştir.

7 Eylül 1951 yılında yayımlanan Orkun Dergisinin 49. sayısı Rıza Nur’a ayrılırken, 1963 yılında yayım hayatına başlayan Ötüken Dergisinde durum öyle olmadı, Rıza Nur aynı ilgiyi görmedi. Eylül 1974’te yayımlanan Ötüken Dergisinin 129. sayısında bir anma yapıldı, ancak bu anma Atsız tarafından değil, dergi sıfatı ile yapıldı. Yine Eylül 1975’te yayımlanan Ötüken Dergisinin 141. sayısında Atsız, ‘Türk Tarihinde Eylül’ başlıklı bir yazı yayımladı. Yazıda Tuğrul Beyin ölümünü, Yavuz Sultan Selim’in ölümünü ve Sakarya Zaferini anarken, 8 Eylül 1942 yılında ölen Rıza Nur hakkında tek cümle bile yazmadı, belki de Rıza Nur’un Sakarya Zaferinde önemli rol oynadığını bildiği halde…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone